12,00 8,00 t
15,00 10,00 t
İslam coğrafyasının değişik bölgelerinde farklı adlarla ortaya çıkan çağdaş dinî akımlar, pek çok araştırmacının ve araştırma merkezlerinin dikkatini çekti. Bunun üzerine yüzlerce makale ve eser kaleme alındı. Maalesef yapılan araştırmalarda bu olgu farklı kavramlar altında ve farklı yöntemler doğrultusunda incelendi.
20,00 13,00 t
Kelâmcıların oluşturduğu atom teorisi, İslâm düşüncesinin kendine özgü paradigması içinde özel bir konuma sahiptir ve Allah-âlem ilişkisi konusunda bazı İslâm filozoflarının savundukları kâinatın ezelîliği fikrine karşı, bu fikri çürütmek amacıyla geliştirilerek sistemli hale getirilmiş bir teoridir
160,00 100,00 t
Kur’an, üzerinde dura dura okunup özümsenerek anlaşılsın ve yaşansın diye yaklaşık yirmi üç yılda pasajlar hâlinde, bölüm bölüm indirilmiştir. Amacı, eğitim ve öğretim yoluyla insanın değerini ve kalitesini yükseltip daha sonra “Âdil bir toplum” ve “İnsanlar için çıkartılmış en iyi/en medenî bir toplum” şeklinde nitelendirilip örnek gösterilecek olan yeryüzünün, gerçekten bağımsız ve en medenî toplumunu vücuda getirmektir. Abdullah İbn Mes’ud, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Ömer gibi birden fazla sahabe demiştir ki: “Biz Kur’an’ı on ayet on ayet okurduk; her on ayeti iyice okumadan ve özümseyip yaşamadan yeni bir on ayet almazdık.” Onların bu sözleri de Kur’an-ı Kerim’i, tilâvetin hakkını vererek, indiriliş amacına ve yöntemine uygun olarak okuduklarını ve özümseyerek yaşadıklarını ifade etmektedir. Biz de surelerin sıralanışında, sahabenin, -teşbihte hata olmasın- ilk mektepten, hatta anaokulundan başlayıp üniversiteden mezun oluncaya kadar kademe kademe devam eden eğitim ve öğretim sürecini göz önünde bulunduran ve onların mümin kişiliklerini ve adalet vasfıyla birlikte en medenî niteliklerini derece derece inşa edip insanlık kalitelerini yücelten indiriliş yöntemini esas aldık ve sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmeye çalıştık.
32,00 21,00 t
Birçok müslüman Kur’an’ı ibadet ve sevap kastıyla okur. Oysaki o bir amaç değil, insana dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren ilahî bir ışık, cehaletin karanlıklarını dağıtan eşsiz bir nur, Hakk’a çağıran ve doğruya ileten yüce bir rehberdir.
100,00 65,00 t
Türkiye’deki Şimdiye Kadar Hazırlanan En Geniş Kapsamlı
Türkçe-Arapça Sözlük
• 71.000 Kelime
• 1248 Sayfa
12,00 8,00 t
Arapça öğrenimine ilginin gün geçtikçe arttığı ülkemizde son yıllarda çeşitli materyaller yayımlanmaktadır. Bildiğim kadarıyla bugüne kadar Arapçanın eşdizimleri ve kullanımları alanında ülkemizde bir çalışma yapılmamıştır. Elinizdeki bu çalışma, politika, ekonomi, tıp vb. konularda yaygın olarak kullanılan belirli sayıdaki eşdizimlerin İngilizce ve Arapçalarının cümle içerisindeki kullanımları ile türkçe karşılıklarını ele almaktadaır. Arapçasını geliştirmek isteyen orta düzey öğrencilerine yararlı olacağını düşündüğüm bir kaynaktır.
Prof. Dr. Emrullah İŞLER
24,00 15,00 t
Bu çalışmanın amacı, modern Arapçada kullanılan deyimlerin yapısal ve anlamsal özelliklerini incelemek ve gerek Arapçanın öğretiminde gerekse kulanımında deyimlerin yerini ve önemini araştırmaktır. Deyimler, üç kategoride incelenmiştir. Bunlar; anlambilim (semantik), kullanımbilim (pragmatik) ve sözdizim (sentaks) kategorileridir. Ayrıca, bağlamın gerektirdiği bazı durumlarda deyimleri oluşturan biçimbirimler (morfemler), biçimbilgisi (morfoloji) ve kökenbilgisi (etimoloji) bakımlarından da irdelenmiştir. Böylece Arapçadaki deyimlerin karakteristik özellikleri, kültürel ve dilsel altyapıları, kullanım yerleri ve sözdizim özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
14,00 9,00 t
Zemahşerî, Arap olmadığı, yani Arapçayı sonradan öğrendiği halde Arapça olarak kaleme aldığı tefsiri, ilim dünyasında geniş bir şöhrete ulaşmış, hatta semantik ve belağî tefsirlerin en önemlisi olarak kabul görmüştür. Yine bunun kadar ilgi çekici diğer bir husus ise, Zemahşerî’nin Mutezilî bir âlim olmasına karşın Ehlisünnet âlimleri üzerinde oluşturduğu etkidir.
12,00 t
Konuşma, beyan ve dil insanın ve insanlığın en önemli özelliklerinden, olmazsa olmazlarındandır. Bu sebeple bir ifade, açıklama, beyan ve iletişim aracı olarak dil, insan, toplum, millet ve bütün insanlık için çok önemlidir, gereklidir. Bütün devirlerde dil olgusuyla ifade ve beyan gerçeğiyle insan ilgisi devam etmiş olmakla birlikte insanlığın kültür ve medeniyet ortaya koyup yazıyı geliştirmesiyle birlikte dille ilgili çalışmalar ortaya çıkmıştır.
15,00 t
Fârâbî, İslâm düşüncesinin önemli bir siması, büyük Türk-İslâm filozofu ve el-Muallimu’s-Sânî diye anıla gelmektedir. Onun yetiştiği ortamdan serdettiği fikirlerine kadar pek çok alanda yüzyıllardır Doğu ve Batı’da pek çok takipçisi bulunmaktadır. Yaşadığı çağın görüş tarzı çerçevesinde mantık, felsefe, siyaset ve musiki gibi felsefenin önemli alanlarında derinlemesine meşgul olmuş ve bu alanda nitelikli pek çok ilk çalışma yapmıştır. Aradan geçen asırlara rağmen hala modern araştırmaların Fârâbî’ye yer ayırması, bilimsel çalışmalara konu olması, eserlerinin bugün hala çeşitli dillere tercüme edilmesi, insanlığı aydınlatmaya ve felsefe yolunda olanlara yol göstermeye devam etmekte olduğunu göstermektedir.
70,00 45,00 t
Doğrusu Afrika’ya ilk adımımı atıncaya kadar Afrika denilince benim de aklıma sadece siyah tenli insanlar, yoksulluk, kıtlık, kızgın çöller ve zamanında yaşanan sömürgecilik gibi konular gelirdi. Afrika’ya ilk adımımı attıktan sonra kara kıtanın bunlara ilaveten çok daha başka bir dünya olduğu gerçeğiyle karşılaştım. Gördüklerim, bildiklerimle asla örtüşmüyordu. Afrika’daki ilk görev yerim olan Sudan’da geçirdiğim üç yılın ardından Kıta hakkındaki kanaatlerim, dünya hayatına bakışım, tasarruf ve israf anlayışım, kısacası Kıta’yla ilgili kavram dünyam tamamen değişti. Sözcüklerin kamuslardaki anlamıyla Afrika’yı resmetmeye yeterli olamayacağını bizzat tecrübe ettim. ‘Afrika anlatılamaz ancak yaşanarak anlaşılabilir’ tezi benim açımdan kesinlik kazandı.....
28,00 19,00 t
15,00 t
Kur’an, tüm insanlığa gönderilen evrensel mesajın adıdır. İnanan bir insan için, Kur’an’ı doğru bir şekilde anlama çabasından, ihtiyaç ve sorunları doğrultusunda ona tekrar tekrar yönelme arzusundan daha tabiî ve elzem bir uğraşı alanı olamaz.






























































