22,00 14,00 t
Bu kitabı hazırladığım zaman, düşmanlarımız hâlâ bizi gömmek için mezar kazmakta, İslam ümmeti ise hâlâ tepe taklak yuvarlanmaktadır.
49,00 32,00 t
Elinizdeki eser, Peygamber’in damadı olan Ali’den bahsetmiyor, savaş kahramanı olan Ali’den bahsetmiyor, Peygamber’in sahabesi olan Ali’den bahsetmiyor, dördüncü halife olan Ali’den bahsetmiyor, ilk Şiî imamı olan Ali’den de bahsetmiyor.
Elinizdeki eser, tarihsel Sünnîliğin ve tarihsel Şiîliğin anlatılmasını istediği Ali’yi anlatmıyor.
Kutsal, aşkın ve zihinsel olan mutlak insanî erdemliliği, kendi şahsında somut, nesnel ve yaşayan bir gerçekliğe dönüştüren Ali’den bahsediyor. Yaşayan insana, bana, sana, bize, Müslüman’a tüm insanlığa lazım olan da zaten bu Ali değil midir?
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
22,00 15,00 t
Kadınıyla erkeğiyle sahabe, yüce bir idealin kara sevdalı dava adamları olmuşlardır. İslam’ın asırlarca varlığını devam ettirmesi için gönüllerinde sevdaları, akıllarında idealleri, ellerinde, dillerinde Kitap ve Sünnetin mesajları ile ilahi davetin ilk mümessilleri olarak, memleket tanımına hapsolmadan Hicaz’dan Yemen’e, Suriye’den Mısır’a, Anadolu’dan Kuzey Afrika’ya beşerî coğrafyayı karış karış dolaşarak hak davanın bayrağını taşımışlardır. Bu sebeple Hz. Peygamber’in dostu ve dava arkadaşları olan sahabe hakkında konuşurken gereken hassasiyet gösterilmelidir. Ancak Hz. Peygamber’in vefatından sonra başlayan süreçte onları birleştiren neydi? Onları ayrıştıran ne olmuştu? Onları uzlaştıran, anlaştıran, kaynaştıran dinamikler ile onları ayrıştıran, çatıştıran dinamikler serinkanlılıkla ele alınmalı, buradan tüm Ümmet’in ibret alacağı dersler çıkarılmalıdır. Elbette bu, kazma kürekle çalışan bir madenci üslubuyla değil, bir sanatkâr hassasiyet ve zerafetiyle yapılmalıdır. Hedef, tarihe mal olan acıları depreştirmek olmamalı, tam tersine çıkarılan sonuçlar, bizler için, ümmet için ibret levhaları haline getirilmelidir.
25,00 t
Süfyan es-Sevrî, mezheplerin teşekkül etmeye başladığı hicrî II. Asırda iz bırakan, mezhep sahibi fıkıh alimlerinden birisidir. Sevrî’nin kendi adıyla anılan bu fıkhî mezhep hicri VII. Asra kadar varlığını devam ettirmiş ve zamanla çeşitli siyasî, sosyal vb. Sebeplerle etkisini yitirmiştir. Bişr el-Hafî, Hamdun el-Kessâr en-Neysâbûrî, Cüneyd el-Bağdâdî gibi önemli mutasavvıfların ve Dînever şehrinden bir grubun onun mezhebine tâbi olduğu söylenir. Süfyan es-Sevrî’nin, rivayet ettiği hadisler gibi fıkhî görüşleri de kısa zamanda bütün İslam dünyasına yayılmış ve onun adıyla anılan mezhep yaklaşık beş asır boyunca meşhur fıkıh mezheplerinden biri halinde varlığını sürdürmüştür. Sevrî mezhebi hicrî V. Yüzyıla kadar Bağdat ve çevresiyle Şam’da, hicrî VII. Yüzyıl sonlarında kadar Dinever, Kazvin, Cürcan, İsfahan ve Horosan bölgesinde özellikle Dinever ve çevresinde etkili olmuştur. Bu çerçevede Süfyan es-Sevrî’nin mezhebini benimseyenleri tanımlamak üzere “Sevrî” ya da “Süfyânî” nisbeleri yaygın bir biçimde kullanılmıştır...
15,00 t
Başlangıçta adı "Tevhid İlmi" olan İslam kelamının başlıca meselelerinin incelendiği bu kitap, 19.yy. İslami uyanışının bir ürünüdür. Bilgi kaynakları, Allah’ın sıfatları ve nübüvvet konusunda tatmin edici bilgi ve düşünce birikimine ihtiyaç hissediyorsanız bu kitapta fazlasıyla bulacaksınız.
















































