- 1
- 2
24,00 15,00 t
30,00 20,00 t
Hz. Peygamber’in sünnetinin yazılı belgelerini teşkil eden hadisler, 14 asırdan beri Kur’ân’la birlikte İslâm dünyasının ve Müslümanların her konuda ikinci başvuru kaynağı olma özelliğini sürdüregelmiştir. Hadisler Hz. Peygamber döneminde yoğun bir ezber faaliyeti olarak başlayıp daha sonra yaygınlaşan kitâbet, tedvîn ve tasnîf yöntemleriyle muhafaza edilmiştir.
25,00 t
1995 Ramazan’ında başlayıp her yıl periyodik olarak devam eden Kur’an Sempozyumlarının artık geleneksel hale gelmesi sevindirici bir durumdur. Gerek bugüne kadar gerçekleştirilen, gerekse önümüzdeki yıllarda, farklı konularla başka vilayetlerde gerçekleştirilecek bu sempozyumlar, Türk halkının derin ve uzun soluklu bilimsel/kültürel programları kaldırabilecek bir düzeye gelmiş olmasının işaretlerini vermektedir
20,00 13,00 t
Kelâmcıların oluşturduğu atom teorisi, İslâm düşüncesinin kendine özgü paradigması içinde özel bir konuma sahiptir ve Allah-âlem ilişkisi konusunda bazı İslâm filozoflarının savundukları kâinatın ezelîliği fikrine karşı, bu fikri çürütmek amacıyla geliştirilerek sistemli hale getirilmiş bir teoridir
13,00 9,00 t
Mal, insan hayatının önemli dayanağıdır. İnsan hayatı, mal ile devam eder, zira insanın hayatını devam ettirmesinde son derece önemli rol oynayan gıda, giyim, mesken, eğitim vb. öncelikli ihtiyaçların tümü, mala dayanmaktadır.
80,00 52,00 t
Tefsir tarihi adıyla sunduğumuz bu eserde, Müslümanların mukaddes kitabı ve insanlığın hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’i açıklama vazifesi Yüce Allah tarafından kendisine verilen Hz. Peygamber’in ve onun varisleri durumunda olan din âlimlerinin onu nasıl tefsir ettiğini ortaya koymaya çalışacağız.
12,00 8,00 t
Bu eserimizde, Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevasının eşsiz zenginlik ve genişlikte olduğunu ortaya koymaya; ilgili konuda yapılan pek çok tespit, tercih ve tasnifi ayrıntılarıyla ifade etmeye; son tahlilde, bu tasnifleri analiz ederek temel konuları sıralamaya çalıştık.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
25,00 17,00 t
Tefsir çalışmaları içinde ilk sırayı fıkhî tefsirler (ahkâm tefsirleri) almaktadır. Kur’an’ın, hemen uygulanması gereken bölümünü ahkâm ayetleri oluşturduğu için onlar üzerinde daha vahyedildiği günden itibaren önemle durulmuş, hicrî I. asrın sonlarına doğru da Kur’an’ın sadece amelî yönünü ele alan müstakil eserler tedvin edilmeye başlanmıştır.
12,00 t
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın insanlığa bir lütuf olarak gönderdiği ilâhî mesajların sonuncusudur. Onun insanlığa ulaşması yine bir insan olan Peygamberimiz (s.a.v.) aracılığıyla olmuştur.
14,00 9,00 t
Hiçbir kutsal kitap, insana Kur’ân kadar kâinat ve tabiattan bahsetmez. Kur’ân, insana kâinatın nasıl yaratıldığı, niçin yaratıldığı, ondaki çeşitli varlıkların yapısı hakkında çok çeşitli genel bilgiler verdiği gibi, insanın onunla nasıl bir irtibat ve ilişki içerisinde olması gerektiği hakkında da rehberlik edip ona yol göstermektedir.
18,00 12,00 t
Kur’an’ın temel işlevi, insanlar arasındaki ilişkileri, adalet, merhamet, sevgi ve saygı gibi ahlaki ve insani esaslar üzerinde yüceltmek, yaşanılan hayatta zulüm ve hukuksuzluktan eser bırakmamaktır.
25,00 17,00 t
Hukuk tarihi boyunca af kadar tartışma konusu yapılmış çok az hukuk müessesesi vardır. Adalet sisteminde merhamet duygusuna yer vermek gerekir mi? Topluma, bireylere ve insanî değerlere karşı acımasızca suç işleyenler affedilerek cezadan kurtulurlarsa toplumsal barış ve huzuru korumak mümkün olur mu? Bireylere karşı işlenen suçları devletin affetmesi, suç ve ceza siyaseti açısından isabetli midir? Bu ve benzeri pek çok soru günümüz af hukukunun hâlâ çok önemli tartışma konularıdır. Ülkemizde çıkarılan af kanunlarının, toplumun adalete olan güvenini nasıl zedelediğini ve her seferinde nasıl bir toplumsal travmaya neden olduğunu yaşayarak bilmekteyiz.
15,00 10,00 t
Günümüzde, İslâm fıkıh literatüründeki birçok görüş ve içtihat yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda en çok tartışılan meselelerden biri de fukahânın irtidat (İslâm’dan/dinden çıkma) cezası ile ilgili görüşleridir. Bilindiği gibi klasik dönem fukahâsının kahır ekseriyeti, irtidatla ilgili nass, rivâyet ve uygulamalara dayanarak mürtedin cezasının ölüm olduğu kanaatine varmışlardır Fakat İslâmî kaynaklardaki irtidatla ilgili bu nass ve içtihatlar, çağımızda farklı kesimler tarafından şiddetli bir şekilde eleştirilmektedir. Zira din değiştirdiğinden dolayı bir insanı öldürmek, bireyin istediği dini ve felsefi düşünceyi seçme hürriyetini elinden almak olarak algılanmaktadır. ...
20,00 t
Kur’ân-ı Kerim’in ihtiva ettiği konular oldukça fazladır. Zaten din, ıslah, eğitim, hidayet ve ahlâk kitabı olan Kur’ân’ın sadece belli konuları açıklaması beklenemez. Çünkü Kur’ân, insan ve hayatı bütün yönleriyle ele almaktadır. Bu vakıa Kur’ân’ın konu çokluğunu, muhtevasının zenginlik ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır.
12,00 t
Konuşma, beyan ve dil insanın ve insanlığın en önemli özelliklerinden, olmazsa olmazlarındandır. Bu sebeple bir ifade, açıklama, beyan ve iletişim aracı olarak dil, insan, toplum, millet ve bütün insanlık için çok önemlidir, gereklidir. Bütün devirlerde dil olgusuyla ifade ve beyan gerçeğiyle insan ilgisi devam etmiş olmakla birlikte insanlığın kültür ve medeniyet ortaya koyup yazıyı geliştirmesiyle birlikte dille ilgili çalışmalar ortaya çıkmıştır.
15,00 t
Kur’ân, evrenin sahibi Yüce Rabbimizden inen son ilahî mesajın adıdır. Tarihte ilâhi risaletle görevli olarak gönderilen tüm peygamberlere, geliş gayelerini ve kulluk reçetelerini bildiren Rabbimiz, son nebi Hz. Peygamber’e de Kur’ân’ı göndermiş ve onun risalet görevinde peygamberliğinin en büyük kanıtı olmuştur. Nitekim âyette buna vurgu yapılarak “Onunla (Kur’ân ile) en büyük cihadını gerçekleştir” (Furkan:52) hatırlatmasında bulunulmuştur. Bu mübarek kitabımız, ilahî takdir gereği iniş yeri ve zamanı olarak bundan yaklaşık 1500 yıl öncesinde Cezîretu’l-Arap bölgesinde neşvu nemâ bulmuş olsa da, dünyanın neresinde olursa olsun tüm inananlar için nüzulünden bugüne, en büyük kıymete ve kutsiyete sahip olmuştur.
15,00 t
XX. yy.’ın modern dünyası İkbal’i, İslâm düşüncesinin hem teorisyeni hem de pratiğinin uygulayıcısı olarak karşımıza çıkarmıştı. XXI. yüzyılda ise onun fikirleri ve siyasi düşünceleri İslam toplumlarının yeniden yapılanmaları ve dünya üzerinde saygın bir yer edinmeleri için bir ışık olabilir mi? İkbal’in fikirlerindeki canlılık ve dinamizm, güçlü bir Allah inancı ve Mevlâna’nın rehberliği bu soruya cevap verir niteliktedir. Çünkü bakışları tek taraflı değil, bir yandan Batı düşüncesi öbür yandan İslam ve özellikle tasavvuf düşüncesi kendisine rehberlik eden iki önemli ana koldur. Bu yüzden İkbal’in inancı, yalnız vicdanlarda sıkışıp kalan bir iman değil, hayatın tüm alanlarına canlılık ve dinamizm aşılayan bir imandır.
14,00 t
Din, insanla birlikte var olmutur. Çünkü söz konusu olan, Yaratıcı ile yaratılmış varlık ilişkisidir. Yaratıcının insanı var ettikten sonra bir müddet için bile olsa başıboş bıraktığı düşünülemez. İnsanlık tarihinde dinsiz yaşamış bir topluma rastlamak mümkün değildir. Din, insan topluluklarının en bariz niteliklerinden biridir. Çeşidi ne olursa olsun fert ve toplumun huzuru için daima gerekli bir müessese olmuş, kendisine ihtiyaç duyulmuş hiçbir zaman da ondan müstağni kalınmamıştır.
15,00 t
Allah’ın isimleri ve sıfatları içerisinde O’nun rahmetini anlatanları daha yoğundur. Zaten ilahi vahiy, O’nun ismini anmakla ve Kur’an, O’nun rahmetiyle başlar. İlahi rahmet ise sadece zâti bir nitelik değil, aynı zamanda yaratılanlara yansıyan yönleriyle tecelli eden bir fiildir. Allah’ın insana rahmetini ifade eden kavramlarından biri de lütuftur. Lütuf, hem insan zihnini aşan aşkınlığıyla ilahi zâtı niteleyen hem de insanlığa yansıyan incelikli iyilikleri anlatan bir sıfattır.
16,00 t
Zaman yokken, mekân yokken, ışık yokken, karanlık yokken, madde, cevher, cisim, şekil yokken, boyutlar yokken, hava yokken, boşluklar yokken, sular, renkler, nitelikler yokken, canlı cansız hiçbir şey yokken, Vacibü’l-Vücûd olan Yüce Allah tek olarak vardı. O diledi bütün bu evreni ve evren içinde olanları yarattı. Yani Buhârî’nin zikrettiği hadiste belirtildiği üzere: “Allah vardı, O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu” Sonra diledi sonsuz iradesiyle bu evreni yoktan yarattı. Yine İslâm inancına göre bir gün bu evren canlı veya cansız varlıklarıyla yine O’nun isteğiyle sona erecek, bütün canlı varlıklar özellikle insanlar hesap verecek ve yeni bir âlem kurulacaktır.
25,00 t
Süfyan es-Sevrî, mezheplerin teşekkül etmeye başladığı hicrî II. Asırda iz bırakan, mezhep sahibi fıkıh alimlerinden birisidir. Sevrî’nin kendi adıyla anılan bu fıkhî mezhep hicri VII. Asra kadar varlığını devam ettirmiş ve zamanla çeşitli siyasî, sosyal vb. Sebeplerle etkisini yitirmiştir. Bişr el-Hafî, Hamdun el-Kessâr en-Neysâbûrî, Cüneyd el-Bağdâdî gibi önemli mutasavvıfların ve Dînever şehrinden bir grubun onun mezhebine tâbi olduğu söylenir. Süfyan es-Sevrî’nin, rivayet ettiği hadisler gibi fıkhî görüşleri de kısa zamanda bütün İslam dünyasına yayılmış ve onun adıyla anılan mezhep yaklaşık beş asır boyunca meşhur fıkıh mezheplerinden biri halinde varlığını sürdürmüştür. Sevrî mezhebi hicrî V. Yüzyıla kadar Bağdat ve çevresiyle Şam’da, hicrî VII. Yüzyıl sonlarında kadar Dinever, Kazvin, Cürcan, İsfahan ve Horosan bölgesinde özellikle Dinever ve çevresinde etkili olmuştur. Bu çerçevede Süfyan es-Sevrî’nin mezhebini benimseyenleri tanımlamak üzere “Sevrî” ya da “Süfyânî” nisbeleri yaygın bir biçimde kullanılmıştır...
10,00 7,00 t
Kur’ân-ı Kerîm’de ve onun açıklayıcısı konumunda olan hadislerde dünya hayatını övücü ifadelere rastlamak mümkün olduğu gibi, yerici ifadeleri de müşahede etmek mümkündür. Müslüman ferdin dünya ve ahirete nasıl bir perspektiften bakması gerektiği, yaşamını sürdürürken prensip edineceği ilkeler, hayatını nasıl tanzim etmesi gerektiği, dinin yaşama ne ölçüde etki etmesi gerektiği ve benzeri konulara açıklık getirebilmek amacıyla, bütüncül bir yaklaşımla Kur’ân-ın dünya hayatına bakışının ve dünya hayatının ahiretle münasebetinin ele alınıp incelenmesi ve belirli çıkarsamalarda bulunulması gerekmektedir.
30,00 20,00 t
Yahudi ve Hristiyanlıkta Günlük İbadetler var mıdır? Kolaylık veya cem’ imkanı var mıdır? Nasıl? Neden?
Kur’an-ı Kerim’de farz namazların birleştirilmesi ile ilgili ayetler var mıdır?
Namazların birleştirilmesi ile ilgili hadislerin kaynaklık değeri nedir?
Hz. Peygamber (s.a.v.) namazları birleştirerek kılmış mıdır? Ne zaman? Neden?
Şia, namazları neden birleştirerek kılar?
Yolculuk, hastalık, meşguliyet gibi nedenlerden dolayı namazlar birleştirilerek kılınabilir mi?
Dünyada vakitlerin oluşmadığı bölgelerde namazlar birleştirilebilir mi?
Bu eser, bütün bu soruların ve benzer konuların cevaplarını bulmak amacıyla kaleme alınmıştır.
26,00 17,00 t
Günümüz dünyası bir taraftan baş döndürücü teknolojik ve bilimsel gelişmeler sergilerken, diğer taraftan insanî değerlerde, ahlakta korkunç bir kaos yaşanmaktadır. Akıl, gazap ve şehvet kuvvelerine yaratılış bakımından sınır koymayan insanoğlu bu duygularını düzenleyici ilahî prensiplerden yoksun olmasından dolayı ifrat ve tefrit arasında bocalayarak kendisine, çevreye, topluma ve tüm insanlığa zarar verecek eylemler yapmaktadır. İnsanın aç gözlülüğü ve hırsı geçtiğimiz bir asır içinde dünyayı bir çok defa kana bulamış, sevginin değil, nefret ve düşmanlığın acı meyvelerini ortaya çıkarmıştır. Sevgisini Allah’tan ve ve onun en güzel şekilde yarattığı insandan uzaklaştırıp materyalizmin etkisinde kalarak teknolojinin cansız nesnelerine yöneltmiştir. Çağımızda sonsuz bir potansiyele sahip insan sevgisinin yanlış yönlere kanalize edildiği görülmektedir. İslam dininin mensupları arasında dahi sevgi tam anlamıyla anlaşılabilmiş değildir.
İşte “Kur’an’ın Önerdiği İdeal İnsan Modelinin Oluşmasında Sevginin Rolü” isimli bu çalışma, insanlığın bu sorununa akademik anlamda bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle insanlık Kur’an’ın sunduğu ideal insan modeline ihtiyaç duymaktadır. Bu modelin ortaya çıkması için de tevhid inancı merkezli Allah, insan ve çevre sevgisinin iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır.
18,00 12,00 t
23,00 t
Kur’ân-ı Kerîm’in Anlaşılmasında Belâgat İlminin Rolü
- Meâni Örneği-
- 1
- 2











































































































