12,00 8,00 t
Geniş bir okuyucu kitlesi için hazırladığımız bu eserde, İslam’ın evrensel boyutu üzerinde durduk. Değişik açılardan ele alıp vurgulamaya çalıştığımız bu boyut, onu insanlığın geçmişiyle, yaşanmakta olan anla ve gelecekle bütünleştirmektedir.
30,00 20,00 t
Bu eser, İran’da en çok okunan ama Türkiye’de pek tanınmayan Muhammed Taki Câferi’ye aittir. Uluslararası üne sahip pek çok bilim adamının kendisiyle yaptığı görüşmeleri içermektedir.
20,00 13,00 t
Kelâmcıların oluşturduğu atom teorisi, İslâm düşüncesinin kendine özgü paradigması içinde özel bir konuma sahiptir ve Allah-âlem ilişkisi konusunda bazı İslâm filozoflarının savundukları kâinatın ezelîliği fikrine karşı, bu fikri çürütmek amacıyla geliştirilerek sistemli hale getirilmiş bir teoridir
12,00 8,00 t
Şayet, Batı dışındaki toplumlar ve medeniyetler ‘ilerleme’ konusunda bir mesafe katetmemişler veya geri kalmışlarsa bunun sebebi, İnsan’a ve Dünya’ya dair bir kâbus yaşamadıkları ve yaşatmadıkları içindir. Dünyanın diğer coğrafyalarında ortaya çıkmayan veya çıkmaya uygun bir ortam bulamayan Batı’ya egemen olan düşüncenin, niçin Kıta Avrupa’sında ortaya çıktığının sorgulanması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur.
20,00 t
Nasireddin Tûsî. İslam felsefesine. İbn Sina’nın görüşlerini, yöneltilen eleştirilere karşı savunup şerh ederek katkıda bulunmuştur. Onun bu çabası büyük önem taşır. Tûsî, dünya bilim tarihinde 13. yüzyılın en aktif ve üretken matematik ve astronomi bilgini olarak yerini almıştır. İbn Sina’nın felsefesini savunup açıklamak için yazdığı Şerhu’l-İşârât, bir felsefe klasiği haline gelmiştir.
13,00 9,00 t
Mal, insan hayatının önemli dayanağıdır. İnsan hayatı, mal ile devam eder, zira insanın hayatını devam ettirmesinde son derece önemli rol oynayan gıda, giyim, mesken, eğitim vb. öncelikli ihtiyaçların tümü, mala dayanmaktadır.
20,00 13,00 t
Temelini Kuran ve sünnetin oluşturduğu ‘hakiki bilgi’, insanlık için vazgeçilmez bir erdemdir. İslam medeniyeti, bu bilgiyi insan ve toplumla buluşturduğu sürece varlığını ve etkinliğini hissettirmiştir. İnsanlığı, layık olduğu haysiyet ve şerefine yaraşır bir biçimde dönüştürmeyi hedef alan İslam dini, Peygamber (a.s.)’ın dünya görüşü demek olan Sünnet’in topluma doğru aktarılması sayesinde bu hedefini gerçekleştirme imkanı bulmuştur.
16,00 10,00 t
Kur’an üzerinde çalışmak, hele onun ne demek istediği hakkında söz söylemek zannedildiğinden çok daha zordur. Kur’an, kendi ifadesi ile söyleyecek olursak insana ağır bir yük yüklemiştir. Bunun farkına vardığınız andan itibaren işiniz zorlaşmaktadır.
80,00 52,00 t
Tefsir tarihi adıyla sunduğumuz bu eserde, Müslümanların mukaddes kitabı ve insanlığın hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’i açıklama vazifesi Yüce Allah tarafından kendisine verilen Hz. Peygamber’in ve onun varisleri durumunda olan din âlimlerinin onu nasıl tefsir ettiğini ortaya koymaya çalışacağız.
10,00 7,00 t
Konulu tefsir çalışmalarına pratik bir örnek sayılabilecek kitapta, nazari konulardan daha çok pratik bir öneriyle karşılaşacaksınız. Özellikle bireysel Kur’an çalışmalarında yol göstericiye ihtiyacı olanların başvuracakları pratik bir müfredat programı.
40,00 25,00 t
Hz. Peygamber’in hayatını konu edinen bu eser, Nebi (a.s.)ın pak şeceresini Hz. Adem’den başlayarak şekillerle anlatmaktadır. Vahiy gelmeden önceki yaşamına kısa ve veciz bir şekilde değindikten sonra nübüvvet dönemi olaylarına geçilmiştir.
12,00 8,00 t
Bu eserimizde, Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevasının eşsiz zenginlik ve genişlikte olduğunu ortaya koymaya; ilgili konuda yapılan pek çok tespit, tercih ve tasnifi ayrıntılarıyla ifade etmeye; son tahlilde, bu tasnifleri analiz ederek temel konuları sıralamaya çalıştık.
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
25,00 17,00 t
“İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu, kendilerinden yararlanarak doğru bir şekilde çıkarıp ortaya koyabileceğimiz esaslı iki kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’dir. Bu iki kaynakta bulunan psikolojik kavramlar ve insanın psikolojik tabiatıyla ilgili hususları, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu oluşturmak umuduyla, dikkatle inceledim.
10,00 7,00 t
Allah’tan gelerek belirli bir dünya görüşü ve evren tasavvuru ifade eden Kur’an-ı Kerim, insanın bu evren tasavvuru çerçevesinde, düşüncesini ve yaşam biçimini düzenlemesini ister.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
25,00 17,00 t
Tefsir çalışmaları içinde ilk sırayı fıkhî tefsirler (ahkâm tefsirleri) almaktadır. Kur’an’ın, hemen uygulanması gereken bölümünü ahkâm ayetleri oluşturduğu için onlar üzerinde daha vahyedildiği günden itibaren önemle durulmuş, hicrî I. asrın sonlarına doğru da Kur’an’ın sadece amelî yönünü ele alan müstakil eserler tedvin edilmeye başlanmıştır.
12,00 t
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın insanlığa bir lütuf olarak gönderdiği ilâhî mesajların sonuncusudur. Onun insanlığa ulaşması yine bir insan olan Peygamberimiz (s.a.v.) aracılığıyla olmuştur.
20,00 13,00 t
İbn Teymiyye, sevenleri ve karşıtları arasında hep tartışma ve husumet konusu olagelmiştir. Yandaşları onu bid’atlerle mücadele eden, sünneti yeniden ihya eden bir müceddid olarak; karşıtları ise, sapık, yoldan çıkmış, ehlisünnetin dışına taşmış biri olarak görmektedir.
32,00 21,00 t
Birçok müslüman Kur’an’ı ibadet ve sevap kastıyla okur. Oysaki o bir amaç değil, insana dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren ilahî bir ışık, cehaletin karanlıklarını dağıtan eşsiz bir nur, Hakk’a çağıran ve doğruya ileten yüce bir rehberdir.
30,00 20,00 t
25,00 17,00 t
Son onlu yıllarda tarihselci yöntemle Kur’an okunmaya ve bir şekilde ideolojilere destek kılınmaya çalışılıyor. Genel fıtratı kavrayıp, açık bir ruh ve akl-ı selim ile hareket etmeyip, herkes kendi çıkarına ve dar kapasitesine, içinde bulunduğu toplumsal biriminin özelliğine dini bir eylem aracı olarak kullanmaya devam ediyor.
14,00 9,00 t
Hiçbir kutsal kitap, insana Kur’ân kadar kâinat ve tabiattan bahsetmez. Kur’ân, insana kâinatın nasıl yaratıldığı, niçin yaratıldığı, ondaki çeşitli varlıkların yapısı hakkında çok çeşitli genel bilgiler verdiği gibi, insanın onunla nasıl bir irtibat ve ilişki içerisinde olması gerektiği hakkında da rehberlik edip ona yol göstermektedir.
20,00 13,00 t
Hz. Muhammed’in peygamberlik serüveninin ilk başladığı yer olan Mekke’de inen surelerden herhangi birisinin bir benzerine ne Arap şiirinde ne de nesrinde rastlamak mümkündü. Rahman, Vakıa, Saffat vb. sureleri dinleyen ünlü Arap şairleri ve hatipleri şaşkındı. Kulaklarına inanamıyorlardı. Dolayısıyla onu susturmak için ortaya atılan, sihirbaz, kâhin, cinli, mecnun vs. nitelemelerin hiçbirisi tutmadı, tutarlı bulunmadı.
30,00 20,00 t
Yaratan ve Yöneten Yüce Allah’ın (c.c.), bu iki özelliğini bütün insanlığa son kez kendisi aracılığıyla duyurduğu Hz. Muhammed (s.a.), koyu bir Câhiliyeden apaydınlık bir ufka geçişi temsil etmektedir.
24,00 15,50 t
Ve işte o zaman bir yazarın eylemi (işi), bir konuşmacının, bir öğretmenin, bir mütercimin, bir ideologun, bir fikir önderinin, bir tarihçinin, bir aydının eylemi konuşmaktır: Ateşli sözlerden oluşan kurşunları düşmanın kara ordusuna yağdırmak, uyuyanları uyandırmak, cehalet gecesinin kara çadırını yırtıp yakmak ve düşünce alevi ile geceyi ateşe vermek, kışı ısıtmak, tek kelimeyle "mesajı" halkın kulağına iletmektir. Tarihleri alt üst eden, zamanları yaratan, medeniyetleri kuran peygamberler mesaj iletmekten başka bir şey mi yapmışlardır? Aydın kimse, zamanın ve toplumun peygamberidir.
20,00 13,00 t
Kendini yetiştirmekten maksat, kendimizi, zahitler, ruhbanlar ve din âbitleri gibi başkalarından, zamandan ve kendimizle toplumumuz arasında olan ve olması gereken tüm bağlardan soyutlayarak hayalî, zihinsel, geleneksel, grupsal ve ulusal değerler veya ruhanî ve sufi ahlâkta var olan kendine özgü idealler esası üzerine yetiştirmek demek değildir.
20,00 13,00 t
Çöl ıssız ve sessizdi. Rebeze’de yer gök sanki bu karagünlü iki kahramanı izliyordu. Ölüm yaklaşmıştı. Ebuzer karısına dönüp: “Kalk, şu tepeye çıkalım. Belki yiyecek bir ot buluruz da açlığımızı gideririz.” dedi.
Karı koca bir müddet aradılarsa da yiyecek bir şey bulamadılar. Ebuzer zayıf ve baygın düştü. Alnında ölüm terleri birikmişti. Geri döndüler. Fırtına uğuldayarak esiyor, çölün ortasında hurma ağacıyla ayakta tuttukları parça parça olmuş çadırlarını o yandan bu yana sallıyordu.
Ebuzer’in dizleri tutmuyordu. Başı göğsünün üzerine düşmüştü. İki kanadı kırılmış bir şahin gibiydi. Karısı, Ebuzer’in yüzünde ölümün izlerini gördü. Ebuzer, vefakârlığından duyduğu memnuniyeti gösteren yorgun ve hasret dolu bakışlarla karısının çehresini süzdü.
30,00 19,50 t
Batı’nın, bütün insanları, öz kültürlerinden, üretken, dinamik, heyecan dolu ve kendini arayan vasıflarından uzaklaştırıp yalvaran, dilenen, zelil ve taklitçi köleler durumuna getirmesi karşısında bugün ne yapmak gerek? Tek çare “öze dönüş”tür.
20,00 13,00 t
Muhammed İkbal, verimli İslâm kültürünün insanlık toplumuna armağan ettiği en parlak fikrî ve insanî simalardan birisidir.
İslâm, insan ruhunun çeşitli boyutlarının tamamında büyük insan’ı inşa etmiştir. Büyük insanlık ailesi, seçkin şahsiyetlerinin birçoğunu İslâm’a borçludur ve İkbal bunlardan birisidir.
20,00 13,00 t
Hac: İstek, niyet ve yönelme, yani hareket ve aynı zamanda hareket yönüdür. Her şey, kendini kendinden, hayatından ve bütün bağlarından koparmakla başlıyor. Yoksa sen, kendi şehrinde sâkin değil misin? Sükûnet mi? Sükûn mu? Hac, sükunun gidişidir. Hayat, hedefi bizzat kendisi olan şey, yani ölüm. Bir tür soluk alıp veren, can taşıyan ölüm. Murdarca yaşamaksa, bir nevî kokuşmuş var oluş.
15,00 10,00 t
İslam tarihinde sade yaşama yönelik tekelci vurgu, dünyadan el etek çekip zühde eğilim gösterme; en iyi, en ilerici Müslümanın en gerici olmasına sebep oldu. Diğer tarafta ise kapitalizm ve paracanlılıktan yana yorumlar, meşrulaştırmalar, yoldan çıkmış aristokratlığın meşrulaştırılması, altın ve gümüş yığmalar...
29,00 19,00 t
İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesi ve onun akrabasıdır. Diğer bütün varlıkların kendi emrine verildiği, irade sahibi olan, Allah’ın seçtiği yegane varlıktır. Yani yeryüzünde mutlak irade sahibi olan istediği herşeyi yapan Allah, kendi ruhundan insana üflemiştir. İnsan, iradesiyle yeryüzünde Allah’a benzer şekilde O’nun gibi hareket edebilir. Ancak O’nun kadar değil.
22,00 15,00 t
1995 Ramazan’ında başlayıp her yıl periyodik olarak devam eden Kur’an Sempozyumlarının artık geleneksel hale gelmesi sevindirici bir durumdur. Gerek bugüne kadar gerçekleştirilen, gerekse önümüzdeki yıllarda, farklı konularla başka vilayetlerde gerçekleştirilecek bu sempozyumlar, Türk halkının derin ve uzun soluklu bilimsel/kültürel programları kaldırabilecek bir düzeye gelmiş olmasının işaretlerini vermektedir.
49,00 32,00 t
Elinizdeki eser, Peygamber’in damadı olan Ali’den bahsetmiyor, savaş kahramanı olan Ali’den bahsetmiyor, Peygamber’in sahabesi olan Ali’den bahsetmiyor, dördüncü halife olan Ali’den bahsetmiyor, ilk Şiî imamı olan Ali’den de bahsetmiyor.
Elinizdeki eser, tarihsel Sünnîliğin ve tarihsel Şiîliğin anlatılmasını istediği Ali’yi anlatmıyor.
Kutsal, aşkın ve zihinsel olan mutlak insanî erdemliliği, kendi şahsında somut, nesnel ve yaşayan bir gerçekliğe dönüştüren Ali’den bahsediyor. Yaşayan insana, bana, sana, bize, Müslüman’a tüm insanlığa lazım olan da zaten bu Ali değil midir?
23,00 15,00 t
Sanat, Allah’ın insana verdiği bir emanettir. Allah bu emaneti, yere, göğe, bütün dağ ve denizlere sundu ama hiçbiri yüklenmedi. Bu ifadeyle anlatılmak istenen, Allah’ın durup “Ey dağ ve gökyüzü! Siz ister misiniz bu emaneti?” demesi ve onların da “hayır!” demeleri, sonra insanın yüklenmesi değildir. Aksine, dağlar ve denizler, yaratıcılık, duyarlılık ve var olandan fazla bir ihtiyaca sahip değildirler. Onlar ne muhtaç olduklarını, ne ıstırap çektiklerini, ne dertli olduklarını, ne de yaratabileceklerini hissederler.










































































