12,00 8,00 t
20,00 t
Nasireddin Tûsî. İslam felsefesine. İbn Sina’nın görüşlerini, yöneltilen eleştirilere karşı savunup şerh ederek katkıda bulunmuştur. Onun bu çabası büyük önem taşır. Tûsî, dünya bilim tarihinde 13. yüzyılın en aktif ve üretken matematik ve astronomi bilgini olarak yerini almıştır. İbn Sina’nın felsefesini savunup açıklamak için yazdığı Şerhu’l-İşârât, bir felsefe klasiği haline gelmiştir.
50,00 32,50 t
Eğer benim çizdiğim Muhammed portresinin rengi ve çizgileriyle gözünüze tuhaf geldiğini görür veya başkalarının çizdiği portreye pek benzemediğini fark eder ve onu tanıdık bulmazsanız beni veya zihinlerin gerisine o yaygın resmi çizenleri kötü ressam olarak ilan etmekte hürsünüz. Ama her halükârda ben, yaygın olanın aksine, İslam Peygamberi ile ilgili olarak çizdikleri meşhur “şemayil”i bir model olarak seçmedim; onu bir çırpıda unutmaya çalıştım.
30,00 19,50 t
Selam sana ey Allah’ın seçkin kulu olan Adem’in vârisi!
Selam sana ey Allah’ın peygamberi olan Nuh’un vârisi!
Selam sana ey Allah’ın dostu olan İbrahim’in vârisi!
Selam sana ey Allah’ın ruhu olan İsa’nın vârisi!
Selam sana ey Ali’nin vârisi, Allah’ın velisi!
49,00 32,00 t
Putperestlik, heykele tapmak değildir; yakuttan, hurmadan, tahtadan, hamurdan yapılan bir heykele ibadet etmek değildir. Putperestlik, sosyal durumu tanrılar ve din aracılığıyla meşrulaştırmaktan ibarettir. İbrahim, putları kırmak ve putperestliğe karşı ayaklanmakla sadece Mezopotamya’nın güneyindeki Ur şehri halkını, Babillileri kurtarmadı. Putperestlik, heykele tapmak değildir; yakuttan, hurmadan, tahtadan, hamurdan yapılan bir heykele ibadet etmek değildir. Putperestlik, sosyal durumu tanrılar ve din aracılığıyla meşrulaştırmaktan ibarettir. İbrahim, putları kırmak ve putperestliğe karşı ayaklanmakla sadece Mezopotamya’nın güneyindeki Ur şehri halkını, Babillileri kurtarmadı.
18,00 t
İslâm dünyasındaki ahlâk felsefesi çalışmaları, Kindî, Farabî, Râzî ve İbn Sina’ya kadar geri gitmekle birlikte bu alanda yazılmış ilk özel ve planlı eser İbn Miskeveyh’e aittir. İbn Miskeveyh’i, daha çok ferdî ahlâk konularının ele alındığı “Tehzibu’l-Ahlâk” adlı eserinden hareketle alanda daha kapsamlı ve felsefî temelleri güçlü eser veren Nasîreddin Tûsî takip etmiştir. Bu bakımdan Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî’si, ahlâk felsefesi veya değişik bir deyişle felsefî ahlâk alanında ferdî ahlâk yanında ev idaresi ve devlet yönetimi gibi sosyal hayatın iki temel sahasını da ele alan ilk ahlâk kitabı olma özelliği taşır.
43,00 28,00 t
Yeni Çağ’ın özelliklerinden biri para ile barışılması, basiretin ve bilginin servet ile barışıdır. İlim servet ile neden barış yapıyor? Çünkü her ikisi ortak bir hedef bulmuşlardı; insanın günlük yaşamda daha fazla faydalanması. Ortak bir hedef buldukları zaman, ister istemez işbirliği yapmalıdırlar ve ilim paranın kutsal olacağı ölçüde kutsal olacaktır.
50,00 32,50 t
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur.
40,00 26,00 t
17-18 Kasım 2012’de İstanbul Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş olan Ali Şeriati Sempozyumu, Türkiye’deki entelektüel ilginin evrenselliğini belgelemesi açısından kayda değer bir kültürel ve entelektüel faaliyet olarak görülebilir. Bu manada özellikle Şiî bir İranlı aydın ve düşünürün Sünnî toplumda fikirleri ve eserleriyle rağbet görmesi ayrıca sevindirici bir gelişmedir. Ali Şeriati’nin kendi ülkesindeki popülaritesinin azami on yıllık bir gecikmeyle 1978’lerden itibaren kitapları vasıtasıyla Türkiye’de de varlık göstermesi, pek az yabancı yazar ve düşünüre nasip olmuş bir ayrıcalıktır.
10,00 6,50 t
Fatıma’nın evinden bir adam çıkar. Yalnız ve kimsesizdir! Bomboştur elleri! Karanlığa ve zulme karşı yürüyüşe geçmiştir. Ölümden başka bir silahı yoktur! Ancak o, “güzel ölme sanatı”nı yaşamdan iyi öğrenmiş bir ailenin çocuğudur.
11,00 7,00 t
Sizden ricam, eğer şu sert sözlerim, iğneleyici, keskin ve net eleştirilerim biraz acı geliyorsa; bu acılığı benim kusurum kabul edin ama bu acı sözlerde bir hakikatin, bir gerçeğin yattığına inanıyorsanız, yabana atmayın. Bu sözlerin acılığı benim, gerçeği sizin olsun. Zira maslahata uygun sözler insana hoş gelir; aldatmak, yalan yanlış uydurmak ve yağcılık kulağa ve gönle hoş gelir. Oysa gerçekler acıdır. Bu nedenle acıyı uyuşturmak, hastalığı gizlemek ve sizi oyalamak yerine, müsaade edin bu hastalığa, bu yaraya parmak basayım ve acı konuşayım, sert söyleyeyim, açık ve gerçekçi olup diyeyim ki:
11,00 7,00 t
Aydın, tek kelimeyle, içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal mekanda kendi “insanî konumu”nun bilincinde olandır. Bu bilinç, cebrî ve zorunlu olarak ona bir sorumluluk vermiştir.
11,00 7,00 t
Hangi Kur’anı Cehaletin elinde mübarek bir şeyden ibaret kalan Kur’an mı? Cinayetle kirlenmiş mızraklara bayrak olarak asılan Kur’an mı? Yoksa çölde dağınık halde yaşayan vahşi kabilelerin çeyrek asırdan daha kısa bir zaman diliminde dünyanın kaderini tayin etmesini, cihanı kuşatan süper güçleri yenilgiye uğratmasını sağlayan ve bir asırdan daha kısa bir sürede beşer tarihinde yeni ve devrimci bir kültür medeniyeti vücuda getirmesini sağlayan Kur’an mı?
9,00 6,00 t
Eşekleştirme metotlarının birisi doğrudan, diğeri dolaylıdır. Doğrudan eşekleştirme, zihinleri cehalete veya onları saptırmaya zorlamak yani zihinleri cahilliğe, sapıklığa ve azgınlığa sürüklemektir. Dolaylı eşekleştirme ise zihinleri büyük, acil ve hayatî olan haklardan ayırıp onları süslemek suretiyle küçük, önemsiz ve aciliyeti olmayan haklara yöneltmektir.
35,00 23,00 t
Elinizdeki kitap, Tûsî ile bazı filozof ve bilgin çağdaşları arasında karşılıklı olarak yazılmış risalelerden oluşan bir derlemedir. Bu derlemenin bize ihsas ettiği en önemli husus, o yüzyılda aslında ne kadar dinamik ve faal bir ilmî ortamın bulunduğu ve felsefe, mantık ve kelam araştırmalarının karşılıklı müzakerelerle geliştirildiği gerçeğidir. Bu yüzyılda bir İbn Sînâ değil, onlarca İbn Sînâ ile karşı karşıya bulunmaktayız. Tûsî dışında Ebherî, Kâtibî, Konevî, İbn Kemmûne, Semerkandî, Urmevî ve Kutbeddin Şirazî gibi birçok filozof felsefe ve mantık alanında ileriki asırlarda tedris edilen ve üzerine şerhler yazılan eserler ortaya koymuşlardı.
40,00 26,00 t
Ahlâk-ı Alâî, klasik ahlâk kitaplarında takip edilen sıraya uygun olarak üç ana bölümden oluşur. Bunlar; ahlâk eğitimini inceleyen “Ahlâk İlmi”, ev idaresinden bahseden “İlm-i Tedbîrü’l-Menzil” ve devlet yönetimi ve siyaset felsefesiyle ilgili olan “İlm-i Tedbîrü’l-Medine” bölümleridir. Sonuç konumundaki “Hatime” bölümünde Eflatun, Aristoteles, Gucduvânî ve Mevlana Celaleddin’in vasiyetleri yer almaktadır. Bu eser, andığımız diğer üç örneğin muhteva ve özünü taşımasının yanında, edebî letafeti, hikâye ve örneklerle öğrenimi kolaylaştırması, yazarının nefis hastalıklarının tedavisini Gazzâlî’nin İhyâ’sından aldığı malzemeyi yeniden harmanlayarak işlemesi ve sevgi bahsini Molla Câmî’den yaptığı iktibaslar yanında kendi özgün donanımıyla yeniden inşa etmesiyle ahlâk düşüncesine özel katkıda bulunmuştur. Kınalızâde, eserinde yer yer Tûsî’nin görüşlerine itiraz etmiş ve özgün açıklamalar yapmıştır. İçki içme adabına eserinde yer vermemesi, kız çocuklarının okutulmasını savunması ve tasavvufta bir eğitim yöntemi olarak zühdü kabul etmesi bunlar arasında sayılabilir. Ahlâk-ı Alâî’nin literatüre katkısını daha çok siyaset felsefesi konusunda görmekteyiz. Siyasetçi-asker ilişkisi ve yöneticilerin sahip olmaları gereken niteliklere dair örneklendirilmiş düşünce ve önerileri günümüz siyaset bilim ve felsefesine de ışık tutar niteliktedir.
30,00 t



























































