22,00 15,00 t
1995 Ramazan’ında başlayıp her yıl periyodik olarak devam eden Kur’an Sempozyumlarının artık geleneksel hale gelmesi sevindirici bir durumdur. Gerek bugüne kadar gerçekleştirilen, gerekse önümüzdeki yıllarda, farklı konularla başka vilayetlerde gerçekleştirilecek bu sempozyumlar, Türk halkının derin ve uzun soluklu bilimsel/kültürel programları kaldırabilecek bir düzeye gelmiş olmasının işaretlerini vermektedir.
80,00 52,00 t
Tükiye’de ilk defa Kur’an’ın konularına göre tasnif edilmiş hali, bu kitapta mevcut. On bölüm ve 360 başlık altında Kur’an’ın tamamının tasnifi.
32,00 t
Tabîatı gereği bir toplumun üyesi olarak yaşamak eğiliminde ve mecburiyetinde olan insanlar gibi, devletler de birbiriyle ilişki kurmadan, devlet toplulukları halinde teşkilatlanmadan yaşayamazlar.
22,00 15,00 t
12,00 8,00 t
Şayet, Batı dışındaki toplumlar ve medeniyetler ‘ilerleme’ konusunda bir mesafe katetmemişler veya geri kalmışlarsa bunun sebebi, İnsan’a ve Dünya’ya dair bir kâbus yaşamadıkları ve yaşatmadıkları içindir. Dünyanın diğer coğrafyalarında ortaya çıkmayan veya çıkmaya uygun bir ortam bulamayan Batı’ya egemen olan düşüncenin, niçin Kıta Avrupa’sında ortaya çıktığının sorgulanması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur.
13,00 9,00 t
Mal, insan hayatının önemli dayanağıdır. İnsan hayatı, mal ile devam eder, zira insanın hayatını devam ettirmesinde son derece önemli rol oynayan gıda, giyim, mesken, eğitim vb. öncelikli ihtiyaçların tümü, mala dayanmaktadır.
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
25,00 17,00 t
“İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu, kendilerinden yararlanarak doğru bir şekilde çıkarıp ortaya koyabileceğimiz esaslı iki kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’dir. Bu iki kaynakta bulunan psikolojik kavramlar ve insanın psikolojik tabiatıyla ilgili hususları, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu oluşturmak umuduyla, dikkatle inceledim.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
12,00 t
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın insanlığa bir lütuf olarak gönderdiği ilâhî mesajların sonuncusudur. Onun insanlığa ulaşması yine bir insan olan Peygamberimiz (s.a.v.) aracılığıyla olmuştur.
32,00 21,00 t
Birçok müslüman Kur’an’ı ibadet ve sevap kastıyla okur. Oysaki o bir amaç değil, insana dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren ilahî bir ışık, cehaletin karanlıklarını dağıtan eşsiz bir nur, Hakk’a çağıran ve doğruya ileten yüce bir rehberdir.
30,00 20,00 t
20,00 13,00 t
Hac: İstek, niyet ve yönelme, yani hareket ve aynı zamanda hareket yönüdür. Her şey, kendini kendinden, hayatından ve bütün bağlarından koparmakla başlıyor. Yoksa sen, kendi şehrinde sâkin değil misin? Sükûnet mi? Sükûn mu? Hac, sükunun gidişidir. Hayat, hedefi bizzat kendisi olan şey, yani ölüm. Bir tür soluk alıp veren, can taşıyan ölüm. Murdarca yaşamaksa, bir nevî kokuşmuş var oluş.
15,00 10,00 t
İslam tarihinde sade yaşama yönelik tekelci vurgu, dünyadan el etek çekip zühde eğilim gösterme; en iyi, en ilerici Müslümanın en gerici olmasına sebep oldu. Diğer tarafta ise kapitalizm ve paracanlılıktan yana yorumlar, meşrulaştırmalar, yoldan çıkmış aristokratlığın meşrulaştırılması, altın ve gümüş yığmalar...
46,00 30,00 t
O, inançları uğruna bu yolu tercih etmişti. İnanç bütün hayatını kaplamış ve genç yaşta siyasi ve toplumsal olaylara karışmıştı. Onu bu yola inançları sürüklemişti. Bir an olsun yürümekten geri kalmadı, hiçbir engel ona mani olamadı. Hiçbir davet ve olay, onu bir an olsun tereddüde düşürmedi. Hikâyesi çok uzundur!
Siyasi suçluları ya acı çeksin de teslim olsun diye gurbete sürgün ederler ya da canı yansın diye zindana atarlar. O her ikisine de maruz kalmıştı, gurbette zindana atılmıştı.
16,00 t
Hayat ve ibadet rutin hale getirilmemelidir.
Hakikatler ayrıntıya dikkat edenler tarafından keşfedilebilir.
Zaten hayat an be an ayrıntılılarla inşa edilir.
İbadetlerle ayrıntıya dikkat etmek, hayatı ayrıntılarıyla yaşama anlayışıyla mümkündür.
24,00 16,00 t
Seyyid Cemal’in (Afgani) attığı ilk adımın üzerinden yüz yıl geçti ama kimse ikinci adımı atmadı. Hıristiyanlığa itiraz edileli altı yüz yıl oldu (Protestanlık). Rönesans’ın üzerinden dört yüz yıl geçti. ...Zaman geçip gidiyor. Yeni nesil hızla değiştiriliyor. ...Eğer dini asırlardır alışılagelmişşekil kalıbından kurtaramaz ve onu bir harekete dönüştüremezsek kendisine bir gelenek olarak bağlı kalan yaşlı ve bunak neslin ölümüyle din de ölecektir. Bu kötü düşünceli, şüpheli ve bulanık... kişilerin varlığı (dinin) ölümünü hızlandıracaktır. ...
18,00 12,00 t
Kur’an’ın temel işlevi, insanlar arasındaki ilişkileri, adalet, merhamet, sevgi ve saygı gibi ahlaki ve insani esaslar üzerinde yüceltmek, yaşanılan hayatta zulüm ve hukuksuzluktan eser bırakmamaktır.
30,00 20,00 t
İmanın en büyük imkân olduğuna iman edenler, hayatını imanına şahit kılmak,
gölgeden çıkıp güneşe kavuşmak ve doğrulmak isteyenler için:
Dirilişe Çağrı olan bu kitap; toplum önderlerinin yanı sıra ideali ve iddiası olan her cüretkâr yüreğe, yaşamın farkına ve tadına varmak isteyen her nefese, kendi hayatından daha değerli bir derdi ve değeri olan har cana, cinnet çağını cennet çağına çevirmek isteyen her aşk adamına, imha olan insanın inşasında ben de varım diyen her ruha ve toplumu doğurmak isteyen her ana yürekliye bir sesleniştir.
15,00 t
XX. yy.’ın modern dünyası İkbal’i, İslâm düşüncesinin hem teorisyeni hem de pratiğinin uygulayıcısı olarak karşımıza çıkarmıştı. XXI. yüzyılda ise onun fikirleri ve siyasi düşünceleri İslam toplumlarının yeniden yapılanmaları ve dünya üzerinde saygın bir yer edinmeleri için bir ışık olabilir mi? İkbal’in fikirlerindeki canlılık ve dinamizm, güçlü bir Allah inancı ve Mevlâna’nın rehberliği bu soruya cevap verir niteliktedir. Çünkü bakışları tek taraflı değil, bir yandan Batı düşüncesi öbür yandan İslam ve özellikle tasavvuf düşüncesi kendisine rehberlik eden iki önemli ana koldur. Bu yüzden İkbal’in inancı, yalnız vicdanlarda sıkışıp kalan bir iman değil, hayatın tüm alanlarına canlılık ve dinamizm aşılayan bir imandır.
18,00 12,00 t
İnsanların seçimlerine, giyim kuşamlarına, yeme-içme alışkanlıklarına, zaman ve mekân tasavvurlarına, kısaca yaşama biçimlerine yansıyan dağınıklık, düzeysizlik, basitçe bir zevk meselesi olarak asla değerlendirilemez. Bizce bu durum temelde bir akıl yürütme sorunu olduğu gibi zamanla oluşan bir estetik algı bozukluğu veya estetik yoksunluğu olarak ta görülebilir...
70,00 45,00 t
Doğrusu Afrika’ya ilk adımımı atıncaya kadar Afrika denilince benim de aklıma sadece siyah tenli insanlar, yoksulluk, kıtlık, kızgın çöller ve zamanında yaşanan sömürgecilik gibi konular gelirdi. Afrika’ya ilk adımımı attıktan sonra kara kıtanın bunlara ilaveten çok daha başka bir dünya olduğu gerçeğiyle karşılaştım. Gördüklerim, bildiklerimle asla örtüşmüyordu. Afrika’daki ilk görev yerim olan Sudan’da geçirdiğim üç yılın ardından Kıta hakkındaki kanaatlerim, dünya hayatına bakışım, tasarruf ve israf anlayışım, kısacası Kıta’yla ilgili kavram dünyam tamamen değişti. Sözcüklerin kamuslardaki anlamıyla Afrika’yı resmetmeye yeterli olamayacağını bizzat tecrübe ettim. ‘Afrika anlatılamaz ancak yaşanarak anlaşılabilir’ tezi benim açımdan kesinlik kazandı.....
10,00 7,00 t
Kur’ân-ı Kerîm’de ve onun açıklayıcısı konumunda olan hadislerde dünya hayatını övücü ifadelere rastlamak mümkün olduğu gibi, yerici ifadeleri de müşahede etmek mümkündür. Müslüman ferdin dünya ve ahirete nasıl bir perspektiften bakması gerektiği, yaşamını sürdürürken prensip edineceği ilkeler, hayatını nasıl tanzim etmesi gerektiği, dinin yaşama ne ölçüde etki etmesi gerektiği ve benzeri konulara açıklık getirebilmek amacıyla, bütüncül bir yaklaşımla Kur’ân-ın dünya hayatına bakışının ve dünya hayatının ahiretle münasebetinin ele alınıp incelenmesi ve belirli çıkarsamalarda bulunulması gerekmektedir.
12,00 8,00 t
Hz. Peygamber’in neyi, niçin, ne zaman ve nasıl yaptığını ya da söylediğinin tespiti açısından; onun İslam’ı tebliğ ettiği dönemin dinî, siyasî, sosyal ve kültürel yapısını bilmek gerekir. Resûlullah’ın muhatabı olan dönemin kültürü, insanı ve insanî faaliyetleri bilinmeden, Hz. Muhammed’i doğru anlamak mümkün görünmemektedir.
Bu kitabın amacı Hz. Peygamber’i doğru tanıtmaktır.
15,00 10,00 t
Dört Halife Dönemi; Bizans ve Sâsânî devletlerinin İslam Topraklarına dâhil edildiği, İslam’ın çok geniş bir coğrafyaya yayıldığı, Müslümanların farklı din mensuplarıyla ilk defa yoğun olarak karşılaşıp birlikte yaşamaya başladıkları, hayatın her alanında kurumsallaşmaya gidildiği ve daha sonraki dönemlerde müstakil bir disiplin haline gelen dinî ilimlerin temellerinin atıldığı önemli bir zaman dilimidir. Aynı zamanda sözü edilen dönem; Hz. Muhammed’in vefatından sonra binlerce insanın dinden döndüğü, dört halifenin üçünün öldürüldüğü, Cahiliye Dönemine ait kabileciliğin tekrar nüksetmeye başladığı, Cemel, Sıffîn gibi iç çatışmaların yaşandığı ve kendilerinin dışındakileri tekfir edip öldüren Hâricîlerin ortaya çıktığı bir dönemin adıdır. Elinizde ki kitapta, yukarıda kısmen belirtilen olumlu ve olumsuz tüm gelişmelerin sebep, seyir ve sonuçları üzerinde durulmaktadır. Amaç, Müslümanlar için önemli bir referans olan Hulefâ-i Râşidîn devrini devrini dinî, siyasî, sosyal, kültürel ve iktisâdî bir bütünlük içerisinde ele almak ve yorumlamaktadır.
32,00 21,00 t
Türkiye, son yüzyılda siyasî, toplumsal, dinî, kültürel ve kurumsal açıdan geniş ölçekli yatay ve dikey değişimler yaşamaktadır. Bu değişim sürecinde en çok tartışılan sorunlar din, dinî değerler ve dinî kurumlardır. Din ve dinî kurumlar, Cumhuriyet döneminde, siyasi kutuplaşmaların, siyasî ve hukukî değişim ve dönüşümlerin hep odağında olmuştur. Ulus devletin kurucu kadrosu, Diyanet’e İslam’ın inanç ve ibadetleri konusunda halkı aydınlatmak ve din hizmeti vermek, ibadethaneleri kontrol etmek; İlahiyat’a ise “yüksek diniyat mütehassısları yetiştirmek”, devrimleri desteklemek; hurafeler ve “gerici” akımlarla mücadele etmek gibi bir görev biçmiştir. Seçimlerle işbaşına gelen iktidarlar ve darbe ile yönetime el koyan ihtilalciler, dini ve dindarları bu kurumlar yoluyla kontrol etmeye veya yönlendirmeye çalışmışlardır.
Cumhuriyetin politikasının, zamanla Pozitivist anlayışa kayması, laikliğin din aleyhtarlığı olarak algılanması ve uygulanması, karşısında kayıt dışı bir din anlayışını yaratmıştır. Dinî cemaatleşmeler, şeffaf ve açık olmaktan çıkararak siyasî yapılara veya ticari şirketlere dönüşmüştür. Dinî düşüncenin yenilenememesi ve dinî bilgi ihtiyacının Arap dünyasından yapılan çeviriler yoluyla giderilmeye çalışılması, katı laikçiler ile katı muhafazakarları karşı karşıya getirmiştir.
32,00 21,00 t
Üniversite yıllarında başlayan İslam’ı öğrenme çabalarım bir müddet dergiler, az sayıdaki İslami konu ve kavramları inceleyen kitaplar, ilmihal veya fetva kitapları çevresinde cereyan ediyordu. Okumalarım 1980’li yılların başlarında ise usul, fıkıh, tefsir, hadis, siyer kitaplarına doğru evrildi. Bu okumalar giderek ufkumu açsa da ruhumu doyurmuyor ve tatmin etmiyordu. Ancak sonradan anlıyordum ki bütün kitaplar bir tek kitabı anlamak için okunurmuş ve okuya okuya o kaynağa varılırmış. O kaynak ise vahiyden başkası değilmiş. Önce sözlü vahiy sonra yaratılmış vahiy yani kâinat kitabı. Artık ne okusam ne yazsam merkezde hep o kitap var ve baktığım tüm pencerelerden onun yansımasını görüyor ve değerlendirmeleri hep ona göre yapmaya çalışıyorum. Her şeyi doğru anlayıp anlatıyorum iddiasında değilim. Ama tüm çabam ve yaşama amacım onu anlamak ona uygun bir hayat yaşamak ve onu anlatabilmek uğraşına yöneliktir. Yaptıklarım, yazdıklarım hep o kitaptan anladığım kadardır. Bu kitapta yazdıklarım bazen ideallerim, bazen yaşam tarzımdır. İnanmadığım ve yolunda çaba sarf etmediğim hiçbir hususta söz söylememeye yazı kaleme almamaya çalıştım. Diliyor ve umuyorum ki Rabbim anlayışım ve yaşamımdaki eksikleri samimiyetime bağışlar. Çünkü O Rahmandır ve Rahimdir.
20,00 13,00 t
Temel hak ve hürriyetlerin ahlâkî ve hukukî gücü günümüz toplumlarında, gözlenebilen önemli bir gerçekliktir. Bu değerler, günümüzde, insanlık onurunu koruma hususunda bütün kültürlerde ortak talepler olarak görülür.
İslâm’ın ortaya koyduğu ve insanlara hasrettiği bu hak ve hürriyetler yıllardır kullanılırken, günümüz dünyasının milletlerarası yazılı belgelerle de korumaya çalıştığı hürriyetler konusundaki karnesinin durumu çok iç açıcı olmasa gerektir.
26,00 18,00 t
18,00 12,00 t
18,00 12,00 t
16,00 11,00 t
150,00 105,00 t
Hz Muhammed (3 Cilt)
1- İslam Daveti Mekke
2- Davvetten Devlete Medine
3- Devletten Medeniyete




























































































