- 1
- 2
16,00 10,00 t
Bütün amacı insanlığın tarih içerisindeki görevini yerine getirmesinde ona yardım etmek olan Kur’an’ın ifadeleri, zamanla tersine çevrilerek insanı tarih içinde sorumsuz kılan, onu anlamsız bir teslimiyet ve şahsiyetsizliğin kucağına iten yorumlara maruz bırakılabilmiştir.
12,00 8,00 t
1995 Ramazan’ında başlayıp her yıl periyodik olarak devam eden Kur’an Sempozyumlarının artık geleneksel hale gelmesi sevindirici bir durumdur. Gerek bugüne kadar gerçekleştirilen, gerekse önümüzdeki yıllarda, farklı konularla başka vilayetlerde gerçekleştirilecek bu sempozyumlar, Türk halkının derin ve uzun soluklu bilimsel/kültürel programları kaldırabilecek bir düzeye gelmiş olmasının işaretlerini vermektedir
36,00 23,00 t
Kur’an’ın doğru anlaşılmasında Esbab-ı Nüzul’ün rolü tereddüde mahal bırakmayacak kadar açıktır. Çünkü tarihsel açıdan biz, Kur’an ayetlerinin vahyedildiği zaman diliminde yaşamıyoruz. Bu kitap, hadis tekniklerinin kullanıldığı Esbab-ı Nüzul araştırmalarının iyi bir örneğidir. Bu kitapla, bazı ayetleri daha iyi anlayacak, kendinizi ayetlerin indiği atmosferde hissedeceksiniz
15,00 t
1995 Ramazan’ında başlayıp her yıl periyodik olarak devam eden Kur’an Sempozyumlarının artık geleneksel hale gelmesi sevindirici bir durumdur. Gerek bugüne kadar gerçekleştirilen, gerekse önümüzdeki yıllarda, farklı konularla başka vilayetlerde gerçekleştirilecek bu sempozyumlar, Türk halkının derin ve uzun soluklu bilimsel/kültürel programları kaldırabilecek bir düzeye gelmiş olmasının işaretlerini vermektedir
20,00 13,00 t
Temelini Kuran ve sünnetin oluşturduğu ‘hakiki bilgi’, insanlık için vazgeçilmez bir erdemdir. İslam medeniyeti, bu bilgiyi insan ve toplumla buluşturduğu sürece varlığını ve etkinliğini hissettirmiştir. İnsanlığı, layık olduğu haysiyet ve şerefine yaraşır bir biçimde dönüştürmeyi hedef alan İslam dini, Peygamber (a.s.)’ın dünya görüşü demek olan Sünnet’in topluma doğru aktarılması sayesinde bu hedefini gerçekleştirme imkanı bulmuştur.
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
10,00 7,00 t
Allah’tan gelerek belirli bir dünya görüşü ve evren tasavvuru ifade eden Kur’an-ı Kerim, insanın bu evren tasavvuru çerçevesinde, düşüncesini ve yaşam biçimini düzenlemesini ister.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
25,00 17,00 t
Tefsir çalışmaları içinde ilk sırayı fıkhî tefsirler (ahkâm tefsirleri) almaktadır. Kur’an’ın, hemen uygulanması gereken bölümünü ahkâm ayetleri oluşturduğu için onlar üzerinde daha vahyedildiği günden itibaren önemle durulmuş, hicrî I. asrın sonlarına doğru da Kur’an’ın sadece amelî yönünü ele alan müstakil eserler tedvin edilmeye başlanmıştır.
12,00 t
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın insanlığa bir lütuf olarak gönderdiği ilâhî mesajların sonuncusudur. Onun insanlığa ulaşması yine bir insan olan Peygamberimiz (s.a.v.) aracılığıyla olmuştur.
20,00 13,00 t
İbn Teymiyye, sevenleri ve karşıtları arasında hep tartışma ve husumet konusu olagelmiştir. Yandaşları onu bid’atlerle mücadele eden, sünneti yeniden ihya eden bir müceddid olarak; karşıtları ise, sapık, yoldan çıkmış, ehlisünnetin dışına taşmış biri olarak görmektedir.
30,00 20,00 t
25,00 17,00 t
Son onlu yıllarda tarihselci yöntemle Kur’an okunmaya ve bir şekilde ideolojilere destek kılınmaya çalışılıyor. Genel fıtratı kavrayıp, açık bir ruh ve akl-ı selim ile hareket etmeyip, herkes kendi çıkarına ve dar kapasitesine, içinde bulunduğu toplumsal biriminin özelliğine dini bir eylem aracı olarak kullanmaya devam ediyor.
20,00 13,00 t
Hz. Muhammed’in peygamberlik serüveninin ilk başladığı yer olan Mekke’de inen surelerden herhangi birisinin bir benzerine ne Arap şiirinde ne de nesrinde rastlamak mümkündü. Rahman, Vakıa, Saffat vb. sureleri dinleyen ünlü Arap şairleri ve hatipleri şaşkındı. Kulaklarına inanamıyorlardı. Dolayısıyla onu susturmak için ortaya atılan, sihirbaz, kâhin, cinli, mecnun vs. nitelemelerin hiçbirisi tutmadı, tutarlı bulunmadı.
34,00 22,00 t
Tanıma ve anlama meselesi, bilme meselesinden ayrı bir şeydir. Tanıma ve bilme arasındaki ayrımı bilmeyen biri, ne bir şeyi tanıyabilir, ne de bir şeyi bilebilir, isterse tanınmış bir bilgin, büyük bir allame olsun. Bir kitap ya da bir ekol ile ilgili olarak pek çok şey bilen, ama ne o kişiyi, ne o ekolü, ne de o eseri tanıyan bir sürü insan vardır. İslam âlimlerinden kimileri, İslam’ı tanımaktadırlar. Kimileri ise İslam âlimidirler ama İslam’ı tanımıyor olabilirler. Bunun tersine kimileriyse İslam’ı tanımakla birlikte İslam âlimleri arasında yer almazlar.
28,00 18,00 t
Tanıma ve anlama meselesi, bilme meselesinden ayrı bir şeydir. Tanıma ve bilme arasındaki ayrımı bilmeyen biri, ne bir şeyi tanıyabilir, ne de bir şeyi bilebilir, isterse tanınmış bir bilgin, büyük bir allame olsun. Bir kitap ya da bir ekol ile ilgili olarak pek çok şey bilen, ama ne o kişiyi, ne o ekolü, ne de o eseri tanıyan bir sürü insan vardır. İslam âlimlerinden kimileri, İslam’ı tanımaktadırlar. Kimileri ise İslam âlimidirler ama İslam’ı tanımıyor olabilirler. Bunun tersine kimileriyse İslam’ı tanımakla birlikte İslam âlimleri arasında yer almazlar.
27,00 17,50 t
Tanıma ve anlama meselesi, bilme meselesinden ayrı bir şeydir. Tanıma ve bilme arasındaki ayrımı bilmeyen biri, ne bir şeyi tanıyabilir, ne de bir şeyi bilebilir, isterse tanınmış bir bilgin, büyük bir allame olsun. Bir kitap ya da bir ekol ile ilgili olarak pek çok şey bilen, ama ne o kişiyi, ne o ekolü, ne de o eseri tanıyan bir sürü insan vardır. İslam âlimlerinden kimileri, İslam’ı tanımaktadırlar.
40,00 27,00 t
Eş’arî Ehl-i Hadis ile Mu’tezile arasında yöntem ve görüş farklılıklarından kaynaklanan kamplaşmanın önlenmesi için bir uzlaşma arayışına girmiş, taraflar arasında orta yol denilebilecek bir mezheb ortaya koymuştur. Görüşlerde bazen Selef’e yaklaşırken bazen de Mu’tezile’ye yaklaşmıştır. Eş’arî’nin, kelâm ilminin her ne kadar subjektif bir tepkiyi de yansıtsa zemmedilen bir ilim olmaktan çıkıp tefsir, hadis ve fıkıh gibi muteber bir ilim haline gelmesindeki katkısı inkar edilemez. Mihne hadisesiyle büyümede ivme kazanan hadis ve fıkıh alimleriyle kelâmcılar arasındaki anlaşmazlığın önlenmesi, karşılıklı nefretin birbirini anlamaya ve hoşgörüye dönüşmesinde Eş’arî’nin uzlaştırmacı tutumunun önemli bir rolü vardır.
18,00 12,00 t
Kur’an’ın temel işlevi, insanlar arasındaki ilişkileri, adalet, merhamet, sevgi ve saygı gibi ahlaki ve insani esaslar üzerinde yüceltmek, yaşanılan hayatta zulüm ve hukuksuzluktan eser bırakmamaktır.
50,00 32,50 t
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur.
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
11,00 7,00 t
Hangi Kur’anı Cehaletin elinde mübarek bir şeyden ibaret kalan Kur’an mı? Cinayetle kirlenmiş mızraklara bayrak olarak asılan Kur’an mı? Yoksa çölde dağınık halde yaşayan vahşi kabilelerin çeyrek asırdan daha kısa bir zaman diliminde dünyanın kaderini tayin etmesini, cihanı kuşatan süper güçleri yenilgiye uğratmasını sağlayan ve bir asırdan daha kısa bir sürede beşer tarihinde yeni ve devrimci bir kültür medeniyeti vücuda getirmesini sağlayan Kur’an mı?
14,00 t
Din, insanla birlikte var olmutur. Çünkü söz konusu olan, Yaratıcı ile yaratılmış varlık ilişkisidir. Yaratıcının insanı var ettikten sonra bir müddet için bile olsa başıboş bıraktığı düşünülemez. İnsanlık tarihinde dinsiz yaşamış bir topluma rastlamak mümkün değildir. Din, insan topluluklarının en bariz niteliklerinden biridir. Çeşidi ne olursa olsun fert ve toplumun huzuru için daima gerekli bir müessese olmuş, kendisine ihtiyaç duyulmuş hiçbir zaman da ondan müstağni kalınmamıştır.
15,00 t
Allah’ın isimleri ve sıfatları içerisinde O’nun rahmetini anlatanları daha yoğundur. Zaten ilahi vahiy, O’nun ismini anmakla ve Kur’an, O’nun rahmetiyle başlar. İlahi rahmet ise sadece zâti bir nitelik değil, aynı zamanda yaratılanlara yansıyan yönleriyle tecelli eden bir fiildir. Allah’ın insana rahmetini ifade eden kavramlarından biri de lütuftur. Lütuf, hem insan zihnini aşan aşkınlığıyla ilahi zâtı niteleyen hem de insanlığa yansıyan incelikli iyilikleri anlatan bir sıfattır.
14,00 9,00 t
30,00 20,00 t
İslâm toplumunda yaşanan siyasi ve sosyal alandaki tartışmaların hallinde Kur’an’a yapılan amaçsal yaklaşımlar ve bu kutsal metnin kişisel çıkarlara, mezhep ve iktidar kavgalarına alet edilmesi ve bunu yapanların yine İslâm toplumunun kendi bünyesinden olması işin üzücü ve bir o kadar da düşündürücü yanıdır.
Bu eser, yukarıda bahsedilen Kur’an’a amaçsal yaklaşımlara dair Eş’ariyye ve Mu’tezile özelinde mezhebî aidiyetin tefsirdeki yansımalarını tespit etmeye çalışan bir incelemedir.
30,00 20,00 t
İslam dininin değişmez iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’in anlaşılmasına ve yorumlanmasına yönelik İslam dünyasında zamanla farklı anlayış ve yönelişler ortaya çıkmıştır. İslami ilimlerin gelişim sürecinde nassları yorumlamada rivayet ve dirayet ekolleri şeklinde iki farklı yaklaşımın hem Sünnî hem de Şiî literatürde ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiî dünyada hâkim mezhep haline gelen İmâmiyye ekolünde bu iki temel anlayış, ahbârî/rivayetçi ve usûlî/dirayetçi diye isimlendirilmiştir. Şia’nın siyasi anlamda İslam dünyasında etkin olduğu ve Şia’nın temel kaynaklarının yazıldığı hicri 4. asrın ikinci yarısı ile 5. asrın ilk yarısı, usûlî anlayışın güçlenmeye başladığı bir dönemdir. Usûlî geleneğin en güçlü temsilcilerinden biri olan Şerîf el-Murtazâ, eldeki Kur’an metninin otantik/sahih olduğunu ifade etmiş ve Şia’nın tahrifçi Kur’an tasavvurunu reddetmiştir. İşte elinizdeki bu eser; yaşadığı dönemde Şia’nın Kur’an anlayışında dönüşüm gerçekleştirerek katkı sunmuş Şiî bir âlim olan Murtazâ’nın Kur’an tasavvurunu ve yorum yöntemini ortaya koymaya çalışmaktadır. Böylelikle Şia’nın gerek Kur’an tasavvurunun gerekse tefsir anlayışının yekpare bir yapı arz etmediği ortaya çıkacaktır. Murtazâ’nın yorum yönteminin incelenmesi, aynı zamanda Şia’nın usûlî tefsir geleneğinin bir çeşit belirlenmesi anlamına da gelmektedir.
12,00 8,00 t
Hz. Peygamber’in neyi, niçin, ne zaman ve nasıl yaptığını ya da söylediğinin tespiti açısından; onun İslam’ı tebliğ ettiği dönemin dinî, siyasî, sosyal ve kültürel yapısını bilmek gerekir. Resûlullah’ın muhatabı olan dönemin kültürü, insanı ve insanî faaliyetleri bilinmeden, Hz. Muhammed’i doğru anlamak mümkün görünmemektedir.
Bu kitabın amacı Hz. Peygamber’i doğru tanıtmaktır.
22,00 15,00 t
Âdem’den Muhammed’e Allah’ın bütün elçilerine selâm olsun!
Uzun yıllar önce bir arkadaşımın hediye ettiği Seyyid Kutub ile Abdülhamid Cude es-Sahhar’ın Kur’an Işığında Dinî Hikâyeler kitabıyla başlayan Kur’an kıssalarıyla tanışıklığım işin aslını arama düşüncesiyle ’’Kur’an’da bu nasıl anlatılmış?’a dönüştü. Birkaç defa bu işe niyetlendiysem de önceleri kendimde cesaret bulamadım. Hz. Âdem üzerinde yaptığım birçok çalışmadan sonra bu işin nasıl olması gerektiğine karar vererek çalışmaya devam ettim. Kur’an’la meşgul olunca da önümüze yeni ufuklar açıldı. Hz. Âdem’den Hz. İsa’ya kadar olan Allah’ın elçilerinin anlatıldığı Elçiler ve Kıssalar, Kur’an’ın farklı surelerinde geçen kıssaların, birbirini açıklayan ve tamamlayan anlam kümelerinin taranması, ayrışması ve birleştirilmesiyle ortaya çıktı.
Uydurmalardan ayrılmış bilgilerle Allah’ın elçilerinin hikâyesi, umarız, zihnimizde yeni ufuklar açar, insanların Kur’an’ı doğru olarak anlamasına katkıda bulunur.
24,00 15,00 t
Bir bütün olarak insanı ve evreni kuşatan İslam dini, hukuk kaideleriyle insanın dünya hayatına müdahil olmuş, ahlaki ve vicdani emirleriyle de varlığın gaybi boyutlarına ışık tutmuştur. Bu hususiyeti nedeniyle hem zaman ve mekân aşkın ilkeleri hem de zaman mekân kayıtlı hükümleri bünyesinde mezcedebilmiştir. Başka hiçbir hukukî, felsefi sistemde görülemeyen bu hususiyet onun insanlık âleminde kıymetli bir yer edinmesine vesile olmuştur.
İki binlerin dünyasında çocuklar artık büyüklerinin anlamadıkları bir dille konuşmakta, görmedikleri oyunları oynamakta, anlayamadıkları hareketler yaparak bilgisayardan şaşılası görseller ve medyalarla buluşabilmektedir.
Hal böyle iken, ilim yolunun garip yolcuları olarak bizlerin bu değişimin dışında kalıp, ümmet bilgisayar, tablet, telefon başında ömür geçirirken onlara kara kaplı kitaplarla din anlatmaya çalışmak hem imkânsız hem de anlamsız görünmektedir.
Bu nedenle neredeyse bütün bir insanlık “elektronik dünya (digital/virtual world)” denilen ilişki ve algının içerisinde iken, her zaman ve mekânın kuşatıcısı İslam’ın ilim adamlarının bu dünyada yaşayan insanoğlunun başıboş olmadığını beyan etmesi ve bu beyanını da akıl, mantık ve ilim çerçevesinde delillendirmesi gerekmektedir. Araştırmamız işte bu düşüncenin ürünüdür.
32,00 21,00 t
Üniversite yıllarında başlayan İslam’ı öğrenme çabalarım bir müddet dergiler, az sayıdaki İslami konu ve kavramları inceleyen kitaplar, ilmihal veya fetva kitapları çevresinde cereyan ediyordu. Okumalarım 1980’li yılların başlarında ise usul, fıkıh, tefsir, hadis, siyer kitaplarına doğru evrildi. Bu okumalar giderek ufkumu açsa da ruhumu doyurmuyor ve tatmin etmiyordu. Ancak sonradan anlıyordum ki bütün kitaplar bir tek kitabı anlamak için okunurmuş ve okuya okuya o kaynağa varılırmış. O kaynak ise vahiyden başkası değilmiş. Önce sözlü vahiy sonra yaratılmış vahiy yani kâinat kitabı. Artık ne okusam ne yazsam merkezde hep o kitap var ve baktığım tüm pencerelerden onun yansımasını görüyor ve değerlendirmeleri hep ona göre yapmaya çalışıyorum. Her şeyi doğru anlayıp anlatıyorum iddiasında değilim. Ama tüm çabam ve yaşama amacım onu anlamak ona uygun bir hayat yaşamak ve onu anlatabilmek uğraşına yöneliktir. Yaptıklarım, yazdıklarım hep o kitaptan anladığım kadardır. Bu kitapta yazdıklarım bazen ideallerim, bazen yaşam tarzımdır. İnanmadığım ve yolunda çaba sarf etmediğim hiçbir hususta söz söylememeye yazı kaleme almamaya çalıştım. Diliyor ve umuyorum ki Rabbim anlayışım ve yaşamımdaki eksikleri samimiyetime bağışlar. Çünkü O Rahmandır ve Rahimdir.
40,00 26,00 t
Kendi kendime: ’’Acaba sonsuza dek insanlığımın ihtişamını koruyabilecek miyim?’’ diye sorarım. Bundan dolayı bütün insanlığın yararına olacak hakikatleri yazmaya çabaladım. Yazdıklarım kalemimin şeffaflığından ve aşkından sizlere sunduğum düşüncelerimdir. Yazarların eserlerinin, parmak izleri gibi, onların ruhlarını yansıttıklarını biliyor muydunuz? Eserdeki bütün cümleler ve konular hayatım boyunca tecrübe edindiğim hakikat ve düşünce dünyasının bir ürünüdür.
İnsanlığın özgürlüğü gayeniz olduktan sonra, güçlü bir şekilde ilerleyecek ve asla yorgunluk hissetmeyeceksiniz. Sadece bir ideoloji veya bir grup insanların faydalanabilmesi için değil bütün insanlığın faydalanacağı şekilde yazıyorum. İnsanlığın saadeti bütün insanlığın ibadeti olmalıdır.
30,00 20,00 t
24,00 16,00 t
- 1
- 2
























































































