- 1
- 2
30,00 20,00 t
Hz. Peygamber’in sünnetinin yazılı belgelerini teşkil eden hadisler, 14 asırdan beri Kur’ân’la birlikte İslâm dünyasının ve Müslümanların her konuda ikinci başvuru kaynağı olma özelliğini sürdüregelmiştir. Hadisler Hz. Peygamber döneminde yoğun bir ezber faaliyeti olarak başlayıp daha sonra yaygınlaşan kitâbet, tedvîn ve tasnîf yöntemleriyle muhafaza edilmiştir.
18,00 t
Murtaza Mutahhari; batılı düşünür ve fikir akımlarını yakından tanıyan, ûslup itibariyle de farklı teori ve nazariyeleri gündeme getirip tahlil ve değerlendirmeye tabi tuttuktan sonra kendi düşüncelerini açıklayan bir ilim adamıdır. Bu kitapta konu edilen ahlâkın ve adaletin nisbîliği, tarihi determinizm, ictihad vb. konuları da aynı ûslupla ele almaktadır. Zamanın gereklerinin zorunluluğu ve nisbiliği dinî düşüncenin yenilenmesi ve ihya hareketi yönünde atılmış dengeli bir adımdır ve bu doğrultuda aydınlatıcı bir muhteva taşımaktadır.
20,00 13,00 t
Kelâmcıların oluşturduğu atom teorisi, İslâm düşüncesinin kendine özgü paradigması içinde özel bir konuma sahiptir ve Allah-âlem ilişkisi konusunda bazı İslâm filozoflarının savundukları kâinatın ezelîliği fikrine karşı, bu fikri çürütmek amacıyla geliştirilerek sistemli hale getirilmiş bir teoridir
20,00 13,00 t
Temelini Kuran ve sünnetin oluşturduğu ‘hakiki bilgi’, insanlık için vazgeçilmez bir erdemdir. İslam medeniyeti, bu bilgiyi insan ve toplumla buluşturduğu sürece varlığını ve etkinliğini hissettirmiştir. İnsanlığı, layık olduğu haysiyet ve şerefine yaraşır bir biçimde dönüştürmeyi hedef alan İslam dini, Peygamber (a.s.)’ın dünya görüşü demek olan Sünnet’in topluma doğru aktarılması sayesinde bu hedefini gerçekleştirme imkanı bulmuştur.
80,00 52,00 t
Tefsir tarihi adıyla sunduğumuz bu eserde, Müslümanların mukaddes kitabı ve insanlığın hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’i açıklama vazifesi Yüce Allah tarafından kendisine verilen Hz. Peygamber’in ve onun varisleri durumunda olan din âlimlerinin onu nasıl tefsir ettiğini ortaya koymaya çalışacağız.
40,00 25,00 t
Hz. Peygamber’in hayatını konu edinen bu eser, Nebi (a.s.)ın pak şeceresini Hz. Adem’den başlayarak şekillerle anlatmaktadır. Vahiy gelmeden önceki yaşamına kısa ve veciz bir şekilde değindikten sonra nübüvvet dönemi olaylarına geçilmiştir.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
32,00 21,00 t
Birçok müslüman Kur’an’ı ibadet ve sevap kastıyla okur. Oysaki o bir amaç değil, insana dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren ilahî bir ışık, cehaletin karanlıklarını dağıtan eşsiz bir nur, Hakk’a çağıran ve doğruya ileten yüce bir rehberdir.
23,00 15,00 t
Bugün İslam dünyasında şiddetlenen bu yalancı savaş Ali Şiası’yla Muhammedî Sünnîliğin savaşı değildir. Bu savaş, “Safevî Şiası”nın “Emevî Sünnîliği” ile savaşı olup Safevîler’in Osmanlılar’la savaşının ve bu iki düşman devletin siyasette dini kullanmalarının yansımasıdır. İkincisi, İslam ülkelerinin her yanında yeni yeni canlandırılan ve düzenli programlarla, düzenli işleyen bütçe, hesap, kitap ve taktiklerle icra edilen bu savaş, İslam-Siyonizm savaşından sonra ortaya çıkmıştır.
40,00 26,00 t
İslam’ın beyni kalbine nasıl döndürülebilir? İslamî ilimler, köhne halinden nasıl çıkarılıp şimdiki zamanın başına getirilebilir? Dinî inanç, şu anki geleneksel ve taşlaşmış kalıbından nasıl âzat edilebilir ve ona nasıl özbilinç, bilimsel aydınlık ve aklî mantık verilebilir? Bugün iki parçaya ayrılmış olup yarısı kalıtsal bilinçsiz gelenekler, öteki yarısı ise zamandan geri kalmış ilimler olan İslam’ın binası nasıl yenilenebilir ve onun toplumu nasıl başı ile gövdesi bütünleşmiş, gövdesi canlı, başı uyanık bir toplum haline getirilebilir?
50,00 32,50 t
Eğer benim çizdiğim Muhammed portresinin rengi ve çizgileriyle gözünüze tuhaf geldiğini görür veya başkalarının çizdiği portreye pek benzemediğini fark eder ve onu tanıdık bulmazsanız beni veya zihinlerin gerisine o yaygın resmi çizenleri kötü ressam olarak ilan etmekte hürsünüz. Ama her halükârda ben, yaygın olanın aksine, İslam Peygamberi ile ilgili olarak çizdikleri meşhur “şemayil”i bir model olarak seçmedim; onu bir çırpıda unutmaya çalıştım.
20,00 14,00 t
Önceki peygamberlerin evrensel bir risaleti yoktu. Mesih, Yahudi kavminin vaat edilenidir, diğer milletlerin vaat edileni değil. Musa, İsrailoğullarını Firavun ve Kıptilerin esaretinden kurtarmak, onları vaat edilen arza götürmek ve orada hür bir toplum kurmak için gönderilmiştir. Risaleti başladı, ondan başka bir şey yapmadan sonuçlandı. Musa, asla dünyanın bütün kullarını özgürleştirme risalet ve misyonuna sahip olmadı.
47,00 30,00 t
Birden elindeki elmayı uzattı ve gözleriyle benden onu dişlememi istedi. Fakat ben dudaklarımı daha sıkı kapattım. Yüreğimdeki dilsiz bir duygu diyordu ki an, büyük bir inkılâp anıdır. Bütün varlık olduğu yerde durmuş heyecanla bekliyordu.
16,00 11,00 t
İnzal edilmeye başlanmasından bu yana insanlığa nurlar saçmak ve onları hidayete sevk etmek gibi yüce gayeleri hedef edinen, bu temel prensiplerini insanlar kendisine sımsıkı sarılı olduğu müddetçe tatbik mevkiine koyan ve kıyamet saatine kadar taptaze kalacak olan Kur’an-ı Kerim, günümüze kadar tefsir edilerek gelmiştir.
16,00 11,00 t
İcmâ’ın çeşitli tanımları vardır. Bunlar arasında yaygın olan bir tanıma göre icmâ, Hz. Peygamber’den sonraki bir asırda ortaya çıkan şer’î bir meselenin hükmü üzerinde aynı asırdaki İslâm müctehidlerinin birleşmesidir. Bilindiği gibi icmâ, İslâm hukukunda Kitap ve Sünnet’ten sonra en kuvvetli delili teşkil eder, yani ümmet için bir hüccettir.
10,00 6,50 t
Ali’nin Şiîliğine ulaşmaya çabalarsak, aynı zamanda itikadî kardeşliği, safların birliğini ve Ehlisünnet kardeşlerle anlaşmayı da sağlayacağımıza inanıyorum ben. Çünkü Ali’nin Şiîliği, Muhammed’in İslamı’nın aynısıdır. Ali ise, İslam toplumunda birlik temelini atan kimsedir; hayatının yirmi beş yılını bu birliği korumak için kurban etmiştir. Dolayısıyla Şia, Şiîliğin kıyısında değil, tersine Şiîliğin içinde yürürse hiç kuşkusuz kardeşlerine ulaşacaktır. Aynı biçimde kardeşler de Muhammedî Sünnilik içerisinde yola düşerlerse Şia’ya ulaşacaklardır. Bu iki “düşman olmuş kardeş”in “kardeş olmuş düşman”a karşı bilimsel ve köklü birliğinin sağlanmasının yolu budur.
9,00 6,00 t
Eşekleştirme metotlarının birisi doğrudan, diğeri dolaylıdır. Doğrudan eşekleştirme, zihinleri cehalete veya onları saptırmaya zorlamak yani zihinleri cahilliğe, sapıklığa ve azgınlığa sürüklemektir. Dolaylı eşekleştirme ise zihinleri büyük, acil ve hayatî olan haklardan ayırıp onları süslemek suretiyle küçük, önemsiz ve aciliyeti olmayan haklara yöneltmektir.
16,00 t
Zaman yokken, mekân yokken, ışık yokken, karanlık yokken, madde, cevher, cisim, şekil yokken, boyutlar yokken, hava yokken, boşluklar yokken, sular, renkler, nitelikler yokken, canlı cansız hiçbir şey yokken, Vacibü’l-Vücûd olan Yüce Allah tek olarak vardı. O diledi bütün bu evreni ve evren içinde olanları yarattı. Yani Buhârî’nin zikrettiği hadiste belirtildiği üzere: “Allah vardı, O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu” Sonra diledi sonsuz iradesiyle bu evreni yoktan yarattı. Yine İslâm inancına göre bir gün bu evren canlı veya cansız varlıklarıyla yine O’nun isteğiyle sona erecek, bütün canlı varlıklar özellikle insanlar hesap verecek ve yeni bir âlem kurulacaktır.
28,00 19,00 t
İslam hukukunun temel kaynakları olan Kur’an ve sünnet Müslümanların hayata, varlık ve bilgiye bakış açılarını şekillendiren aslî unsurlar olduğundan fıkhî kavramların ortaya çıkışında da belirleyici bir role sahip olmuştur. Ele aldığımız konu bağlamında bu gerçekliği pekiştiren bir gözlem yaptığımızdan çalışmamızda, Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde -fıkıh usulünde önemli bir yere sahip olan- teklîfî hüküm terminolojisine ışık tutan örnekleri göstermeye öncelik verdik.
30,00 20,00 t
Devletler, toplumları bir araya getiren siyasî düzenin üst kurumudur. Bu kurumun sevk ve idaresiyle ilgili her tür eylem ise siyasî yapıyı oluşturur. Bu yapının esasına aykırı olan veya işleyişini tehdit eden her tür fiil ise siyasî suçtur. Suç ve ceza dengesi göz önünde bulundurulduğunda, yakın tarihe kadar birçok siyasî rejim, bu suç faillerine diğer suçlara oranla daha ağır cezalar öngörmüşlerdir.
Savaş hukukunu dahi merhamet esası üzerine kuran İslâm hukuku, devleti yıkmaya yönelik olmadığı sürece, siyasî otorite aleyhine olan her tür fikri yapıyı daha ilk yıllarından itibaren düşünce zenginliği olarak değerlendirmiş, dünya üzerinde güçlünün haklı sayıldığı bu dönemlerde adî ve siyasî suç ayrımını yaparak siyasî suçlulara birtakım haklar bile tanımıştır.
İslâm tarihinde yaşanan siyasî dalgalanmalara rağmen, ilahi otoritenin devlet yönetiminde ortaya koyduğu esaslar, zulmü değil adaleti esas alan siyasî yönetimlere ideal aşılayan bir rehber görevi üstlenmiştir.
30,00 20,00 t
İslam dininin değişmez iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’in anlaşılmasına ve yorumlanmasına yönelik İslam dünyasında zamanla farklı anlayış ve yönelişler ortaya çıkmıştır. İslami ilimlerin gelişim sürecinde nassları yorumlamada rivayet ve dirayet ekolleri şeklinde iki farklı yaklaşımın hem Sünnî hem de Şiî literatürde ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiî dünyada hâkim mezhep haline gelen İmâmiyye ekolünde bu iki temel anlayış, ahbârî/rivayetçi ve usûlî/dirayetçi diye isimlendirilmiştir. Şia’nın siyasi anlamda İslam dünyasında etkin olduğu ve Şia’nın temel kaynaklarının yazıldığı hicri 4. asrın ikinci yarısı ile 5. asrın ilk yarısı, usûlî anlayışın güçlenmeye başladığı bir dönemdir. Usûlî geleneğin en güçlü temsilcilerinden biri olan Şerîf el-Murtazâ, eldeki Kur’an metninin otantik/sahih olduğunu ifade etmiş ve Şia’nın tahrifçi Kur’an tasavvurunu reddetmiştir. İşte elinizdeki bu eser; yaşadığı dönemde Şia’nın Kur’an anlayışında dönüşüm gerçekleştirerek katkı sunmuş Şiî bir âlim olan Murtazâ’nın Kur’an tasavvurunu ve yorum yöntemini ortaya koymaya çalışmaktadır. Böylelikle Şia’nın gerek Kur’an tasavvurunun gerekse tefsir anlayışının yekpare bir yapı arz etmediği ortaya çıkacaktır. Murtazâ’nın yorum yönteminin incelenmesi, aynı zamanda Şia’nın usûlî tefsir geleneğinin bir çeşit belirlenmesi anlamına da gelmektedir.
40,00 26,00 t
Ahlâk-ı Alâî, klasik ahlâk kitaplarında takip edilen sıraya uygun olarak üç ana bölümden oluşur. Bunlar; ahlâk eğitimini inceleyen “Ahlâk İlmi”, ev idaresinden bahseden “İlm-i Tedbîrü’l-Menzil” ve devlet yönetimi ve siyaset felsefesiyle ilgili olan “İlm-i Tedbîrü’l-Medine” bölümleridir. Sonuç konumundaki “Hatime” bölümünde Eflatun, Aristoteles, Gucduvânî ve Mevlana Celaleddin’in vasiyetleri yer almaktadır. Bu eser, andığımız diğer üç örneğin muhteva ve özünü taşımasının yanında, edebî letafeti, hikâye ve örneklerle öğrenimi kolaylaştırması, yazarının nefis hastalıklarının tedavisini Gazzâlî’nin İhyâ’sından aldığı malzemeyi yeniden harmanlayarak işlemesi ve sevgi bahsini Molla Câmî’den yaptığı iktibaslar yanında kendi özgün donanımıyla yeniden inşa etmesiyle ahlâk düşüncesine özel katkıda bulunmuştur. Kınalızâde, eserinde yer yer Tûsî’nin görüşlerine itiraz etmiş ve özgün açıklamalar yapmıştır. İçki içme adabına eserinde yer vermemesi, kız çocuklarının okutulmasını savunması ve tasavvufta bir eğitim yöntemi olarak zühdü kabul etmesi bunlar arasında sayılabilir. Ahlâk-ı Alâî’nin literatüre katkısını daha çok siyaset felsefesi konusunda görmekteyiz. Siyasetçi-asker ilişkisi ve yöneticilerin sahip olmaları gereken niteliklere dair örneklendirilmiş düşünce ve önerileri günümüz siyaset bilim ve felsefesine de ışık tutar niteliktedir.
22,00 15,00 t
Âdem’den Muhammed’e Allah’ın bütün elçilerine selâm olsun!
Uzun yıllar önce bir arkadaşımın hediye ettiği Seyyid Kutub ile Abdülhamid Cude es-Sahhar’ın Kur’an Işığında Dinî Hikâyeler kitabıyla başlayan Kur’an kıssalarıyla tanışıklığım işin aslını arama düşüncesiyle ’’Kur’an’da bu nasıl anlatılmış?’a dönüştü. Birkaç defa bu işe niyetlendiysem de önceleri kendimde cesaret bulamadım. Hz. Âdem üzerinde yaptığım birçok çalışmadan sonra bu işin nasıl olması gerektiğine karar vererek çalışmaya devam ettim. Kur’an’la meşgul olunca da önümüze yeni ufuklar açıldı. Hz. Âdem’den Hz. İsa’ya kadar olan Allah’ın elçilerinin anlatıldığı Elçiler ve Kıssalar, Kur’an’ın farklı surelerinde geçen kıssaların, birbirini açıklayan ve tamamlayan anlam kümelerinin taranması, ayrışması ve birleştirilmesiyle ortaya çıktı.
Uydurmalardan ayrılmış bilgilerle Allah’ın elçilerinin hikâyesi, umarız, zihnimizde yeni ufuklar açar, insanların Kur’an’ı doğru olarak anlamasına katkıda bulunur.
30,00 20,00 t
Bir kefesinde samimiyet ve bir kefesinde disiplin taşıdığımız çalışma ölçüsü, yaptığımız işlerin iyi yönde anlatılmasını, güzel ifadelerle konuşulmasını sağlarken, belki de hayatımızdaki dönüm noktalarından biriyle buluşturur bizi.
Ezber bozan insanların, yaşadıkları sokaktan mahalleye, şehirden ülkeye ve en nihayetinde haritada yerleri gösterilemeyen coğrafyalara değer katma arzusu ve insanlığa karşı sorumluluk bilinci size de sirayet ettiğinde, bunun, sizin için neden bir dönüm noktası olduğunu anlarsınız bir anda. Ve ezberiniz bozulur sizin de.
Bu kitapta; Gerede’nin bir köyünde, sadece okulda gördüğü bir atlasta dünya ülkelerine gitmeyi hayal eden bir çocuğun, sonrasında hayallerini değil gerçeği gerçekleştirdiğini, toplumda yardımlaşma ruhunun oluşmasına ve gelişmesine öncü olma isteğini bulacaksınız.
60,00 39,00 t
Ahlak olmadan, insanların yöntemi için kanunların kifayetsizliği nasıl bir gerçekse, güzel ahlâkın bir nevi hayata intikali mesabesinde olan âdâb-ı muâşeret olmadan da ahlâkın, bir nazariye olmaktan öteye geçmeyeceği de öyle bir gerçektir. Bu demektir ki, bireysel ve sosyal hayatta âdâb-ı muâşeret olmadan ahlâkın, ahlâk olmadan da kanunların fert için dünya ve ahiret saadetini temin edebileceğini söylemek pek mümkün gözükmemektedir.
Bir toplumda, adap ve erkâna riâyet edilmiyorsa, orada ahlâkın varlığından bahsedilemeyeceği gibi; âdâb-ı muâşeret ve ahlâka önem verilmeyen cemiyetlerde, insana, dolayısıyla hukuka saygıdan, nizam ve intizamdan bahsetmek de mümkün olmaz.
Bu sebeple Âdâb-ı Muâşeret; insana, cemiyet içerisinde saygın bir birey olarak yaşayabilmek için lazım olan nezâket kurallarını öğreten, insanî ilişkilerde uyulacak ölçülü ve nazik davranışların şeklini ortaya koyan, şahsı toplum içerisinde erdemli ve hürmete lâyık kılan söz, iş ve davranış biçimlerini kapsayan önemli bir disiplindir.
30,00 20,00 t
28,00 19,00 t
20,00 13,00 t
15,00 t
30,00 20,00 t
Hz. Muhammed Zamanında Medine’de Gündelik Hayat -Mekânın Üretimi-
26,00 t
Muaviye Ve Abbas Bağlamında Arap Milliyetçiliği
150,00 105,00 t
Hz Muhammed (3 Cilt)
1- İslam Daveti Mekke
2- Davvetten Devlete Medine
3- Devletten Medeniyete
- 1
- 2


































































































