20,00 t
İslam düşüncesinin ilahi yönünün tarihi sayılma karakterine sahip olan bu eser, müslüman bilginlerin metafizik alanındaki çalışmalarının değerini ve inancın olgunlaşmasındaki etkisini betimlediği gibi, yüzyıllar boyunca ve büyük bir titizlikle müslümanların kuşaktan kuşağa aktarmaya çalıştıkları “İslam düşüncesinin ilahi yönünü” kaynakları, oluşum, gelişim ve olgunlaşma seyri içerisinde ortaya koymaktadır.
24,00 16,00 t
Kur’an; insanı, kendi nefsini ve hassas oluşumunu düşünmeye, araştırmaya sevketmektedir. Nitekim nefsi bilmek Allah’ı bilmeyi sağlar.
22,00 14,00 t
Bu kitabı hazırladığım zaman, düşmanlarımız hâlâ bizi gömmek için mezar kazmakta, İslam ümmeti ise hâlâ tepe taklak yuvarlanmaktadır.
10,00 6,00 t
Onları putlara ve taşlara ibadet etmeye yönelten sebep şu oldu:
Geçici bir süre için bile olsa Mekke’den ayrılmak isteyen bir kimse, yanına Mekke’den bir taş almaksızın oradan uzaklaşmazdı.
20,00 13,00 t
Kelâmcıların oluşturduğu atom teorisi, İslâm düşüncesinin kendine özgü paradigması içinde özel bir konuma sahiptir ve Allah-âlem ilişkisi konusunda bazı İslâm filozoflarının savundukları kâinatın ezelîliği fikrine karşı, bu fikri çürütmek amacıyla geliştirilerek sistemli hale getirilmiş bir teoridir
20,00 13,00 t
Temelini Kuran ve sünnetin oluşturduğu ‘hakiki bilgi’, insanlık için vazgeçilmez bir erdemdir. İslam medeniyeti, bu bilgiyi insan ve toplumla buluşturduğu sürece varlığını ve etkinliğini hissettirmiştir. İnsanlığı, layık olduğu haysiyet ve şerefine yaraşır bir biçimde dönüştürmeyi hedef alan İslam dini, Peygamber (a.s.)’ın dünya görüşü demek olan Sünnet’in topluma doğru aktarılması sayesinde bu hedefini gerçekleştirme imkanı bulmuştur.
80,00 52,00 t
Tefsir tarihi adıyla sunduğumuz bu eserde, Müslümanların mukaddes kitabı ve insanlığın hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’i açıklama vazifesi Yüce Allah tarafından kendisine verilen Hz. Peygamber’in ve onun varisleri durumunda olan din âlimlerinin onu nasıl tefsir ettiğini ortaya koymaya çalışacağız.
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
25,00 17,00 t
“İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu, kendilerinden yararlanarak doğru bir şekilde çıkarıp ortaya koyabileceğimiz esaslı iki kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’dir. Bu iki kaynakta bulunan psikolojik kavramlar ve insanın psikolojik tabiatıyla ilgili hususları, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu oluşturmak umuduyla, dikkatle inceledim.
12,00 t
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın insanlığa bir lütuf olarak gönderdiği ilâhî mesajların sonuncusudur. Onun insanlığa ulaşması yine bir insan olan Peygamberimiz (s.a.v.) aracılığıyla olmuştur.
30,00 20,00 t
49,00 32,00 t
Elinizdeki eser, Peygamber’in damadı olan Ali’den bahsetmiyor, savaş kahramanı olan Ali’den bahsetmiyor, Peygamber’in sahabesi olan Ali’den bahsetmiyor, dördüncü halife olan Ali’den bahsetmiyor, ilk Şiî imamı olan Ali’den de bahsetmiyor.
Elinizdeki eser, tarihsel Sünnîliğin ve tarihsel Şiîliğin anlatılmasını istediği Ali’yi anlatmıyor.
Kutsal, aşkın ve zihinsel olan mutlak insanî erdemliliği, kendi şahsında somut, nesnel ve yaşayan bir gerçekliğe dönüştüren Ali’den bahsediyor. Yaşayan insana, bana, sana, bize, Müslüman’a tüm insanlığa lazım olan da zaten bu Ali değil midir?
23,00 15,00 t
Sanat, Allah’ın insana verdiği bir emanettir. Allah bu emaneti, yere, göğe, bütün dağ ve denizlere sundu ama hiçbiri yüklenmedi. Bu ifadeyle anlatılmak istenen, Allah’ın durup “Ey dağ ve gökyüzü! Siz ister misiniz bu emaneti?” demesi ve onların da “hayır!” demeleri, sonra insanın yüklenmesi değildir. Aksine, dağlar ve denizler, yaratıcılık, duyarlılık ve var olandan fazla bir ihtiyaca sahip değildirler. Onlar ne muhtaç olduklarını, ne ıstırap çektiklerini, ne dertli olduklarını, ne de yaratabileceklerini hissederler.
15,00 10,00 t
Ey Rabbim!
Alimlerimize sorumluluk, avamımıza ilim, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış, anlamışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza şuur, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, hocalarımıza ve öğrencilerimize inanç, uyumuşlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, tebliğcilerimize hakikat, dindarlarımıza din, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, umutsuzlarımıza umut, zayıflarımıza güç, muhafazakârlarımıza perva, oturmuşlarımıza kıyam, donup kalmışlarımıza hareket, ölülerimize hayat, körlerimize görüş, suskunlarımıza feryat, Müslümanlarımıza Kur’an, Şiilerimize Ali, fırkalarımıza birlik, kıskançlarımıza şifa, kendini beğenmişlerimize insaf, küfürbazlarımıza edep, mücahitlerimize sabır, halkımıza özbilinç ve izzet bağışla
28,00 18,00 t
Önceki peygamberlerin evrensel bir risaleti yoktu. Mesih, Yahudi kavminin vaat edilenidir, diğer milletlerin vaat edileni değil. Musa, İsrailoğullarını Firavun ve Kıptilerin esaretinden kurtarmak, onları vaat edilen arza götürmek ve orada hür bir toplum kurmak için gönderilmiştir. Risaleti başladı, ondan başka bir şey yapmadan sonuçlandı. Musa, asla dünyanın bütün kullarını özgürleştirme risalet ve misyonuna sahip olmadı.
32,00 21,00 t
Dünya ince bir hesaplamaya göre ve somut bir amaç ve hedef için yaratılmıştır. Eğer böyle bir dünyagörüşüne sahipsem, her adımımda, her davranışımda inceden inceye düşünmem ve bu adımı atmam gerektiği gibi atıp atmadığıma bakmam gerekir. Çünkü ben de bu büyük dünyanın bir parçası, unsuruyum. Her bir zerresi ince bir hesaplama üzerine ve dakik bir hesapla olması gereken yere konmuş büyük bir dünya.
24,00 15,50 t
Dünyanın bugünkü tezadını halletmede bizim yanlışımız, mülhit mücahitleri mümin oturanlar ile kıyaslamamız ve meseleyi çözmekten âciz kalmamızdı. Bu ölçme mantık olarak yanlıştır. Mülhit mücahitler mümin mücahitler ile kıyaslanmalı. O zaman bir mücahit mülhit de zaten itiraf edecektir ki halkın kurtuluşu yolunda canı infak ve kendini îsâr etmek için Allah’a iman, daha uygun bir dünyagörüşü ve daha mantıklı bir altyapıdır.
16,00 11,00 t
“Doğu Medeniyeti” ve “Batı Medeniyeti” ayırımından hareketle, coğrafya merkezli “Doğu Bilimi” veya “Batı Bilimi” diye bir tanımlamanın imkânı var mıdır? Ya da din, kültür, ırk veya medeniyet merkezli, bir “Hıristiyan Bilimi”, “İslam Bilimi”, “Çin bilimi” tanımlaması ne kadar tutarlıdır? Cevap(lar)ı aramak için öncelikle bilgi-değer ilişkisinin nasıl kurulduğuna bakmak gerekir. Bunun için de, kendi başına bağımsız bir gerçekliğin olup olmadığı, gerçeğin belirli paradigmalarla yorumlanmış bir veri olarak araştırmacının ilgisine girdiğinin, dolayısıyla gerçekliğin izafi bir değer olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
18,00 t
İslâm dünyasındaki ahlâk felsefesi çalışmaları, Kindî, Farabî, Râzî ve İbn Sina’ya kadar geri gitmekle birlikte bu alanda yazılmış ilk özel ve planlı eser İbn Miskeveyh’e aittir. İbn Miskeveyh’i, daha çok ferdî ahlâk konularının ele alındığı “Tehzibu’l-Ahlâk” adlı eserinden hareketle alanda daha kapsamlı ve felsefî temelleri güçlü eser veren Nasîreddin Tûsî takip etmiştir. Bu bakımdan Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî’si, ahlâk felsefesi veya değişik bir deyişle felsefî ahlâk alanında ferdî ahlâk yanında ev idaresi ve devlet yönetimi gibi sosyal hayatın iki temel sahasını da ele alan ilk ahlâk kitabı olma özelliği taşır.
43,00 28,00 t
Yeni Çağ’ın özelliklerinden biri para ile barışılması, basiretin ve bilginin servet ile barışıdır. İlim servet ile neden barış yapıyor? Çünkü her ikisi ortak bir hedef bulmuşlardı; insanın günlük yaşamda daha fazla faydalanması. Ortak bir hedef buldukları zaman, ister istemez işbirliği yapmalıdırlar ve ilim paranın kutsal olacağı ölçüde kutsal olacaktır.
14,00 9,00 t
Zemahşerî, Arap olmadığı, yani Arapçayı sonradan öğrendiği halde Arapça olarak kaleme aldığı tefsiri, ilim dünyasında geniş bir şöhrete ulaşmış, hatta semantik ve belağî tefsirlerin en önemlisi olarak kabul görmüştür. Yine bunun kadar ilgi çekici diğer bir husus ise, Zemahşerî’nin Mutezilî bir âlim olmasına karşın Ehlisünnet âlimleri üzerinde oluşturduğu etkidir.
25,00 17,00 t
Hukuk tarihi boyunca af kadar tartışma konusu yapılmış çok az hukuk müessesesi vardır. Adalet sisteminde merhamet duygusuna yer vermek gerekir mi? Topluma, bireylere ve insanî değerlere karşı acımasızca suç işleyenler affedilerek cezadan kurtulurlarsa toplumsal barış ve huzuru korumak mümkün olur mu? Bireylere karşı işlenen suçları devletin affetmesi, suç ve ceza siyaseti açısından isabetli midir? Bu ve benzeri pek çok soru günümüz af hukukunun hâlâ çok önemli tartışma konularıdır. Ülkemizde çıkarılan af kanunlarının, toplumun adalete olan güvenini nasıl zedelediğini ve her seferinde nasıl bir toplumsal travmaya neden olduğunu yaşayarak bilmekteyiz.
15,00 10,00 t
Günümüzde, İslâm fıkıh literatüründeki birçok görüş ve içtihat yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda en çok tartışılan meselelerden biri de fukahânın irtidat (İslâm’dan/dinden çıkma) cezası ile ilgili görüşleridir. Bilindiği gibi klasik dönem fukahâsının kahır ekseriyeti, irtidatla ilgili nass, rivâyet ve uygulamalara dayanarak mürtedin cezasının ölüm olduğu kanaatine varmışlardır Fakat İslâmî kaynaklardaki irtidatla ilgili bu nass ve içtihatlar, çağımızda farklı kesimler tarafından şiddetli bir şekilde eleştirilmektedir. Zira din değiştirdiğinden dolayı bir insanı öldürmek, bireyin istediği dini ve felsefi düşünceyi seçme hürriyetini elinden almak olarak algılanmaktadır. ...
12,00 t
Konuşma, beyan ve dil insanın ve insanlığın en önemli özelliklerinden, olmazsa olmazlarındandır. Bu sebeple bir ifade, açıklama, beyan ve iletişim aracı olarak dil, insan, toplum, millet ve bütün insanlık için çok önemlidir, gereklidir. Bütün devirlerde dil olgusuyla ifade ve beyan gerçeğiyle insan ilgisi devam etmiş olmakla birlikte insanlığın kültür ve medeniyet ortaya koyup yazıyı geliştirmesiyle birlikte dille ilgili çalışmalar ortaya çıkmıştır.
14,00 9,00 t
Ve bir gün bir sivrisinek, evet küçücük bir sinek Nemrut’un onca ihtişamlı saltanatına, kanunlarına, ordularına karşı gelerek burnundan içeri girdi.
Ne olmuştu Uluhiyyet iddiasında bulunan, kendi kendine malik olduğunu zanneden, malı ve mülkü ile kurduğu tağuti düzeni ile gurur duyan Nemrut’a? Şimdi ufacık bir sivrisinek karşısında aciz kalıyordu.
Böylece Allah, ilahlık iddiasında bulunan Nemrutların, yarattıklarından en küçüğünün vereceği zararı dahi gidermekten aciz olduğunu insanlığa gösteriyordu.
15,00 t
XX. yy.’ın modern dünyası İkbal’i, İslâm düşüncesinin hem teorisyeni hem de pratiğinin uygulayıcısı olarak karşımıza çıkarmıştı. XXI. yüzyılda ise onun fikirleri ve siyasi düşünceleri İslam toplumlarının yeniden yapılanmaları ve dünya üzerinde saygın bir yer edinmeleri için bir ışık olabilir mi? İkbal’in fikirlerindeki canlılık ve dinamizm, güçlü bir Allah inancı ve Mevlâna’nın rehberliği bu soruya cevap verir niteliktedir. Çünkü bakışları tek taraflı değil, bir yandan Batı düşüncesi öbür yandan İslam ve özellikle tasavvuf düşüncesi kendisine rehberlik eden iki önemli ana koldur. Bu yüzden İkbal’in inancı, yalnız vicdanlarda sıkışıp kalan bir iman değil, hayatın tüm alanlarına canlılık ve dinamizm aşılayan bir imandır.
12,00 8,00 t
Erken dönem İslam toplumunda yaşanan düşünsel, siyasal ve sosyal kırılmalar İslam düşüncesinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Bu döneme dair yapılan çalışmalar, dönemin politik-teolojik/siyasi-fikri oluşumlarının temel dinamiklerine ışık tutmaktadır. Kaderiyye’nin ilk mümessilleri arasında yer alan Mâ’bed el-Cüheni (ö.83/702?) ile Gaylân ed-Dimaşkî’nin, (ö.120/738) Emevi Hanedanı’na yönelttiği dini ve siyasi eleştiriler, bu dönemde yaşanan siyasal ve düşünsel ayrışmaları göstermektedir.
12,00 t
Bu çalışmada bütün dünyayı etkisi altına alan, sosyal hareketlilikler sonucunu doğuran sanayi devrimi, aşamaları ve sonuçları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Kur’an’da değişim ifade eden kelimeler ele alınmış, çeşitli disiplinlerde sosyal değişme ve ilgili kavramların tanım ve açıklamaları kendi kaynaklarından geniş bir şekilde verilmiştir. Olumlu ve olumsuz yönden sosyal değişmeler, Batıda görülen yeni arayışlar ve İslam dünyasına etkileri, oryantalizm ve sömürgecilik, İslam toplumunun değişimi konusunda bazı mülahazalar başlıkları altında incelemeler yapılmıştır. Son olarak bireyin ve toplumun değişme imkân ve kabiliyeti çerçevesinde, değişik konular detaylı olarak ele alınmıştır.
18,00 12,00 t
İnsanların seçimlerine, giyim kuşamlarına, yeme-içme alışkanlıklarına, zaman ve mekân tasavvurlarına, kısaca yaşama biçimlerine yansıyan dağınıklık, düzeysizlik, basitçe bir zevk meselesi olarak asla değerlendirilemez. Bizce bu durum temelde bir akıl yürütme sorunu olduğu gibi zamanla oluşan bir estetik algı bozukluğu veya estetik yoksunluğu olarak ta görülebilir...
18,00 12,00 t
İnsan bazen kendisine söz geçiremez. Arzu etmesine rağmen verdiği kararın gereğini yapmak için harekete geçemez. Fiile dökememesi onun ilk defa denenecek olmasından da kaynaklanmaz çoğu kez. Ona verdiği önem de gerekliliğine duyduğu inanç da değişmemiştir. Pek çok kez niyet eder fakat o ilk adımı atamaz. Vazgeçemediği için de erteler. O, bu hâlde iken bazen iş işten geçer. İyi ki geçti de diyemez...
15,00 t
Allah’ın isimleri ve sıfatları içerisinde O’nun rahmetini anlatanları daha yoğundur. Zaten ilahi vahiy, O’nun ismini anmakla ve Kur’an, O’nun rahmetiyle başlar. İlahi rahmet ise sadece zâti bir nitelik değil, aynı zamanda yaratılanlara yansıyan yönleriyle tecelli eden bir fiildir. Allah’ın insana rahmetini ifade eden kavramlarından biri de lütuftur. Lütuf, hem insan zihnini aşan aşkınlığıyla ilahi zâtı niteleyen hem de insanlığa yansıyan incelikli iyilikleri anlatan bir sıfattır.
16,00 t
Zaman yokken, mekân yokken, ışık yokken, karanlık yokken, madde, cevher, cisim, şekil yokken, boyutlar yokken, hava yokken, boşluklar yokken, sular, renkler, nitelikler yokken, canlı cansız hiçbir şey yokken, Vacibü’l-Vücûd olan Yüce Allah tek olarak vardı. O diledi bütün bu evreni ve evren içinde olanları yarattı. Yani Buhârî’nin zikrettiği hadiste belirtildiği üzere: “Allah vardı, O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu” Sonra diledi sonsuz iradesiyle bu evreni yoktan yarattı. Yine İslâm inancına göre bir gün bu evren canlı veya cansız varlıklarıyla yine O’nun isteğiyle sona erecek, bütün canlı varlıklar özellikle insanlar hesap verecek ve yeni bir âlem kurulacaktır.
70,00 45,00 t
Doğrusu Afrika’ya ilk adımımı atıncaya kadar Afrika denilince benim de aklıma sadece siyah tenli insanlar, yoksulluk, kıtlık, kızgın çöller ve zamanında yaşanan sömürgecilik gibi konular gelirdi. Afrika’ya ilk adımımı attıktan sonra kara kıtanın bunlara ilaveten çok daha başka bir dünya olduğu gerçeğiyle karşılaştım. Gördüklerim, bildiklerimle asla örtüşmüyordu. Afrika’daki ilk görev yerim olan Sudan’da geçirdiğim üç yılın ardından Kıta hakkındaki kanaatlerim, dünya hayatına bakışım, tasarruf ve israf anlayışım, kısacası Kıta’yla ilgili kavram dünyam tamamen değişti. Sözcüklerin kamuslardaki anlamıyla Afrika’yı resmetmeye yeterli olamayacağını bizzat tecrübe ettim. ‘Afrika anlatılamaz ancak yaşanarak anlaşılabilir’ tezi benim açımdan kesinlik kazandı.....
14,00 9,00 t
22,00 15,00 t
Kadınıyla erkeğiyle sahabe, yüce bir idealin kara sevdalı dava adamları olmuşlardır. İslam’ın asırlarca varlığını devam ettirmesi için gönüllerinde sevdaları, akıllarında idealleri, ellerinde, dillerinde Kitap ve Sünnetin mesajları ile ilahi davetin ilk mümessilleri olarak, memleket tanımına hapsolmadan Hicaz’dan Yemen’e, Suriye’den Mısır’a, Anadolu’dan Kuzey Afrika’ya beşerî coğrafyayı karış karış dolaşarak hak davanın bayrağını taşımışlardır. Bu sebeple Hz. Peygamber’in dostu ve dava arkadaşları olan sahabe hakkında konuşurken gereken hassasiyet gösterilmelidir. Ancak Hz. Peygamber’in vefatından sonra başlayan süreçte onları birleştiren neydi? Onları ayrıştıran ne olmuştu? Onları uzlaştıran, anlaştıran, kaynaştıran dinamikler ile onları ayrıştıran, çatıştıran dinamikler serinkanlılıkla ele alınmalı, buradan tüm Ümmet’in ibret alacağı dersler çıkarılmalıdır. Elbette bu, kazma kürekle çalışan bir madenci üslubuyla değil, bir sanatkâr hassasiyet ve zerafetiyle yapılmalıdır. Hedef, tarihe mal olan acıları depreştirmek olmamalı, tam tersine çıkarılan sonuçlar, bizler için, ümmet için ibret levhaları haline getirilmelidir.
25,00 t
Süfyan es-Sevrî, mezheplerin teşekkül etmeye başladığı hicrî II. Asırda iz bırakan, mezhep sahibi fıkıh alimlerinden birisidir. Sevrî’nin kendi adıyla anılan bu fıkhî mezhep hicri VII. Asra kadar varlığını devam ettirmiş ve zamanla çeşitli siyasî, sosyal vb. Sebeplerle etkisini yitirmiştir. Bişr el-Hafî, Hamdun el-Kessâr en-Neysâbûrî, Cüneyd el-Bağdâdî gibi önemli mutasavvıfların ve Dînever şehrinden bir grubun onun mezhebine tâbi olduğu söylenir. Süfyan es-Sevrî’nin, rivayet ettiği hadisler gibi fıkhî görüşleri de kısa zamanda bütün İslam dünyasına yayılmış ve onun adıyla anılan mezhep yaklaşık beş asır boyunca meşhur fıkıh mezheplerinden biri halinde varlığını sürdürmüştür. Sevrî mezhebi hicrî V. Yüzyıla kadar Bağdat ve çevresiyle Şam’da, hicrî VII. Yüzyıl sonlarında kadar Dinever, Kazvin, Cürcan, İsfahan ve Horosan bölgesinde özellikle Dinever ve çevresinde etkili olmuştur. Bu çerçevede Süfyan es-Sevrî’nin mezhebini benimseyenleri tanımlamak üzere “Sevrî” ya da “Süfyânî” nisbeleri yaygın bir biçimde kullanılmıştır...





















































































