50,00 32,50 t
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur.
30,00 20,00 t
İmanın en büyük imkân olduğuna iman edenler, hayatını imanına şahit kılmak,
gölgeden çıkıp güneşe kavuşmak ve doğrulmak isteyenler için:
Dirilişe Çağrı olan bu kitap; toplum önderlerinin yanı sıra ideali ve iddiası olan her cüretkâr yüreğe, yaşamın farkına ve tadına varmak isteyen her nefese, kendi hayatından daha değerli bir derdi ve değeri olan har cana, cinnet çağını cennet çağına çevirmek isteyen her aşk adamına, imha olan insanın inşasında ben de varım diyen her ruha ve toplumu doğurmak isteyen her ana yürekliye bir sesleniştir.
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
14,00 9,00 t
Ve bir gün bir sivrisinek, evet küçücük bir sinek Nemrut’un onca ihtişamlı saltanatına, kanunlarına, ordularına karşı gelerek burnundan içeri girdi.
Ne olmuştu Uluhiyyet iddiasında bulunan, kendi kendine malik olduğunu zanneden, malı ve mülkü ile kurduğu tağuti düzeni ile gurur duyan Nemrut’a? Şimdi ufacık bir sivrisinek karşısında aciz kalıyordu.
Böylece Allah, ilahlık iddiasında bulunan Nemrutların, yarattıklarından en küçüğünün vereceği zararı dahi gidermekten aciz olduğunu insanlığa gösteriyordu.
30,00 20,00 t
İslam dininin değişmez iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’in anlaşılmasına ve yorumlanmasına yönelik İslam dünyasında zamanla farklı anlayış ve yönelişler ortaya çıkmıştır. İslami ilimlerin gelişim sürecinde nassları yorumlamada rivayet ve dirayet ekolleri şeklinde iki farklı yaklaşımın hem Sünnî hem de Şiî literatürde ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiî dünyada hâkim mezhep haline gelen İmâmiyye ekolünde bu iki temel anlayış, ahbârî/rivayetçi ve usûlî/dirayetçi diye isimlendirilmiştir. Şia’nın siyasi anlamda İslam dünyasında etkin olduğu ve Şia’nın temel kaynaklarının yazıldığı hicri 4. asrın ikinci yarısı ile 5. asrın ilk yarısı, usûlî anlayışın güçlenmeye başladığı bir dönemdir. Usûlî geleneğin en güçlü temsilcilerinden biri olan Şerîf el-Murtazâ, eldeki Kur’an metninin otantik/sahih olduğunu ifade etmiş ve Şia’nın tahrifçi Kur’an tasavvurunu reddetmiştir. İşte elinizdeki bu eser; yaşadığı dönemde Şia’nın Kur’an anlayışında dönüşüm gerçekleştirerek katkı sunmuş Şiî bir âlim olan Murtazâ’nın Kur’an tasavvurunu ve yorum yöntemini ortaya koymaya çalışmaktadır. Böylelikle Şia’nın gerek Kur’an tasavvurunun gerekse tefsir anlayışının yekpare bir yapı arz etmediği ortaya çıkacaktır. Murtazâ’nın yorum yönteminin incelenmesi, aynı zamanda Şia’nın usûlî tefsir geleneğinin bir çeşit belirlenmesi anlamına da gelmektedir.
30,00 20,00 t
25,00 t
15,00 t
Başlangıçta adı "Tevhid İlmi" olan İslam kelamının başlıca meselelerinin incelendiği bu kitap, 19.yy. İslami uyanışının bir ürünüdür. Bilgi kaynakları, Allah’ın sıfatları ve nübüvvet konusunda tatmin edici bilgi ve düşünce birikimine ihtiyaç hissediyorsanız bu kitapta fazlasıyla bulacaksınız.






















































