15,00 10,00 t
Ey Rabbim!
Alimlerimize sorumluluk, avamımıza ilim, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış, anlamışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza şuur, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, hocalarımıza ve öğrencilerimize inanç, uyumuşlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, tebliğcilerimize hakikat, dindarlarımıza din, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, umutsuzlarımıza umut, zayıflarımıza güç, muhafazakârlarımıza perva, oturmuşlarımıza kıyam, donup kalmışlarımıza hareket, ölülerimize hayat, körlerimize görüş, suskunlarımıza feryat, Müslümanlarımıza Kur’an, Şiilerimize Ali, fırkalarımıza birlik, kıskançlarımıza şifa, kendini beğenmişlerimize insaf, küfürbazlarımıza edep, mücahitlerimize sabır, halkımıza özbilinç ve izzet bağışla
25,00 17,00 t
1995 Ramazan’ında başlayıp her yıl periyodik olarak devam eden Kur’an Sempozyumlarının artık geleneksel hale gelmesi sevindirici bir durumdur. Gerek bugüne kadar gerçekleştirilen, gerekse önümüzdeki yıllarda, farklı konularla başka vilayetlerde gerçekleştirilecek bu sempozyumlar, Türk halkının derin ve uzun soluklu bilimsel/kültürel programları kaldırabilecek bir düzeye gelmiş olmasının işaretlerini vermektedir.
50,00 32,50 t
Eğer benim çizdiğim Muhammed portresinin rengi ve çizgileriyle gözünüze tuhaf geldiğini görür veya başkalarının çizdiği portreye pek benzemediğini fark eder ve onu tanıdık bulmazsanız beni veya zihinlerin gerisine o yaygın resmi çizenleri kötü ressam olarak ilan etmekte hürsünüz. Ama her halükârda ben, yaygın olanın aksine, İslam Peygamberi ile ilgili olarak çizdikleri meşhur “şemayil”i bir model olarak seçmedim; onu bir çırpıda unutmaya çalıştım.
22,00 15,00 t
Felsefe ile kelamın birbirleriyle kıyasıya tartışması ilk önce kelam alimleri tarafından başlatılmıştır.Onlar, tercüme edilen felsefî düşüncelerinin assın zahiri ve özüyle çeliştiğini iddia ederek başta Platon ve Aristoteles olmak üzere ilahiyatçı dedikleri Müslüman filozofları da hedef almışlardır.
28,00 18,00 t
Önceki peygamberlerin evrensel bir risaleti yoktu. Mesih, Yahudi kavminin vaat edilenidir, diğer milletlerin vaat edileni değil. Musa, İsrailoğullarını Firavun ve Kıptilerin esaretinden kurtarmak, onları vaat edilen arza götürmek ve orada hür bir toplum kurmak için gönderilmiştir. Risaleti başladı, ondan başka bir şey yapmadan sonuçlandı. Musa, asla dünyanın bütün kullarını özgürleştirme risalet ve misyonuna sahip olmadı.
20,00 14,00 t
Önceki peygamberlerin evrensel bir risaleti yoktu. Mesih, Yahudi kavminin vaat edilenidir, diğer milletlerin vaat edileni değil. Musa, İsrailoğullarını Firavun ve Kıptilerin esaretinden kurtarmak, onları vaat edilen arza götürmek ve orada hür bir toplum kurmak için gönderilmiştir. Risaleti başladı, ondan başka bir şey yapmadan sonuçlandı. Musa, asla dünyanın bütün kullarını özgürleştirme risalet ve misyonuna sahip olmadı.
46,00 30,00 t
O, inançları uğruna bu yolu tercih etmişti. İnanç bütün hayatını kaplamış ve genç yaşta siyasi ve toplumsal olaylara karışmıştı. Onu bu yola inançları sürüklemişti. Bir an olsun yürümekten geri kalmadı, hiçbir engel ona mani olamadı. Hiçbir davet ve olay, onu bir an olsun tereddüde düşürmedi. Hikâyesi çok uzundur!
Siyasi suçluları ya acı çeksin de teslim olsun diye gurbete sürgün ederler ya da canı yansın diye zindana atarlar. O her ikisine de maruz kalmıştı, gurbette zindana atılmıştı.
26,00 17,00 t
Fatıma hakkında konuşmak çok zordur. Fatıma bir "kadın"dı. islam’ın öngördüğü gibi bir kadındı. Onun çehresinin tasvirini peygamber kendisi resmetmişti. Onu zorluk, fakirlik, mücadele ocağında, kendi derin insanî eğitim merkezinde yetiştirmişti. Onu eşsiz bir insan kılmıştı.
35,00 23,00 t
Ben, kendi dinimi, kendi edebiyatımı, kendi duygularımı, keder ve ızdıraplarımı, dertlerimi ve ihtiyaçlarımı düşündüğüm zaman, gerçekte kendimi düşünüyorum. Benim bireysel değil, toplumsal ve tarihsel özüm, bu kültürün doğup ortaya çıktığı kaynaktır.
26,00 17,00 t
Her medeniyetin tarihsel bir serüveni ve yapı tarzından ve inşasında kullanılan unsurlardan meydana gelen görünür bir bedeni vardır. Bir medeniyetin bu yönlerini incelemek kolaydır. Aslolan bir medeniyetin ruhunu, eğilimlerini, düşüncelerini, inançlarını, içsel çelişkilerini ve gizli ukdelerini incelemek; çeşitli içyapıları ve gizli köşeleri hakkında araştırma yapmak ve özellikle değerlerini ortaya koymaktır.
32,00 21,00 t
Dünya ince bir hesaplamaya göre ve somut bir amaç ve hedef için yaratılmıştır. Eğer böyle bir dünyagörüşüne sahipsem, her adımımda, her davranışımda inceden inceye düşünmem ve bu adımı atmam gerektiği gibi atıp atmadığıma bakmam gerekir. Çünkü ben de bu büyük dünyanın bir parçası, unsuruyum. Her bir zerresi ince bir hesaplama üzerine ve dakik bir hesapla olması gereken yere konmuş büyük bir dünya.
24,00 15,50 t
Dünyanın bugünkü tezadını halletmede bizim yanlışımız, mülhit mücahitleri mümin oturanlar ile kıyaslamamız ve meseleyi çözmekten âciz kalmamızdı. Bu ölçme mantık olarak yanlıştır. Mülhit mücahitler mümin mücahitler ile kıyaslanmalı. O zaman bir mücahit mülhit de zaten itiraf edecektir ki halkın kurtuluşu yolunda canı infak ve kendini îsâr etmek için Allah’a iman, daha uygun bir dünyagörüşü ve daha mantıklı bir altyapıdır.
16,00 11,00 t
“Doğu Medeniyeti” ve “Batı Medeniyeti” ayırımından hareketle, coğrafya merkezli “Doğu Bilimi” veya “Batı Bilimi” diye bir tanımlamanın imkânı var mıdır? Ya da din, kültür, ırk veya medeniyet merkezli, bir “Hıristiyan Bilimi”, “İslam Bilimi”, “Çin bilimi” tanımlaması ne kadar tutarlıdır? Cevap(lar)ı aramak için öncelikle bilgi-değer ilişkisinin nasıl kurulduğuna bakmak gerekir. Bunun için de, kendi başına bağımsız bir gerçekliğin olup olmadığı, gerçeğin belirli paradigmalarla yorumlanmış bir veri olarak araştırmacının ilgisine girdiğinin, dolayısıyla gerçekliğin izafi bir değer olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
16,00 11,00 t
İnzal edilmeye başlanmasından bu yana insanlığa nurlar saçmak ve onları hidayete sevk etmek gibi yüce gayeleri hedef edinen, bu temel prensiplerini insanlar kendisine sımsıkı sarılı olduğu müddetçe tatbik mevkiine koyan ve kıyamet saatine kadar taptaze kalacak olan Kur’an-ı Kerim, günümüze kadar tefsir edilerek gelmiştir.
23,00 15,00 t
Birçok aziz şahsiyet, dünyayı dine tercih etmiştir. Allah adına makam ve mevki kazanarak alıcılara satmışlardır. Halkın ihlâs ve iman merdiveniyle kudret çatısına çıkmışlardır. Mihraptan efendi sarayına terfi etmişlerdir veya hakanın sarayına başlarını uzatmışlardır. Halkın lideri olmaktan vazgeçerek halkın düşmanları önünde diz çökmüşlerdir.
16,00 t
Hayat ve ibadet rutin hale getirilmemelidir.
Hakikatler ayrıntıya dikkat edenler tarafından keşfedilebilir.
Zaten hayat an be an ayrıntılılarla inşa edilir.
İbadetlerle ayrıntıya dikkat etmek, hayatı ayrıntılarıyla yaşama anlayışıyla mümkündür.
24,00 16,00 t
Seyyid Cemal’in (Afgani) attığı ilk adımın üzerinden yüz yıl geçti ama kimse ikinci adımı atmadı. Hıristiyanlığa itiraz edileli altı yüz yıl oldu (Protestanlık). Rönesans’ın üzerinden dört yüz yıl geçti. ...Zaman geçip gidiyor. Yeni nesil hızla değiştiriliyor. ...Eğer dini asırlardır alışılagelmişşekil kalıbından kurtaramaz ve onu bir harekete dönüştüremezsek kendisine bir gelenek olarak bağlı kalan yaşlı ve bunak neslin ölümüyle din de ölecektir. Bu kötü düşünceli, şüpheli ve bulanık... kişilerin varlığı (dinin) ölümünü hızlandıracaktır. ...
48,00 31,00 t
Hakikati açıklama temayülü, aydın olmanın şartlarından biridir sadece. Diğer şart, korkusuz olmak ve sonuçlarından çekinmeksizin aklî araştırma için hazır bulunmaktır. Büyük filozofun ifadesiyle: Var olan her şeyi acımasızca eleştirmek.
40,00 26,00 t
Cezayir’de gizli ordu eliyle şehit edilen, Fransa Sosyalist Partisi’nin sadık aydınlarından ve bilim adamı Albert Meilleur şöyle der: “Yahudiler İslam toplumunda öylesine huzur içinde ve imkanlardan yararlanarak yaşıyordu ki 14 asır boyunca asla Filistin’e dönme ve bir ülkede toplanma fikrine kapılmadılar. Hatta bu dağınıklık halini ekonomik açıdan daha yararlı buluyorlardı. Çünkü İslam’ın toplum ve ekonomisinin kalbinde kendilerine özgürce alan bulabiliyorlar; hukuk, gelenek ve dinleri de İslam’ın tavsiyeleri doğrultusunda saygın kabul ediliyordu.
18,00 t
İslâm dünyasındaki ahlâk felsefesi çalışmaları, Kindî, Farabî, Râzî ve İbn Sina’ya kadar geri gitmekle birlikte bu alanda yazılmış ilk özel ve planlı eser İbn Miskeveyh’e aittir. İbn Miskeveyh’i, daha çok ferdî ahlâk konularının ele alındığı “Tehzibu’l-Ahlâk” adlı eserinden hareketle alanda daha kapsamlı ve felsefî temelleri güçlü eser veren Nasîreddin Tûsî takip etmiştir. Bu bakımdan Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî’si, ahlâk felsefesi veya değişik bir deyişle felsefî ahlâk alanında ferdî ahlâk yanında ev idaresi ve devlet yönetimi gibi sosyal hayatın iki temel sahasını da ele alan ilk ahlâk kitabı olma özelliği taşır.
18,00 12,00 t
Kur’an’ın temel işlevi, insanlar arasındaki ilişkileri, adalet, merhamet, sevgi ve saygı gibi ahlaki ve insani esaslar üzerinde yüceltmek, yaşanılan hayatta zulüm ve hukuksuzluktan eser bırakmamaktır.
50,00 32,50 t
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur.
30,00 20,00 t
İmanın en büyük imkân olduğuna iman edenler, hayatını imanına şahit kılmak,
gölgeden çıkıp güneşe kavuşmak ve doğrulmak isteyenler için:
Dirilişe Çağrı olan bu kitap; toplum önderlerinin yanı sıra ideali ve iddiası olan her cüretkâr yüreğe, yaşamın farkına ve tadına varmak isteyen her nefese, kendi hayatından daha değerli bir derdi ve değeri olan har cana, cinnet çağını cennet çağına çevirmek isteyen her aşk adamına, imha olan insanın inşasında ben de varım diyen her ruha ve toplumu doğurmak isteyen her ana yürekliye bir sesleniştir.
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
16,00 11,00 t
İcmâ’ın çeşitli tanımları vardır. Bunlar arasında yaygın olan bir tanıma göre icmâ, Hz. Peygamber’den sonraki bir asırda ortaya çıkan şer’î bir meselenin hükmü üzerinde aynı asırdaki İslâm müctehidlerinin birleşmesidir. Bilindiği gibi icmâ, İslâm hukukunda Kitap ve Sünnet’ten sonra en kuvvetli delili teşkil eder, yani ümmet için bir hüccettir.
9,00 6,00 t
Bu dört zindan hangisidir?
Belirleyicilik/zorlayıcılık ne demektir?
Bende var olan, ama benim tarafımdan seçilmiş olmayan her durum, her irade, her istek ve her eğilim, bir belirleyiciliğin/cebrin ürünüdür. Belirlenmişlikle yapılan özgürlük savaşı, insanın tabiatta kendisi olmak için, maddi bir olgudan Tanrı’ya doğru gitmek için verdiği savaştır.
11,00 7,00 t
Aydın, tek kelimeyle, içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal mekanda kendi “insanî konumu”nun bilincinde olandır. Bu bilinç, cebrî ve zorunlu olarak ona bir sorumluluk vermiştir.
7,00 4,50 t
Bir varmış
bir yokmuş,
“Tanrı”tan gayrı,
hiçbir şey yokmuş.
Hiç kimse yokmuş.
Tanrı yalnızmış.
Tanrı merhametliymiş,
Tanrı görenmiş,
Tanrı güzelliği sevenmiş,
Tanrı iyiliği sevenmiş,
Tanrı yakışanı sevenmiş,
…
20,00 t
Kur’ân-ı Kerim’in ihtiva ettiği konular oldukça fazladır. Zaten din, ıslah, eğitim, hidayet ve ahlâk kitabı olan Kur’ân’ın sadece belli konuları açıklaması beklenemez. Çünkü Kur’ân, insan ve hayatı bütün yönleriyle ele almaktadır. Bu vakıa Kur’ân’ın konu çokluğunu, muhtevasının zenginlik ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır.
14,00 9,00 t
Ve bir gün bir sivrisinek, evet küçücük bir sinek Nemrut’un onca ihtişamlı saltanatına, kanunlarına, ordularına karşı gelerek burnundan içeri girdi.
Ne olmuştu Uluhiyyet iddiasında bulunan, kendi kendine malik olduğunu zanneden, malı ve mülkü ile kurduğu tağuti düzeni ile gurur duyan Nemrut’a? Şimdi ufacık bir sivrisinek karşısında aciz kalıyordu.
Böylece Allah, ilahlık iddiasında bulunan Nemrutların, yarattıklarından en küçüğünün vereceği zararı dahi gidermekten aciz olduğunu insanlığa gösteriyordu.
15,00 t
XX. yy.’ın modern dünyası İkbal’i, İslâm düşüncesinin hem teorisyeni hem de pratiğinin uygulayıcısı olarak karşımıza çıkarmıştı. XXI. yüzyılda ise onun fikirleri ve siyasi düşünceleri İslam toplumlarının yeniden yapılanmaları ve dünya üzerinde saygın bir yer edinmeleri için bir ışık olabilir mi? İkbal’in fikirlerindeki canlılık ve dinamizm, güçlü bir Allah inancı ve Mevlâna’nın rehberliği bu soruya cevap verir niteliktedir. Çünkü bakışları tek taraflı değil, bir yandan Batı düşüncesi öbür yandan İslam ve özellikle tasavvuf düşüncesi kendisine rehberlik eden iki önemli ana koldur. Bu yüzden İkbal’in inancı, yalnız vicdanlarda sıkışıp kalan bir iman değil, hayatın tüm alanlarına canlılık ve dinamizm aşılayan bir imandır.
14,00 t
Din, insanla birlikte var olmutur. Çünkü söz konusu olan, Yaratıcı ile yaratılmış varlık ilişkisidir. Yaratıcının insanı var ettikten sonra bir müddet için bile olsa başıboş bıraktığı düşünülemez. İnsanlık tarihinde dinsiz yaşamış bir topluma rastlamak mümkün değildir. Din, insan topluluklarının en bariz niteliklerinden biridir. Çeşidi ne olursa olsun fert ve toplumun huzuru için daima gerekli bir müessese olmuş, kendisine ihtiyaç duyulmuş hiçbir zaman da ondan müstağni kalınmamıştır.
15,00 t
Fârâbî, İslâm düşüncesinin önemli bir siması, büyük Türk-İslâm filozofu ve el-Muallimu’s-Sânî diye anıla gelmektedir. Onun yetiştiği ortamdan serdettiği fikirlerine kadar pek çok alanda yüzyıllardır Doğu ve Batı’da pek çok takipçisi bulunmaktadır. Yaşadığı çağın görüş tarzı çerçevesinde mantık, felsefe, siyaset ve musiki gibi felsefenin önemli alanlarında derinlemesine meşgul olmuş ve bu alanda nitelikli pek çok ilk çalışma yapmıştır. Aradan geçen asırlara rağmen hala modern araştırmaların Fârâbî’ye yer ayırması, bilimsel çalışmalara konu olması, eserlerinin bugün hala çeşitli dillere tercüme edilmesi, insanlığı aydınlatmaya ve felsefe yolunda olanlara yol göstermeye devam etmekte olduğunu göstermektedir.
24,00 t
Varlık felsefesi yapan filozofların büyük bir çoğunluğunun, aynı zamanda doğrudan veya dolaylı olarak da varlık mertebeleri problemiyle yolu kesişmiştir. Filozofların varlığı felsefî bir problem olarak ele almalarının düşünce tarihi kadar eskiliği bu problemin hala ne kadar yeni olduğunu göstermeye yeterlidir. “Varlık mertebeleri” düşüncesini ele alan filozoflar bu kavramdan, her varlığın varlık alanında kendine uygun görülen yerde yer alması, kendi varlık düzleminde yerini koruması ve varlığını kendi varlık alanında gerçekleştirmesi manasını çıkarmışlardır. Bu tanımlamadan hareketle Varlık mertebeleri, kavramsal ve problematik çerçevede değerlendirildiğinde, İslam ve Batı felsefesi çerçevesinde yaratılış, sudûr nazariyesi ve sudûr’un unsurları, varlık sıralamaları .....
12,00 t
Bu çalışmada bütün dünyayı etkisi altına alan, sosyal hareketlilikler sonucunu doğuran sanayi devrimi, aşamaları ve sonuçları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Kur’an’da değişim ifade eden kelimeler ele alınmış, çeşitli disiplinlerde sosyal değişme ve ilgili kavramların tanım ve açıklamaları kendi kaynaklarından geniş bir şekilde verilmiştir. Olumlu ve olumsuz yönden sosyal değişmeler, Batıda görülen yeni arayışlar ve İslam dünyasına etkileri, oryantalizm ve sömürgecilik, İslam toplumunun değişimi konusunda bazı mülahazalar başlıkları altında incelemeler yapılmıştır. Son olarak bireyin ve toplumun değişme imkân ve kabiliyeti çerçevesinde, değişik konular detaylı olarak ele alınmıştır.
18,00 12,00 t
İnsanların seçimlerine, giyim kuşamlarına, yeme-içme alışkanlıklarına, zaman ve mekân tasavvurlarına, kısaca yaşama biçimlerine yansıyan dağınıklık, düzeysizlik, basitçe bir zevk meselesi olarak asla değerlendirilemez. Bizce bu durum temelde bir akıl yürütme sorunu olduğu gibi zamanla oluşan bir estetik algı bozukluğu veya estetik yoksunluğu olarak ta görülebilir...



















































































