25,00 17,00 t
Küreselleşme Sürecinde Ulus Devletler Değişime Uyum Sağlamaya Çalışıyorlar…
30,00 20,00 t
Oryantalistler ve İslam dünyasında onların izinden giden taklitçiler işi oldu bittiye getirerek, tek taraflı ve önyargılı bir tutumla İslam kurumlarını İslam’a değil, fetihlerden sonra meydana gelen sosyal gelişmelere ve tekâmûle bağlamaktadırlar. Bu tutarsız hüküm karşısında gerçeği ortaya çıkarmak ve bütün bu kurumları ilk ve gerçek kaynaklarına dayandırmak bir görev olarak bizlere düşmektedir.
18,00 t
Murtaza Mutahhari; batılı düşünür ve fikir akımlarını yakından tanıyan, ûslup itibariyle de farklı teori ve nazariyeleri gündeme getirip tahlil ve değerlendirmeye tabi tuttuktan sonra kendi düşüncelerini açıklayan bir ilim adamıdır. Bu kitapta konu edilen ahlâkın ve adaletin nisbîliği, tarihi determinizm, ictihad vb. konuları da aynı ûslupla ele almaktadır. Zamanın gereklerinin zorunluluğu ve nisbiliği dinî düşüncenin yenilenmesi ve ihya hareketi yönünde atılmış dengeli bir adımdır ve bu doğrultuda aydınlatıcı bir muhteva taşımaktadır.
22,00 15,00 t
30,00 20,00 t
Klasik kaynaklarımız, içerisinde yazıldıkları dönemin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere yapılmış ictihatlar esas alınarak tedvin edildiklerinden, bu kaynaklarda öngörülen delil ve ispat anlayışı, o günün problemlerine cevap verdiğinden fakihlerin alternatif arayışlara girmemiş olmaları tabiîdir. Ancak çoğu içtihat mahsulü olan bu hukukun, nasslardan çıkarılmış nihaî hükümler gibi algılanıp, olduğu gibi günümüze taşıma gayretinin yanlışlığı da ortadadır
40,00 25,00 t
Hz. Peygamber’in hayatını konu edinen bu eser, Nebi (a.s.)ın pak şeceresini Hz. Adem’den başlayarak şekillerle anlatmaktadır. Vahiy gelmeden önceki yaşamına kısa ve veciz bir şekilde değindikten sonra nübüvvet dönemi olaylarına geçilmiştir.
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
25,00 17,00 t
“İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu, kendilerinden yararlanarak doğru bir şekilde çıkarıp ortaya koyabileceğimiz esaslı iki kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’dir. Bu iki kaynakta bulunan psikolojik kavramlar ve insanın psikolojik tabiatıyla ilgili hususları, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu oluşturmak umuduyla, dikkatle inceledim.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
25,00 17,00 t
Tefsir çalışmaları içinde ilk sırayı fıkhî tefsirler (ahkâm tefsirleri) almaktadır. Kur’an’ın, hemen uygulanması gereken bölümünü ahkâm ayetleri oluşturduğu için onlar üzerinde daha vahyedildiği günden itibaren önemle durulmuş, hicrî I. asrın sonlarına doğru da Kur’an’ın sadece amelî yönünü ele alan müstakil eserler tedvin edilmeye başlanmıştır.
30,00 20,00 t
25,00 17,00 t
Son onlu yıllarda tarihselci yöntemle Kur’an okunmaya ve bir şekilde ideolojilere destek kılınmaya çalışılıyor. Genel fıtratı kavrayıp, açık bir ruh ve akl-ı selim ile hareket etmeyip, herkes kendi çıkarına ve dar kapasitesine, içinde bulunduğu toplumsal biriminin özelliğine dini bir eylem aracı olarak kullanmaya devam ediyor.
26,00 17,00 t
Her medeniyetin tarihsel bir serüveni ve yapı tarzından ve inşasında kullanılan unsurlardan meydana gelen görünür bir bedeni vardır. Bir medeniyetin bu yönlerini incelemek kolaydır. Aslolan bir medeniyetin ruhunu, eğilimlerini, düşüncelerini, inançlarını, içsel çelişkilerini ve gizli ukdelerini incelemek; çeşitli içyapıları ve gizli köşeleri hakkında araştırma yapmak ve özellikle değerlerini ortaya koymaktır.
43,00 28,00 t
Yeni Çağ’ın özelliklerinden biri para ile barışılması, basiretin ve bilginin servet ile barışıdır. İlim servet ile neden barış yapıyor? Çünkü her ikisi ortak bir hedef bulmuşlardı; insanın günlük yaşamda daha fazla faydalanması. Ortak bir hedef buldukları zaman, ister istemez işbirliği yapmalıdırlar ve ilim paranın kutsal olacağı ölçüde kutsal olacaktır.
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
15,00 10,00 t
Semavi kitaplar arasında orijinalliğini koruyan tek kaynak olması hasebiyle Kur’an, tarihin her döneminde farklı açılardan inceleme konusu yapılmıştır. Müslüman bilginler bir yandan onun yüce mesajını insanlara ulaştıracak çalışmalar yaparken diğer yandan lafız olarak tespitini ve sonrakilere aktarılış biçimini ele alan eserler telif etmişlerdir.
12,00 t
Konuşma, beyan ve dil insanın ve insanlığın en önemli özelliklerinden, olmazsa olmazlarındandır. Bu sebeple bir ifade, açıklama, beyan ve iletişim aracı olarak dil, insan, toplum, millet ve bütün insanlık için çok önemlidir, gereklidir. Bütün devirlerde dil olgusuyla ifade ve beyan gerçeğiyle insan ilgisi devam etmiş olmakla birlikte insanlığın kültür ve medeniyet ortaya koyup yazıyı geliştirmesiyle birlikte dille ilgili çalışmalar ortaya çıkmıştır.
12,00 8,00 t
Hz. Peygamber’in neyi, niçin, ne zaman ve nasıl yaptığını ya da söylediğinin tespiti açısından; onun İslam’ı tebliğ ettiği dönemin dinî, siyasî, sosyal ve kültürel yapısını bilmek gerekir. Resûlullah’ın muhatabı olan dönemin kültürü, insanı ve insanî faaliyetleri bilinmeden, Hz. Muhammed’i doğru anlamak mümkün görünmemektedir.
Bu kitabın amacı Hz. Peygamber’i doğru tanıtmaktır.
15,00 10,00 t
Dört Halife Dönemi; Bizans ve Sâsânî devletlerinin İslam Topraklarına dâhil edildiği, İslam’ın çok geniş bir coğrafyaya yayıldığı, Müslümanların farklı din mensuplarıyla ilk defa yoğun olarak karşılaşıp birlikte yaşamaya başladıkları, hayatın her alanında kurumsallaşmaya gidildiği ve daha sonraki dönemlerde müstakil bir disiplin haline gelen dinî ilimlerin temellerinin atıldığı önemli bir zaman dilimidir. Aynı zamanda sözü edilen dönem; Hz. Muhammed’in vefatından sonra binlerce insanın dinden döndüğü, dört halifenin üçünün öldürüldüğü, Cahiliye Dönemine ait kabileciliğin tekrar nüksetmeye başladığı, Cemel, Sıffîn gibi iç çatışmaların yaşandığı ve kendilerinin dışındakileri tekfir edip öldüren Hâricîlerin ortaya çıktığı bir dönemin adıdır. Elinizde ki kitapta, yukarıda kısmen belirtilen olumlu ve olumsuz tüm gelişmelerin sebep, seyir ve sonuçları üzerinde durulmaktadır. Amaç, Müslümanlar için önemli bir referans olan Hulefâ-i Râşidîn devrini devrini dinî, siyasî, sosyal, kültürel ve iktisâdî bir bütünlük içerisinde ele almak ve yorumlamaktadır.
26,00 17,00 t
Günümüz dünyası bir taraftan baş döndürücü teknolojik ve bilimsel gelişmeler sergilerken, diğer taraftan insanî değerlerde, ahlakta korkunç bir kaos yaşanmaktadır. Akıl, gazap ve şehvet kuvvelerine yaratılış bakımından sınır koymayan insanoğlu bu duygularını düzenleyici ilahî prensiplerden yoksun olmasından dolayı ifrat ve tefrit arasında bocalayarak kendisine, çevreye, topluma ve tüm insanlığa zarar verecek eylemler yapmaktadır. İnsanın aç gözlülüğü ve hırsı geçtiğimiz bir asır içinde dünyayı bir çok defa kana bulamış, sevginin değil, nefret ve düşmanlığın acı meyvelerini ortaya çıkarmıştır. Sevgisini Allah’tan ve ve onun en güzel şekilde yarattığı insandan uzaklaştırıp materyalizmin etkisinde kalarak teknolojinin cansız nesnelerine yöneltmiştir. Çağımızda sonsuz bir potansiyele sahip insan sevgisinin yanlış yönlere kanalize edildiği görülmektedir. İslam dininin mensupları arasında dahi sevgi tam anlamıyla anlaşılabilmiş değildir.
İşte “Kur’an’ın Önerdiği İdeal İnsan Modelinin Oluşmasında Sevginin Rolü” isimli bu çalışma, insanlığın bu sorununa akademik anlamda bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle insanlık Kur’an’ın sunduğu ideal insan modeline ihtiyaç duymaktadır. Bu modelin ortaya çıkması için de tevhid inancı merkezli Allah, insan ve çevre sevgisinin iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır.
30,00 20,00 t
Bir kefesinde samimiyet ve bir kefesinde disiplin taşıdığımız çalışma ölçüsü, yaptığımız işlerin iyi yönde anlatılmasını, güzel ifadelerle konuşulmasını sağlarken, belki de hayatımızdaki dönüm noktalarından biriyle buluşturur bizi.
Ezber bozan insanların, yaşadıkları sokaktan mahalleye, şehirden ülkeye ve en nihayetinde haritada yerleri gösterilemeyen coğrafyalara değer katma arzusu ve insanlığa karşı sorumluluk bilinci size de sirayet ettiğinde, bunun, sizin için neden bir dönüm noktası olduğunu anlarsınız bir anda. Ve ezberiniz bozulur sizin de.
Bu kitapta; Gerede’nin bir köyünde, sadece okulda gördüğü bir atlasta dünya ülkelerine gitmeyi hayal eden bir çocuğun, sonrasında hayallerini değil gerçeği gerçekleştirdiğini, toplumda yardımlaşma ruhunun oluşmasına ve gelişmesine öncü olma isteğini bulacaksınız.
40,00 26,00 t
Kendi kendime: ’’Acaba sonsuza dek insanlığımın ihtişamını koruyabilecek miyim?’’ diye sorarım. Bundan dolayı bütün insanlığın yararına olacak hakikatleri yazmaya çabaladım. Yazdıklarım kalemimin şeffaflığından ve aşkından sizlere sunduğum düşüncelerimdir. Yazarların eserlerinin, parmak izleri gibi, onların ruhlarını yansıttıklarını biliyor muydunuz? Eserdeki bütün cümleler ve konular hayatım boyunca tecrübe edindiğim hakikat ve düşünce dünyasının bir ürünüdür.
İnsanlığın özgürlüğü gayeniz olduktan sonra, güçlü bir şekilde ilerleyecek ve asla yorgunluk hissetmeyeceksiniz. Sadece bir ideoloji veya bir grup insanların faydalanabilmesi için değil bütün insanlığın faydalanacağı şekilde yazıyorum. İnsanlığın saadeti bütün insanlığın ibadeti olmalıdır.
30,00 20,00 t
Devletler arası ilişkilerin eski çağlardan beri bir gelişme içinde olduğu gerçeği, diplomatik temsil konusunu uluslararası hukukun en eski konularından biri haline getirmiştir. Günümüzdeki anlam ve mahiyette olmasa da tarihî süreci ilkçağlara kadar giden diplomatik temsil, dönemin ihtiyaçları ve devletler hukukunun gelişimine paralel olarak zamanla örfî bir uygulama halini almış, sonraki dönemlerde de hukukî statü kazanmıştır. Diplomatik temsilcilerin, görevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için de kendilerine özel bir statüden yararlanma imkânı tanınmıştır. Diplomatik temsilcilerin hukukî statüsü ile temsilcinin yabancı bir devlet ülkesinde görevli olarak bulunduğu sırada kendisine uygulanan hukukî statü kastedilmektedir. Oysaki temsilcinin, kendi ülkesinde bu hukukî statüden istifade etmesi söz konusu değildir.
İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren diplomatik ilişkilere önem verilmiş, sürekli elçilik müessesesi henüz oluşmadığı için elçiler, devletler arası diplomatik temsilin geçici olduğu o dönem teamülü gereği belirli görevleri icra etmek üzere gönderilmiştir. Günümüzde ki fevkalade elçiler ile sadece resmî bir görev için gidip gelen diplomatları andıran bu diplomatik temsil anlayışının, İslam’ın doğduğu ve hukukun tedvin edildiği dönemlerde ki yaygın örften ve dönemsel ihtiyaçtan kaynaklandığı söylenebilir. İslam devletinin, gayrimüslim ülkelerle ilişkilerini hızla geliştirdiği Emevîler döneminde daha karmaşık amaçlar için elçiler gönderilmeye başlanmasına rağmen daimî elçilik müessesine yönelme bu dönemde de mümkün olmamıştır. Abbasîler döneminde ise diplomasi anlayışı, elçilik görevinin tanzimi, üslûbu, faaliyet alanı bakımından oldukça gelişmiş, hatta bu gelişmeler Eyyûbîler ve Memlükler döneminde zirveye ulaşmıştır. Daimî statü kazanıncaya kadar elçiler, görevlerini emân kapsamı dâhilinde yürütmüşlerdir.
40,00 26,00 t
22,00 15,00 t
Siyasi Düşüncenin Oluşumunda Hadislerin Rolü
30,00 20,00 t
Karizma Dindarlığı Şiîlik Üzerine Araştırmalar
10,00 t
Tüm müslüman bölgelerde islami bir uyanış yaşanmakta. Hatta bu evrensel anlamda bir harekete bile dönüşmektedir. Bu kitap islami hareketin dünü ve bugününü inceleyerek önündeki engelleri irdelemektedir.
15,00 t
Konjonktürel şartlar ve toplumsal eğilimlerin bir neticesi olarak İslamcıların dine ve dini kaynaklara yaklaşımı genellikle siyasi, itikadi ve fıkhi öncelikli olmuştur. Bilhassa itikadi ve ameli hükümlerden sonra zikredilmesinden anlaşılacağı üzere ahlaki hükümlere ya hiç sıra gelmemiş ya da en son gelmiştir.



















































































