40,00 26,00 t
Ahlâk-ı Alâî, klasik ahlâk kitaplarında takip edilen sıraya uygun olarak üç ana bölümden oluşur. Bunlar; ahlâk eğitimini inceleyen “Ahlâk İlmi”, ev idaresinden bahseden “İlm-i Tedbîrü’l-Menzil” ve devlet yönetimi ve siyaset felsefesiyle ilgili olan “İlm-i Tedbîrü’l-Medine” bölümleridir. Sonuç konumundaki “Hatime” bölümünde Eflatun, Aristoteles, Gucduvânî ve Mevlana Celaleddin’in vasiyetleri yer almaktadır. Bu eser, andığımız diğer üç örneğin muhteva ve özünü taşımasının yanında, edebî letafeti, hikâye ve örneklerle öğrenimi kolaylaştırması, yazarının nefis hastalıklarının tedavisini Gazzâlî’nin İhyâ’sından aldığı malzemeyi yeniden harmanlayarak işlemesi ve sevgi bahsini Molla Câmî’den yaptığı iktibaslar yanında kendi özgün donanımıyla yeniden inşa etmesiyle ahlâk düşüncesine özel katkıda bulunmuştur. Kınalızâde, eserinde yer yer Tûsî’nin görüşlerine itiraz etmiş ve özgün açıklamalar yapmıştır. İçki içme adabına eserinde yer vermemesi, kız çocuklarının okutulmasını savunması ve tasavvufta bir eğitim yöntemi olarak zühdü kabul etmesi bunlar arasında sayılabilir. Ahlâk-ı Alâî’nin literatüre katkısını daha çok siyaset felsefesi konusunda görmekteyiz. Siyasetçi-asker ilişkisi ve yöneticilerin sahip olmaları gereken niteliklere dair örneklendirilmiş düşünce ve önerileri günümüz siyaset bilim ve felsefesine de ışık tutar niteliktedir.
32,00 21,00 t
Türkiye, son yüzyılda siyasî, toplumsal, dinî, kültürel ve kurumsal açıdan geniş ölçekli yatay ve dikey değişimler yaşamaktadır. Bu değişim sürecinde en çok tartışılan sorunlar din, dinî değerler ve dinî kurumlardır. Din ve dinî kurumlar, Cumhuriyet döneminde, siyasi kutuplaşmaların, siyasî ve hukukî değişim ve dönüşümlerin hep odağında olmuştur. Ulus devletin kurucu kadrosu, Diyanet’e İslam’ın inanç ve ibadetleri konusunda halkı aydınlatmak ve din hizmeti vermek, ibadethaneleri kontrol etmek; İlahiyat’a ise “yüksek diniyat mütehassısları yetiştirmek”, devrimleri desteklemek; hurafeler ve “gerici” akımlarla mücadele etmek gibi bir görev biçmiştir. Seçimlerle işbaşına gelen iktidarlar ve darbe ile yönetime el koyan ihtilalciler, dini ve dindarları bu kurumlar yoluyla kontrol etmeye veya yönlendirmeye çalışmışlardır.
Cumhuriyetin politikasının, zamanla Pozitivist anlayışa kayması, laikliğin din aleyhtarlığı olarak algılanması ve uygulanması, karşısında kayıt dışı bir din anlayışını yaratmıştır. Dinî cemaatleşmeler, şeffaf ve açık olmaktan çıkararak siyasî yapılara veya ticari şirketlere dönüşmüştür. Dinî düşüncenin yenilenememesi ve dinî bilgi ihtiyacının Arap dünyasından yapılan çeviriler yoluyla giderilmeye çalışılması, katı laikçiler ile katı muhafazakarları karşı karşıya getirmiştir.
20,00 13,00 t
Temel hak ve hürriyetlerin ahlâkî ve hukukî gücü günümüz toplumlarında, gözlenebilen önemli bir gerçekliktir. Bu değerler, günümüzde, insanlık onurunu koruma hususunda bütün kültürlerde ortak talepler olarak görülür.
İslâm’ın ortaya koyduğu ve insanlara hasrettiği bu hak ve hürriyetler yıllardır kullanılırken, günümüz dünyasının milletlerarası yazılı belgelerle de korumaya çalıştığı hürriyetler konusundaki karnesinin durumu çok iç açıcı olmasa gerektir.
30,00 20,00 t
Bir kefesinde samimiyet ve bir kefesinde disiplin taşıdığımız çalışma ölçüsü, yaptığımız işlerin iyi yönde anlatılmasını, güzel ifadelerle konuşulmasını sağlarken, belki de hayatımızdaki dönüm noktalarından biriyle buluşturur bizi.
Ezber bozan insanların, yaşadıkları sokaktan mahalleye, şehirden ülkeye ve en nihayetinde haritada yerleri gösterilemeyen coğrafyalara değer katma arzusu ve insanlığa karşı sorumluluk bilinci size de sirayet ettiğinde, bunun, sizin için neden bir dönüm noktası olduğunu anlarsınız bir anda. Ve ezberiniz bozulur sizin de.
Bu kitapta; Gerede’nin bir köyünde, sadece okulda gördüğü bir atlasta dünya ülkelerine gitmeyi hayal eden bir çocuğun, sonrasında hayallerini değil gerçeği gerçekleştirdiğini, toplumda yardımlaşma ruhunun oluşmasına ve gelişmesine öncü olma isteğini bulacaksınız.
40,00 26,00 t
Kendi kendime: ’’Acaba sonsuza dek insanlığımın ihtişamını koruyabilecek miyim?’’ diye sorarım. Bundan dolayı bütün insanlığın yararına olacak hakikatleri yazmaya çabaladım. Yazdıklarım kalemimin şeffaflığından ve aşkından sizlere sunduğum düşüncelerimdir. Yazarların eserlerinin, parmak izleri gibi, onların ruhlarını yansıttıklarını biliyor muydunuz? Eserdeki bütün cümleler ve konular hayatım boyunca tecrübe edindiğim hakikat ve düşünce dünyasının bir ürünüdür.
İnsanlığın özgürlüğü gayeniz olduktan sonra, güçlü bir şekilde ilerleyecek ve asla yorgunluk hissetmeyeceksiniz. Sadece bir ideoloji veya bir grup insanların faydalanabilmesi için değil bütün insanlığın faydalanacağı şekilde yazıyorum. İnsanlığın saadeti bütün insanlığın ibadeti olmalıdır.
60,00 39,00 t
Ahlak olmadan, insanların yöntemi için kanunların kifayetsizliği nasıl bir gerçekse, güzel ahlâkın bir nevi hayata intikali mesabesinde olan âdâb-ı muâşeret olmadan da ahlâkın, bir nazariye olmaktan öteye geçmeyeceği de öyle bir gerçektir. Bu demektir ki, bireysel ve sosyal hayatta âdâb-ı muâşeret olmadan ahlâkın, ahlâk olmadan da kanunların fert için dünya ve ahiret saadetini temin edebileceğini söylemek pek mümkün gözükmemektedir.
Bir toplumda, adap ve erkâna riâyet edilmiyorsa, orada ahlâkın varlığından bahsedilemeyeceği gibi; âdâb-ı muâşeret ve ahlâka önem verilmeyen cemiyetlerde, insana, dolayısıyla hukuka saygıdan, nizam ve intizamdan bahsetmek de mümkün olmaz.
Bu sebeple Âdâb-ı Muâşeret; insana, cemiyet içerisinde saygın bir birey olarak yaşayabilmek için lazım olan nezâket kurallarını öğreten, insanî ilişkilerde uyulacak ölçülü ve nazik davranışların şeklini ortaya koyan, şahsı toplum içerisinde erdemli ve hürmete lâyık kılan söz, iş ve davranış biçimlerini kapsayan önemli bir disiplindir.
30,00 20,00 t
Endülüs’ün ilk mütefekkiri, ilk İslam filozofu ve sufisi hiç şüphesiz İbn Meserre’dir. İbn Meserre, doğu ziyaretlerinin dışında, hayatının önemli bir bölümünü kendi öğrencileriyle birlikte, Kurtuba Sierra’da ki zaviyesinde geçirmiştir. Bu zaviyede Endülüs’ün tasavvuf ve zühd hayatının ilk örnekleri yaşanmış olsa da, İbn Meserre’nin asıl amacı, İslâm Felesefesinin temel meselelerinden din-felsefe veya akıl-vahiy arasında ki uzlaşmayı temellendirmek olmuştur. İbn Meserre kendi düşüncelerini, Meşşai filozofların sistemlerine benzer bir şekilde, Platoncu, Aristocu ve Yeni-Platoncu felsefelerden de faydalanarak, onların fizik ve metafizik argümanları üzerinde, Kur’anî kavramlarla mezcederek temellendirmiştir.
Şöhreti batıdan başlayıp doğuya kadar uzanan İbn Meserre’nin mistik felsefesinin Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan düşünürleri etkilediği inkâr edilemez. İbn Meserre’nin düşüncelerinden etkilenen şahsiyetler arasında İbn Berrecan, İbn hazm, İbn Arif, İbn Kasî, İbn Rüşd, İbn Arabî, İbn Tufeyl gibi Müslüman düşünürler ile Mûsâ ibn Ezra, Yûsuf İbn Sıddik el-Kurtubî, İsmâ’il İbn Tibbon, İbn Gabirol, Wulf, Gundisalvi, Duns Scotus, Roger Bacon, Raymond Lull gibi Yahudi ve Hıristiyan düşünürler yer almaktadır. Felsefî sistemi, kompleks bir geleneğin toplamı gibi gözükse de sadece basit, eklektik bir düşünür olmaktan uzak olarak İbn Meserre, bütün sistemlerdeki felsefî unsurları orijinal, aynı zamanda birtakım yeni unsurlarla birleştirmektedir. İbn Meserre’nin ilham aldığı bu yeni unsurların kaynağı, İslam dininin yegâne kaynağı Kur’an’dır. İşte bu nedenle, bütün felsefi sistemlerden yararlanması, düşünceleri bir araya getirmesinden ve birçok düşüncenin ilk mimarı olmasından dolayı İbn Meserre, sistemlerin filozofu ve ilklerin filozofu olarak İslam düşünce tarihinde ki yerini almıştır.
30,00 19,50 t
24,00 16,00 t
28,00 19,00 t
15,00 10,00 t
26,00 18,00 t
16,00 11,00 t
12,00 t
15,00 10,00 t
10,00 7,00 t
25,00 t
28,00 t
Hanefî İllet Teorisi, Sebep ve Şart Kavramlarıyla İlişkisi ve Hukuki Düzenlemelere Etkisi
24,00 t
Osmanlı Kıbrısı’nda Müslim-Gayrimüslim İlişkileri
24,00 15,00 t
Mehdilik Ve Nüzûl-İ İsa Tartışmaları -İslam’ın Klasik Çağında Eskatolojik Kurtarıcı İnancı-
30,00 20,00 t
Ahlâk-ı Celâlî
Levâmi’u’l-İşrâk fî Mekârimi’l-Ahlâk
(Güzel Ahlak Hakkında İşrâk Parıltıları)
150,00 105,00 t
Hz Muhammed (3 Cilt)
1- İslam Daveti Mekke
2- Davvetten Devlete Medine
3- Devletten Medeniyete
14,00 t
Epistemik değer skalasının yerleşim düzenine göre dönemlerin epistemolojileri oluşmakta; hatta, ’bilim’ ile neyin kastedildiği bile kişi, toplum ve tarihsel dönemlere göre değişebilmektedir.
15,00 t
Müslüman toplumlarda dinî meseleler konuşulurken, tartışılırken hatta soru cevaba konu olurken kulaklarımızın çok aşina olduğu ve sıklıkla duyduğumuz kelimelerden biridir ihtiyat. Allah (c.c.)’a ve âhiret gününe inanan Müslüman insanlar için dinî yaşantıda hassasiyet göstermek olması gereken bir durumdur. Bu hassasiyet çoğu kere dinî hükümler konusunda kesin bilgi bulunmayan durumlar ya da meselelerde daha da belirginleşir. Bunun en önemli nedeni Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadisinde buyurduğu “açıkça belli olan helaller ile açıkça belli olan haramlar” dışında bulunan kimi şüpheli (belirsiz) durumların varlığıdır.
15,00 t
Bu eserin temel özelliği, yöntem açısından bugünkü bilimsel yaklaşımlara benzer bir yaklaşım sergilemesi; bireysel gelişim ve erdemlilik, eğitim-öğretim, sosyo-ekonomik, politik ve kültürel yapıyla ilgili bir çoğu günümüz toplumları için de geçerli olabilecek bir fikrî muhteva ve ifade gücüne sahip olmasıdır.
18,00 t
Yazar, Kur’an-ı Kerim’i hem doğru okumak hem de onun mesajından istifade etmek amacıyla tecvid ilmini öğrenmek isteyenler için öğretim amaçlı bir yönteme bağlı kalarak, ayetlerin anlamlarını düşünmeye sevk eden vakf ve ibtida gibi konulardan başladığını, pratik yapmadan da anlaşılması okuyucuya kolay gelen bilgileri kitabın baş kısmına aldığını, en kolay olandan daha az kolay olan konulara adım adım ilerlediğini, pratik yaparak öğrenilmesi gerekli olan konuları ise kitabın son kısımlarına bırakmak suretiyle tecvid konularını bir düzen içerisinde yazdığını ve takip ettiği bu yöntemin, hem öğrenciye hem de öğretmene çalışma ve zaman tasarrufu sağlayacağını söylemektedir.



























































































































