12,00 8,00 t
36,00 23,00 t
Kur’an’ın doğru anlaşılmasında Esbab-ı Nüzul’ün rolü tereddüde mahal bırakmayacak kadar açıktır. Çünkü tarihsel açıdan biz, Kur’an ayetlerinin vahyedildiği zaman diliminde yaşamıyoruz. Bu kitap, hadis tekniklerinin kullanıldığı Esbab-ı Nüzul araştırmalarının iyi bir örneğidir. Bu kitapla, bazı ayetleri daha iyi anlayacak, kendinizi ayetlerin indiği atmosferde hissedeceksiniz
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
20,00 13,00 t
Sosyal adalete, dayanışma ve yardımlaşmaya büyük önem veren Kur’an, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde kardeşlik duyguları içerisinde toplumsal barışı sağlamış olarak yaşamalarını ister.
25,00 17,00 t
Tefsir çalışmaları içinde ilk sırayı fıkhî tefsirler (ahkâm tefsirleri) almaktadır. Kur’an’ın, hemen uygulanması gereken bölümünü ahkâm ayetleri oluşturduğu için onlar üzerinde daha vahyedildiği günden itibaren önemle durulmuş, hicrî I. asrın sonlarına doğru da Kur’an’ın sadece amelî yönünü ele alan müstakil eserler tedvin edilmeye başlanmıştır.
20,00 13,00 t
İbn Teymiyye, sevenleri ve karşıtları arasında hep tartışma ve husumet konusu olagelmiştir. Yandaşları onu bid’atlerle mücadele eden, sünneti yeniden ihya eden bir müceddid olarak; karşıtları ise, sapık, yoldan çıkmış, ehlisünnetin dışına taşmış biri olarak görmektedir.
32,00 21,00 t
Birçok müslüman Kur’an’ı ibadet ve sevap kastıyla okur. Oysaki o bir amaç değil, insana dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren ilahî bir ışık, cehaletin karanlıklarını dağıtan eşsiz bir nur, Hakk’a çağıran ve doğruya ileten yüce bir rehberdir.
30,00 20,00 t
50,00 32,50 t
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur.
15,00 t
Kur’ân, evrenin sahibi Yüce Rabbimizden inen son ilahî mesajın adıdır. Tarihte ilâhi risaletle görevli olarak gönderilen tüm peygamberlere, geliş gayelerini ve kulluk reçetelerini bildiren Rabbimiz, son nebi Hz. Peygamber’e de Kur’ân’ı göndermiş ve onun risalet görevinde peygamberliğinin en büyük kanıtı olmuştur. Nitekim âyette buna vurgu yapılarak “Onunla (Kur’ân ile) en büyük cihadını gerçekleştir” (Furkan:52) hatırlatmasında bulunulmuştur. Bu mübarek kitabımız, ilahî takdir gereği iniş yeri ve zamanı olarak bundan yaklaşık 1500 yıl öncesinde Cezîretu’l-Arap bölgesinde neşvu nemâ bulmuş olsa da, dünyanın neresinde olursa olsun tüm inananlar için nüzulünden bugüne, en büyük kıymete ve kutsiyete sahip olmuştur.
30,00 20,00 t
İslam dininin değişmez iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’in anlaşılmasına ve yorumlanmasına yönelik İslam dünyasında zamanla farklı anlayış ve yönelişler ortaya çıkmıştır. İslami ilimlerin gelişim sürecinde nassları yorumlamada rivayet ve dirayet ekolleri şeklinde iki farklı yaklaşımın hem Sünnî hem de Şiî literatürde ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiî dünyada hâkim mezhep haline gelen İmâmiyye ekolünde bu iki temel anlayış, ahbârî/rivayetçi ve usûlî/dirayetçi diye isimlendirilmiştir. Şia’nın siyasi anlamda İslam dünyasında etkin olduğu ve Şia’nın temel kaynaklarının yazıldığı hicri 4. asrın ikinci yarısı ile 5. asrın ilk yarısı, usûlî anlayışın güçlenmeye başladığı bir dönemdir. Usûlî geleneğin en güçlü temsilcilerinden biri olan Şerîf el-Murtazâ, eldeki Kur’an metninin otantik/sahih olduğunu ifade etmiş ve Şia’nın tahrifçi Kur’an tasavvurunu reddetmiştir. İşte elinizdeki bu eser; yaşadığı dönemde Şia’nın Kur’an anlayışında dönüşüm gerçekleştirerek katkı sunmuş Şiî bir âlim olan Murtazâ’nın Kur’an tasavvurunu ve yorum yöntemini ortaya koymaya çalışmaktadır. Böylelikle Şia’nın gerek Kur’an tasavvurunun gerekse tefsir anlayışının yekpare bir yapı arz etmediği ortaya çıkacaktır. Murtazâ’nın yorum yönteminin incelenmesi, aynı zamanda Şia’nın usûlî tefsir geleneğinin bir çeşit belirlenmesi anlamına da gelmektedir.
10,00 t
Bu eserde Hz. Peygamber’e (s.a.v.) bi’setin ilk yılında nazil olan Kur’an’ın toplam onaltı nüzûl grubu tefsir edilmeye çalışılıyor.
20,00 t
Şüphesiz bazı tefsirlerde ve sayısız Kur’an tarihi kitaplarında sûrelerin nûzul sırası ve ayetlerin konumlarına ilişkin bir takım rivayetler ve düzenlemeler yer almaktadır.
10,00 t
Kur’an’ın mesajını meallerden anlamak zor, tefsir kitaplarından anlamak ise daha da zor. Şimdiye kadar yapılan tefsirler genelde tek tek ayet yorumlarından oluşmakta, üstelik bu eserlerde ancak mütehassısların anlayabilecekleri bir dil kullanılmaktadır.
15,00 t
Kur’an, tüm insanlığa gönderilen evrensel mesajın adıdır. İnanan bir insan için, Kur’an’ı doğru bir şekilde anlama çabasından, ihtiyaç ve sorunları doğrultusunda ona tekrar tekrar yönelme arzusundan daha tabiî ve elzem bir uğraşı alanı olamaz.



























































