20,00 13,00 t
Muhammed İkbal, verimli İslâm kültürünün insanlık toplumuna armağan ettiği en parlak fikrî ve insanî simalardan birisidir.
İslâm, insan ruhunun çeşitli boyutlarının tamamında büyük insan’ı inşa etmiştir. Büyük insanlık ailesi, seçkin şahsiyetlerinin birçoğunu İslâm’a borçludur ve İkbal bunlardan birisidir.
49,00 32,00 t
Elinizdeki eser, Peygamber’in damadı olan Ali’den bahsetmiyor, savaş kahramanı olan Ali’den bahsetmiyor, Peygamber’in sahabesi olan Ali’den bahsetmiyor, dördüncü halife olan Ali’den bahsetmiyor, ilk Şiî imamı olan Ali’den de bahsetmiyor.
Elinizdeki eser, tarihsel Sünnîliğin ve tarihsel Şiîliğin anlatılmasını istediği Ali’yi anlatmıyor.
Kutsal, aşkın ve zihinsel olan mutlak insanî erdemliliği, kendi şahsında somut, nesnel ve yaşayan bir gerçekliğe dönüştüren Ali’den bahsediyor. Yaşayan insana, bana, sana, bize, Müslüman’a tüm insanlığa lazım olan da zaten bu Ali değil midir?
26,00 17,00 t
Fatıma hakkında konuşmak çok zordur. Fatıma bir "kadın"dı. islam’ın öngördüğü gibi bir kadındı. Onun çehresinin tasvirini peygamber kendisi resmetmişti. Onu zorluk, fakirlik, mücadele ocağında, kendi derin insanî eğitim merkezinde yetiştirmişti. Onu eşsiz bir insan kılmıştı.
35,00 23,00 t
Ben, kendi dinimi, kendi edebiyatımı, kendi duygularımı, keder ve ızdıraplarımı, dertlerimi ve ihtiyaçlarımı düşündüğüm zaman, gerçekte kendimi düşünüyorum. Benim bireysel değil, toplumsal ve tarihsel özüm, bu kültürün doğup ortaya çıktığı kaynaktır.
26,00 17,00 t
Her medeniyetin tarihsel bir serüveni ve yapı tarzından ve inşasında kullanılan unsurlardan meydana gelen görünür bir bedeni vardır. Bir medeniyetin bu yönlerini incelemek kolaydır. Aslolan bir medeniyetin ruhunu, eğilimlerini, düşüncelerini, inançlarını, içsel çelişkilerini ve gizli ukdelerini incelemek; çeşitli içyapıları ve gizli köşeleri hakkında araştırma yapmak ve özellikle değerlerini ortaya koymaktır.
27,00 17,50 t
Acaba İran İslam’ı kabul etmek için hazır mıydı ve İslam öğretisine ihtiyacın zamanı mıydı, değil miydi? Acaba İslam öğretisi, yedinci yüzyılda İran toplumunun ihtiyaçlarıyla uyumlu muydu; yahut bir diğer ifadeyle, İran’ın, peşinden koşacağı bir yitiği var mıydı, vardıysa acaba onu İslam’ın çehresinde görmüş müydü?
43,00 28,00 t
Yeni Çağ’ın özelliklerinden biri para ile barışılması, basiretin ve bilginin servet ile barışıdır. İlim servet ile neden barış yapıyor? Çünkü her ikisi ortak bir hedef bulmuşlardı; insanın günlük yaşamda daha fazla faydalanması. Ortak bir hedef buldukları zaman, ister istemez işbirliği yapmalıdırlar ve ilim paranın kutsal olacağı ölçüde kutsal olacaktır.
50,00 32,50 t
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur.
11,00 7,00 t
Aydın, tek kelimeyle, içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal mekanda kendi “insanî konumu”nun bilincinde olandır. Bu bilinç, cebrî ve zorunlu olarak ona bir sorumluluk vermiştir.
13,00 8,50 t
Marks, zeki ve güçlü bir yazardır; ancak bir mucit değildir. O, sosyal sınıf kavramını Saint Simon’dan, mülkiyetin reddi konusunu önceki komünistlerden, Avon ve Proudhon gibilerden, materyalizmi Feuerbach’dan, diyalektiği ise üstadı Hegel’den almış ve bu ikisini birleştirip demiştir ki materyalizmde, yani maddenin asaletinde, maddecilikte, bütün insanî ve tabiî olguların tahlili, madde esasına dayanır ve bu yaklaşıma göre maddenin genel yasası diyalektik yöntemle yapılır. Bu, idealist mantığın aksine, maddî dünyanın realist mantığıdır (diyalektik mantık).
25,00 17,00 t
Hukuk tarihi boyunca af kadar tartışma konusu yapılmış çok az hukuk müessesesi vardır. Adalet sisteminde merhamet duygusuna yer vermek gerekir mi? Topluma, bireylere ve insanî değerlere karşı acımasızca suç işleyenler affedilerek cezadan kurtulurlarsa toplumsal barış ve huzuru korumak mümkün olur mu? Bireylere karşı işlenen suçları devletin affetmesi, suç ve ceza siyaseti açısından isabetli midir? Bu ve benzeri pek çok soru günümüz af hukukunun hâlâ çok önemli tartışma konularıdır. Ülkemizde çıkarılan af kanunlarının, toplumun adalete olan güvenini nasıl zedelediğini ve her seferinde nasıl bir toplumsal travmaya neden olduğunu yaşayarak bilmekteyiz.
14,00 9,00 t
12,00 8,00 t
Hz. Peygamber’in neyi, niçin, ne zaman ve nasıl yaptığını ya da söylediğinin tespiti açısından; onun İslam’ı tebliğ ettiği dönemin dinî, siyasî, sosyal ve kültürel yapısını bilmek gerekir. Resûlullah’ın muhatabı olan dönemin kültürü, insanı ve insanî faaliyetleri bilinmeden, Hz. Muhammed’i doğru anlamak mümkün görünmemektedir.
Bu kitabın amacı Hz. Peygamber’i doğru tanıtmaktır.
26,00 17,00 t
Günümüz dünyası bir taraftan baş döndürücü teknolojik ve bilimsel gelişmeler sergilerken, diğer taraftan insanî değerlerde, ahlakta korkunç bir kaos yaşanmaktadır. Akıl, gazap ve şehvet kuvvelerine yaratılış bakımından sınır koymayan insanoğlu bu duygularını düzenleyici ilahî prensiplerden yoksun olmasından dolayı ifrat ve tefrit arasında bocalayarak kendisine, çevreye, topluma ve tüm insanlığa zarar verecek eylemler yapmaktadır. İnsanın aç gözlülüğü ve hırsı geçtiğimiz bir asır içinde dünyayı bir çok defa kana bulamış, sevginin değil, nefret ve düşmanlığın acı meyvelerini ortaya çıkarmıştır. Sevgisini Allah’tan ve ve onun en güzel şekilde yarattığı insandan uzaklaştırıp materyalizmin etkisinde kalarak teknolojinin cansız nesnelerine yöneltmiştir. Çağımızda sonsuz bir potansiyele sahip insan sevgisinin yanlış yönlere kanalize edildiği görülmektedir. İslam dininin mensupları arasında dahi sevgi tam anlamıyla anlaşılabilmiş değildir.
İşte “Kur’an’ın Önerdiği İdeal İnsan Modelinin Oluşmasında Sevginin Rolü” isimli bu çalışma, insanlığın bu sorununa akademik anlamda bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle insanlık Kur’an’ın sunduğu ideal insan modeline ihtiyaç duymaktadır. Bu modelin ortaya çıkması için de tevhid inancı merkezli Allah, insan ve çevre sevgisinin iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır.
60,00 39,00 t
Ahlak olmadan, insanların yöntemi için kanunların kifayetsizliği nasıl bir gerçekse, güzel ahlâkın bir nevi hayata intikali mesabesinde olan âdâb-ı muâşeret olmadan da ahlâkın, bir nazariye olmaktan öteye geçmeyeceği de öyle bir gerçektir. Bu demektir ki, bireysel ve sosyal hayatta âdâb-ı muâşeret olmadan ahlâkın, ahlâk olmadan da kanunların fert için dünya ve ahiret saadetini temin edebileceğini söylemek pek mümkün gözükmemektedir.
Bir toplumda, adap ve erkâna riâyet edilmiyorsa, orada ahlâkın varlığından bahsedilemeyeceği gibi; âdâb-ı muâşeret ve ahlâka önem verilmeyen cemiyetlerde, insana, dolayısıyla hukuka saygıdan, nizam ve intizamdan bahsetmek de mümkün olmaz.
Bu sebeple Âdâb-ı Muâşeret; insana, cemiyet içerisinde saygın bir birey olarak yaşayabilmek için lazım olan nezâket kurallarını öğreten, insanî ilişkilerde uyulacak ölçülü ve nazik davranışların şeklini ortaya koyan, şahsı toplum içerisinde erdemli ve hürmete lâyık kılan söz, iş ve davranış biçimlerini kapsayan önemli bir disiplindir.
15,00 t
Bu eserin temel özelliği, yöntem açısından bugünkü bilimsel yaklaşımlara benzer bir yaklaşım sergilemesi; bireysel gelişim ve erdemlilik, eğitim-öğretim, sosyo-ekonomik, politik ve kültürel yapıyla ilgili bir çoğu günümüz toplumları için de geçerli olabilecek bir fikrî muhteva ve ifade gücüne sahip olmasıdır.
15,00 t
Çağımızın, bizi bütün yanlardan istila etmiş bulunan haz, tüketim, kendine ve evrene yabancılaşma, varoluş sıcaklığı ve yakıcılığının farkında olamama; global bir kimlik anaforu ve inşası içinde özgün kimlik yitimlerine uğrama ve yokoluş... gibi kasırgaları içinde, fert ve toplum olarak kesintisiz bir diriliş ve diriltiş (ihyâ) makamında olduğumuz gayet açıktır.



























































