16,00 10,00 t
Bütün amacı insanlığın tarih içerisindeki görevini yerine getirmesinde ona yardım etmek olan Kur’an’ın ifadeleri, zamanla tersine çevrilerek insanı tarih içinde sorumsuz kılan, onu anlamsız bir teslimiyet ve şahsiyetsizliğin kucağına iten yorumlara maruz bırakılabilmiştir.
24,00 16,00 t
Kur’an; insanı, kendi nefsini ve hassas oluşumunu düşünmeye, araştırmaya sevketmektedir. Nitekim nefsi bilmek Allah’ı bilmeyi sağlar.
20,00 13,00 t
Bu kitabı yazmaktaki amacımız okuyucuda namaz bilincini uyandırmak; namazın zikir muhtevasını idrak ettirmek, bilinçli olarak eda edilen bir namazda okunanların tamamının namazın ruhuna ve amacına uygun olarak zikir anlamını ihtiva etmesini önermek; namazda gerçekleşecek ruh ve beden bütünlüğü ile gerçek diriliğe ermektir
15,00 t
Orta Asya’nın, İslamlaşma Süreci, tarihimizin gerçek mânâda aydınlatılmamış dönemlerinden birisidir. İlmî araştırmalarla yeterince ortaya konulmadığından istismara da müsâittir.
8,00 t
Bugün biz öyle bir zamanda yaşıyoruz ki Modern medeniyetin zaaf noktaları bu zaman diliminde herhangi bir vakitte olduğundan çok daha fazla açığa çıkmış bulunmaktadır. Bu, sadece Batı dünyasının dışında değil Batı’nın kendi içinde de kabul görmektedir. Artık modernite taraftarları bile Batı medeniyetinin evrenselliğinden, umulan sonu gerçekelştirebileceğinden ve insanlığı huzura ulaştırabileceğinden kuşku duymaktadırlar.
22,00 14,00 t
Bu kitabı hazırladığım zaman, düşmanlarımız hâlâ bizi gömmek için mezar kazmakta, İslam ümmeti ise hâlâ tepe taklak yuvarlanmaktadır.
12,00 8,00 t
Şayet, Batı dışındaki toplumlar ve medeniyetler ‘ilerleme’ konusunda bir mesafe katetmemişler veya geri kalmışlarsa bunun sebebi, İnsan’a ve Dünya’ya dair bir kâbus yaşamadıkları ve yaşatmadıkları içindir. Dünyanın diğer coğrafyalarında ortaya çıkmayan veya çıkmaya uygun bir ortam bulamayan Batı’ya egemen olan düşüncenin, niçin Kıta Avrupa’sında ortaya çıktığının sorgulanması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur.
20,00 13,00 t
Temelini Kuran ve sünnetin oluşturduğu ‘hakiki bilgi’, insanlık için vazgeçilmez bir erdemdir. İslam medeniyeti, bu bilgiyi insan ve toplumla buluşturduğu sürece varlığını ve etkinliğini hissettirmiştir. İnsanlığı, layık olduğu haysiyet ve şerefine yaraşır bir biçimde dönüştürmeyi hedef alan İslam dini, Peygamber (a.s.)’ın dünya görüşü demek olan Sünnet’in topluma doğru aktarılması sayesinde bu hedefini gerçekleştirme imkanı bulmuştur.
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
25,00 17,00 t
“İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu, kendilerinden yararlanarak doğru bir şekilde çıkarıp ortaya koyabileceğimiz esaslı iki kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî’dir. Bu iki kaynakta bulunan psikolojik kavramlar ve insanın psikolojik tabiatıyla ilgili hususları, “İslam’ın İnsan Tasavvuru”nu oluşturmak umuduyla, dikkatle inceledim.
10,00 7,00 t
Allah’tan gelerek belirli bir dünya görüşü ve evren tasavvuru ifade eden Kur’an-ı Kerim, insanın bu evren tasavvuru çerçevesinde, düşüncesini ve yaşam biçimini düzenlemesini ister.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
20,00 13,00 t
İbn Teymiyye, sevenleri ve karşıtları arasında hep tartışma ve husumet konusu olagelmiştir. Yandaşları onu bid’atlerle mücadele eden, sünneti yeniden ihya eden bir müceddid olarak; karşıtları ise, sapık, yoldan çıkmış, ehlisünnetin dışına taşmış biri olarak görmektedir.
24,00 15,50 t
Ve işte o zaman bir yazarın eylemi (işi), bir konuşmacının, bir öğretmenin, bir mütercimin, bir ideologun, bir fikir önderinin, bir tarihçinin, bir aydının eylemi konuşmaktır: Ateşli sözlerden oluşan kurşunları düşmanın kara ordusuna yağdırmak, uyuyanları uyandırmak, cehalet gecesinin kara çadırını yırtıp yakmak ve düşünce alevi ile geceyi ateşe vermek, kışı ısıtmak, tek kelimeyle "mesajı" halkın kulağına iletmektir. Tarihleri alt üst eden, zamanları yaratan, medeniyetleri kuran peygamberler mesaj iletmekten başka bir şey mi yapmışlardır? Aydın kimse, zamanın ve toplumun peygamberidir.
30,00 19,50 t
Batı’nın, bütün insanları, öz kültürlerinden, üretken, dinamik, heyecan dolu ve kendini arayan vasıflarından uzaklaştırıp yalvaran, dilenen, zelil ve taklitçi köleler durumuna getirmesi karşısında bugün ne yapmak gerek? Tek çare “öze dönüş”tür.
15,00 10,00 t
İslam tarihinde sade yaşama yönelik tekelci vurgu, dünyadan el etek çekip zühde eğilim gösterme; en iyi, en ilerici Müslümanın en gerici olmasına sebep oldu. Diğer tarafta ise kapitalizm ve paracanlılıktan yana yorumlar, meşrulaştırmalar, yoldan çıkmış aristokratlığın meşrulaştırılması, altın ve gümüş yığmalar...
23,00 15,00 t
Sanat, Allah’ın insana verdiği bir emanettir. Allah bu emaneti, yere, göğe, bütün dağ ve denizlere sundu ama hiçbiri yüklenmedi. Bu ifadeyle anlatılmak istenen, Allah’ın durup “Ey dağ ve gökyüzü! Siz ister misiniz bu emaneti?” demesi ve onların da “hayır!” demeleri, sonra insanın yüklenmesi değildir. Aksine, dağlar ve denizler, yaratıcılık, duyarlılık ve var olandan fazla bir ihtiyaca sahip değildirler. Onlar ne muhtaç olduklarını, ne ıstırap çektiklerini, ne dertli olduklarını, ne de yaratabileceklerini hissederler.
15,00 10,00 t
Ey Rabbim!
Alimlerimize sorumluluk, avamımıza ilim, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış, anlamışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza şuur, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, hocalarımıza ve öğrencilerimize inanç, uyumuşlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, tebliğcilerimize hakikat, dindarlarımıza din, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, umutsuzlarımıza umut, zayıflarımıza güç, muhafazakârlarımıza perva, oturmuşlarımıza kıyam, donup kalmışlarımıza hareket, ölülerimize hayat, körlerimize görüş, suskunlarımıza feryat, Müslümanlarımıza Kur’an, Şiilerimize Ali, fırkalarımıza birlik, kıskançlarımıza şifa, kendini beğenmişlerimize insaf, küfürbazlarımıza edep, mücahitlerimize sabır, halkımıza özbilinç ve izzet bağışla
40,00 26,00 t
İslam’ın beyni kalbine nasıl döndürülebilir? İslamî ilimler, köhne halinden nasıl çıkarılıp şimdiki zamanın başına getirilebilir? Dinî inanç, şu anki geleneksel ve taşlaşmış kalıbından nasıl âzat edilebilir ve ona nasıl özbilinç, bilimsel aydınlık ve aklî mantık verilebilir? Bugün iki parçaya ayrılmış olup yarısı kalıtsal bilinçsiz gelenekler, öteki yarısı ise zamandan geri kalmış ilimler olan İslam’ın binası nasıl yenilenebilir ve onun toplumu nasıl başı ile gövdesi bütünleşmiş, gövdesi canlı, başı uyanık bir toplum haline getirilebilir?
28,00 18,00 t
Önceki peygamberlerin evrensel bir risaleti yoktu. Mesih, Yahudi kavminin vaat edilenidir, diğer milletlerin vaat edileni değil. Musa, İsrailoğullarını Firavun ve Kıptilerin esaretinden kurtarmak, onları vaat edilen arza götürmek ve orada hür bir toplum kurmak için gönderilmiştir. Risaleti başladı, ondan başka bir şey yapmadan sonuçlandı. Musa, asla dünyanın bütün kullarını özgürleştirme risalet ve misyonuna sahip olmadı.
26,00 17,00 t
Fatıma hakkında konuşmak çok zordur. Fatıma bir "kadın"dı. islam’ın öngördüğü gibi bir kadındı. Onun çehresinin tasvirini peygamber kendisi resmetmişti. Onu zorluk, fakirlik, mücadele ocağında, kendi derin insanî eğitim merkezinde yetiştirmişti. Onu eşsiz bir insan kılmıştı.
34,00 22,00 t
Tanıma ve anlama meselesi, bilme meselesinden ayrı bir şeydir. Tanıma ve bilme arasındaki ayrımı bilmeyen biri, ne bir şeyi tanıyabilir, ne de bir şeyi bilebilir, isterse tanınmış bir bilgin, büyük bir allame olsun. Bir kitap ya da bir ekol ile ilgili olarak pek çok şey bilen, ama ne o kişiyi, ne o ekolü, ne de o eseri tanıyan bir sürü insan vardır. İslam âlimlerinden kimileri, İslam’ı tanımaktadırlar. Kimileri ise İslam âlimidirler ama İslam’ı tanımıyor olabilirler. Bunun tersine kimileriyse İslam’ı tanımakla birlikte İslam âlimleri arasında yer almazlar.
28,00 18,00 t
Tanıma ve anlama meselesi, bilme meselesinden ayrı bir şeydir. Tanıma ve bilme arasındaki ayrımı bilmeyen biri, ne bir şeyi tanıyabilir, ne de bir şeyi bilebilir, isterse tanınmış bir bilgin, büyük bir allame olsun. Bir kitap ya da bir ekol ile ilgili olarak pek çok şey bilen, ama ne o kişiyi, ne o ekolü, ne de o eseri tanıyan bir sürü insan vardır. İslam âlimlerinden kimileri, İslam’ı tanımaktadırlar. Kimileri ise İslam âlimidirler ama İslam’ı tanımıyor olabilirler. Bunun tersine kimileriyse İslam’ı tanımakla birlikte İslam âlimleri arasında yer almazlar.
24,00 15,00 t
Bu çalışmanın amacı, modern Arapçada kullanılan deyimlerin yapısal ve anlamsal özelliklerini incelemek ve gerek Arapçanın öğretiminde gerekse kulanımında deyimlerin yerini ve önemini araştırmaktır. Deyimler, üç kategoride incelenmiştir. Bunlar; anlambilim (semantik), kullanımbilim (pragmatik) ve sözdizim (sentaks) kategorileridir. Ayrıca, bağlamın gerektirdiği bazı durumlarda deyimleri oluşturan biçimbirimler (morfemler), biçimbilgisi (morfoloji) ve kökenbilgisi (etimoloji) bakımlarından da irdelenmiştir. Böylece Arapçadaki deyimlerin karakteristik özellikleri, kültürel ve dilsel altyapıları, kullanım yerleri ve sözdizim özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
24,00 15,50 t
Dünyanın bugünkü tezadını halletmede bizim yanlışımız, mülhit mücahitleri mümin oturanlar ile kıyaslamamız ve meseleyi çözmekten âciz kalmamızdı. Bu ölçme mantık olarak yanlıştır. Mülhit mücahitler mümin mücahitler ile kıyaslanmalı. O zaman bir mücahit mülhit de zaten itiraf edecektir ki halkın kurtuluşu yolunda canı infak ve kendini îsâr etmek için Allah’a iman, daha uygun bir dünyagörüşü ve daha mantıklı bir altyapıdır.
16,00 11,00 t
“Doğu Medeniyeti” ve “Batı Medeniyeti” ayırımından hareketle, coğrafya merkezli “Doğu Bilimi” veya “Batı Bilimi” diye bir tanımlamanın imkânı var mıdır? Ya da din, kültür, ırk veya medeniyet merkezli, bir “Hıristiyan Bilimi”, “İslam Bilimi”, “Çin bilimi” tanımlaması ne kadar tutarlıdır? Cevap(lar)ı aramak için öncelikle bilgi-değer ilişkisinin nasıl kurulduğuna bakmak gerekir. Bunun için de, kendi başına bağımsız bir gerçekliğin olup olmadığı, gerçeğin belirli paradigmalarla yorumlanmış bir veri olarak araştırmacının ilgisine girdiğinin, dolayısıyla gerçekliğin izafi bir değer olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
16,00 t
Hayat ve ibadet rutin hale getirilmemelidir.
Hakikatler ayrıntıya dikkat edenler tarafından keşfedilebilir.
Zaten hayat an be an ayrıntılılarla inşa edilir.
İbadetlerle ayrıntıya dikkat etmek, hayatı ayrıntılarıyla yaşama anlayışıyla mümkündür.
43,00 28,00 t
Yeni Çağ’ın özelliklerinden biri para ile barışılması, basiretin ve bilginin servet ile barışıdır. İlim servet ile neden barış yapıyor? Çünkü her ikisi ortak bir hedef bulmuşlardı; insanın günlük yaşamda daha fazla faydalanması. Ortak bir hedef buldukları zaman, ister istemez işbirliği yapmalıdırlar ve ilim paranın kutsal olacağı ölçüde kutsal olacaktır.
30,00 20,00 t
İmanın en büyük imkân olduğuna iman edenler, hayatını imanına şahit kılmak,
gölgeden çıkıp güneşe kavuşmak ve doğrulmak isteyenler için:
Dirilişe Çağrı olan bu kitap; toplum önderlerinin yanı sıra ideali ve iddiası olan her cüretkâr yüreğe, yaşamın farkına ve tadına varmak isteyen her nefese, kendi hayatından daha değerli bir derdi ve değeri olan har cana, cinnet çağını cennet çağına çevirmek isteyen her aşk adamına, imha olan insanın inşasında ben de varım diyen her ruha ve toplumu doğurmak isteyen her ana yürekliye bir sesleniştir.
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
16,00 11,00 t
İcmâ’ın çeşitli tanımları vardır. Bunlar arasında yaygın olan bir tanıma göre icmâ, Hz. Peygamber’den sonraki bir asırda ortaya çıkan şer’î bir meselenin hükmü üzerinde aynı asırdaki İslâm müctehidlerinin birleşmesidir. Bilindiği gibi icmâ, İslâm hukukunda Kitap ve Sünnet’ten sonra en kuvvetli delili teşkil eder, yani ümmet için bir hüccettir.
11,00 7,00 t
Aydın, tek kelimeyle, içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal mekanda kendi “insanî konumu”nun bilincinde olandır. Bu bilinç, cebrî ve zorunlu olarak ona bir sorumluluk vermiştir.
9,00 6,00 t
Eşekleştirme metotlarının birisi doğrudan, diğeri dolaylıdır. Doğrudan eşekleştirme, zihinleri cehalete veya onları saptırmaya zorlamak yani zihinleri cahilliğe, sapıklığa ve azgınlığa sürüklemektir. Dolaylı eşekleştirme ise zihinleri büyük, acil ve hayatî olan haklardan ayırıp onları süslemek suretiyle küçük, önemsiz ve aciliyeti olmayan haklara yöneltmektir.
15,00 10,00 t
Günümüzde, İslâm fıkıh literatüründeki birçok görüş ve içtihat yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda en çok tartışılan meselelerden biri de fukahânın irtidat (İslâm’dan/dinden çıkma) cezası ile ilgili görüşleridir. Bilindiği gibi klasik dönem fukahâsının kahır ekseriyeti, irtidatla ilgili nass, rivâyet ve uygulamalara dayanarak mürtedin cezasının ölüm olduğu kanaatine varmışlardır Fakat İslâmî kaynaklardaki irtidatla ilgili bu nass ve içtihatlar, çağımızda farklı kesimler tarafından şiddetli bir şekilde eleştirilmektedir. Zira din değiştirdiğinden dolayı bir insanı öldürmek, bireyin istediği dini ve felsefi düşünceyi seçme hürriyetini elinden almak olarak algılanmaktadır. ...
20,00 t
Kur’ân-ı Kerim’in ihtiva ettiği konular oldukça fazladır. Zaten din, ıslah, eğitim, hidayet ve ahlâk kitabı olan Kur’ân’ın sadece belli konuları açıklaması beklenemez. Çünkü Kur’ân, insan ve hayatı bütün yönleriyle ele almaktadır. Bu vakıa Kur’ân’ın konu çokluğunu, muhtevasının zenginlik ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır.
15,00 t
Fârâbî, İslâm düşüncesinin önemli bir siması, büyük Türk-İslâm filozofu ve el-Muallimu’s-Sânî diye anıla gelmektedir. Onun yetiştiği ortamdan serdettiği fikirlerine kadar pek çok alanda yüzyıllardır Doğu ve Batı’da pek çok takipçisi bulunmaktadır. Yaşadığı çağın görüş tarzı çerçevesinde mantık, felsefe, siyaset ve musiki gibi felsefenin önemli alanlarında derinlemesine meşgul olmuş ve bu alanda nitelikli pek çok ilk çalışma yapmıştır. Aradan geçen asırlara rağmen hala modern araştırmaların Fârâbî’ye yer ayırması, bilimsel çalışmalara konu olması, eserlerinin bugün hala çeşitli dillere tercüme edilmesi, insanlığı aydınlatmaya ve felsefe yolunda olanlara yol göstermeye devam etmekte olduğunu göstermektedir.















































































